Analitik düşüncenin yaygın olmadığı toplumlarda kavramsal tartışmalar da toplumsal olaylar da tamamen karşıtlık ve/veya yandaşlık üzerinden sürdürülür.

Türkiye’de siyasi kamplaşma da, toplumsal olaylara verilen tepkiler de bu metodun yaygın düşünce biçimi olduğunu ortaya koyuyor. Hal böyle olunca bir olayın ya da olgunun olumlu yönleri olabileceği gibi olumsuz yönlerinin de olabileceği gözden kaçırılıyor.

Bu durum kamplaşmayı ve kutuplaşmayı artırırken uzlaşma kültürüne de en büyük darbeyi indiriyor.

Çoğunluğa sahip olan siyasal hareketler ve gruplar bu karşıtlıktan besleniyor ve sürmesini istiyor.

AKP’nin yıllardır ‘biz ve onlar’ ya da ‘bizim dönemimiz-onların dönemi’ söyleminin altında bu gerçek yatıyor.

Mevcut durumdan memnun olanlar zaten bu söyleme gönüllü olarak destek veriyor. Ancak, tereddüt içinde olanlar da bir tercih yapma zorunluluğu ile karşı karşıya bırakılıyor. Ki bu tercih de çoğunlukla bütün şartları mukayese eden bir analizle değil daha çok kabul veya inkar üzerinden inşa edilen gerçeklikle sağlanıyor.

2019’da Türkiye kritik bir seçime gidiyor. ‘Türkiye’nin hangi seçimi kritik değil ki’ diyebilirsiniz ancak gerçekten de Saray rejimi ile pekiştirilen AKP iktidarının sınırsız gücünü sınırlamak için bu seçim ülkenin önündeki en büyük fırsat.

Özellikle İstanbul gibi devasa bir metropolün yönetimini AKP’nin elinden almak, kurulan tek adam rejiminin rant geliri üzerinden finansmanına büyük bir darbe indirecektir.

“İstanbul’u alan Türkiye’yi alır” gibi bir pratik olduğuna göre, İstanbul’un kaybedilmesi de iktidarın kaybedilmesinin ilk işaret fişeği olacaktır.

Tam da böyle kritik bir seçim öncesinde muhalefetin İstanbul adayının kim olacağı en çok merak edilen soru olarak yerini koruyor. İttifak senaryoları göz önünde bulundurulduğunda, aday belirlemenin güçlükleri de ortaya çıkıyor.

Ancak basına yansıdığı kadarıyla CHP İstanbul için “Yıldız” arıyor.

Seçimlerin “yıldız” adayla kazanılacağına yönelik bir strateji ne kadar gerçekçi bu ayrı bir tartışma konusu. Bunun yanı sıra, İstanbul adayının belirlenmesinde her transfer sezonunda “Tribünleri heyecanlandıracak yıldız futbolcu” arayan futbol kulüplerimizin düştüğü duruma düşme riski de var.

Yapılması gereken aday profili üzerinde kafa yorulduğu kadar program ve projeler konusunda da şimdiden kamuoyunun önüne bazı somut verilerle çıkmak. Bunun için de adayın geciktirilmeden açıklanması gerekiyor.

Erdoğan bu seçimde de yine her zamanki taktiği uygulayacak: Karşıtlık yaratacak ne kadar konu varsa kaşımak, “Eski Türkiye-Yeni Türkiye” karşıtlığı içinde eskinin bütün marazlarını hatırlatırken yeninin tüm kusurlarını gizlemek.

Bunu yapacak bir medya gücüne de sahip.

Muhalefetin bu tuzağa düşmemesi gerekiyor.

CHP’nin 7 Haziran 2015 seçimlerinde yaptığı ‘retro’ kampanya, ‘Eski Türkiye’yi özeyenler için sıcak mesajlar veriyordu. Ancak unutulmamalı ki, nasıl ‘Yeni Türkiye’den rahatsız olan bir kesim varsa, ‘Eski Türkiye’ye ait olumsuz anıları olan geniş bir kesim de mevcut.

Seçmenin kahır ekseriyetinin gözü kapalı şekilde ‘Eski Türkiye’yi tercih edeceğini düşünmek büyük bir yanılgı olur.

Nasıl ki bugünün ‘yeni Türkiye’sinden memnun olmayan geniş yığınlar varsa, ‘Eski Türkiye’de haksızlığa uğramış, yok sayılmış, ağır bedeller ödemiş geniş bir kesim de var.

‘Eski Türkiye’nin tüm mirasını sahiplenen bir kampanya ile başarılı olmak mümkün değil. Üstelik tavanda veya tabanda yapılacak bir ittifakla toplumun farklı kesimlerinden oy kaymaları beklendiğine göre, körü körüne ‘Eski Türkiye’ savunusu yapmak AKP’nin elini güçlendirecektir. ‘Yeni Türkiye’de nasıl gözaltılar, yoksulluk, iş cinayetleri, KHK mağdurları ve baskı rejimi varsa, ‘Eski Türkiye’de de, Hayata Dönüş Operasyonu, Beyaz Toroslar, darbeler, işkenceler ve her dönemin bitmeyen sorunu yoksulluk vardı.

7 Haziran 2015 ile 16 Nisan arasında 2.6 milyon kişi oy kullanma çağına geldi. 2019’a kadar yeni seçmen sayısı yaklaşık 2 milyon kişi daha yükselecek. Ve bu gençlerin büyük çoğunluğu ‘Eski Türkiye’yi hatırlamıyor.

Ve gençler, ‘nostalji’ ile değil ‘umut’ ile yaşar. Geleceğin Türkiye’sinin dünden ve bugünden daha yaşanılır bir Türkiye olacağına kim ikna ederse seçimlerin kazananı da o olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.