banner230

banner229

Faşizm mahkemelerine bile dudak uçuklatacak bir adaletsizlik örneği

KESK’e bağlı Eğitim-Sen’in geçtiğimiz ay olaylı geçen genel kurulunda ihraç edilen eğitim emekçisi Pelin Akbaş Yeşil yaşadıklarını anlattı.

Emek Ve Ekonomi 19.12.2020, 20:54
Faşizm mahkemelerine bile dudak uçuklatacak bir adaletsizlik örneği
Toplumsal Haber Merkezi

Geçtiğimiz ay lüks bir otelde gerçekleştirilen Eğitim-Sen 11. Olağan Genel Kurulu’nda skandal bir karara imza atılmış ve bu karar Eğitim-Sen üyeleri de dahil birçok yurttaşın tepkisini çekmişti.

Şu an tutuklu bulunan ve kongrede kendilerini savunma hakkı dahi tanınmayan Yüksel Direnişçileri Nuriye Gülmen, Acun Karadağ, Mehmet Dersulu, Hatay Eğitim-Sen yöneticilerinden Pelin Akbaş Yeşil, Yusuf Mengilli, Eylem Uysal, Sabah Aras ve Ahmet Korkmaz, tüm ‘bu yapılan yanlıştır’ çağrılarına rağmen ihraç edilmişlerdi.

Eğitim-Sen’den ihraç edilenler arasında yer alan öğretmen Pelin Akbaş Yeşil, Eğitim-Sen üyeliğini, vermiş olduğu sendikal mücadeleyi, direnişleri ve Eğitim-Sen tarihinde ‘kara bir leke’ olarak nitelendirilen kongre sürecini değerlendiren bir yazı kaleme aldı.

MARDİN'DE İLK YAPTIĞIM ŞEY EĞİTİM-SEN TABELASI ARAMAKTI
Kaleme aldığı yazıda Mardin’e atanır atanmaz yaptığı ilk işlerden birinin Eğitim-Sen temsilciliğini aramak olduğunu belirten Yeşil “Üniversiteden mezun olduğum yıl bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde çalışmaya başladım. Özel çocukların en ufak bir şey öğrenmesinin sağladığı mutluluk ile ilk kez orada tanıştım. 1 yıl kadar özel eğitim merkezinde çalıştıktan sonra Mardin’e atandım. Bulunduğum ilçeyi dolaşırken ilk yaptığım şey Eğitim Sen tabelası aramak oldu, bulamadım ya da yeterince dikkat edemedim diyordum” ifadelerini kullandı.

Tanıştığı her öğretmene, Eğitim Sen’in temsilciliği var mı? Sorusunu yönelttiği belirten Akbaş, “Bir öğretmen arkadaşım bana temsilcinin numarasını verdi ve ben de aradım. Aday öğretmendim, sözleşmeliydim. Sendikaya üye olmak istediğimi söyleyince temsilci şaşırmış ve şaşkınlığını gizlemeyerek şunu söylemişti; ‘Hocam burada genelde biz öğretmenlerin peşinden koşarız üye yapabilmek için. İlk defa bir öğretmen beni arıyor ve sendikaya üye olmak istediğini söylüyor.’

Üye oldum, çünkü sendikanın mücadele tarihini, ne bedellerde kurulduğunu biliyordum. Bir sendikaya üye olacaksam bu Eğitim Sen olmalı düşüncesindeydim. Orada kaldığım süre boyunca pek çok etkinlikte yer aldım, emek harcadım” dedi.

İki yıl Mardin’de kaldıktan sonra memleketi Hatay'a tayin olduğunu belirten Pelin yazısına şu şekilde devam etti:

Her zaman sendikanın aktif bir üyesi oldum, eylemlerine katıldım, etkinliklerine elimden geldiğince destek sunmaya çalıştım.

12 yıllık meslek hayatımın 11 yılında emek verdiğim sendikada 6 yıl da Hatay Şubenin yürütme kurulu üyesi olarak görev aldım. Kadın sekreterliği görevini yürüttüm. Tüm bunları anlatmamın nedeni, inançla üye olup yıllarca emek verdiğim sendikam ile yollarımızın tüm ahlaki değerlere aykırı şekilde ayrılmış, daha doğrusu hâkim anlayışların kirli oyunları sonucu öyle olmak zorunda bırakılmış olmasıdır.

Bildiğiniz üzere, son genel kurulda Yüksel Direnişçileri Nuriye Gülmen, Acun Karadağ, Mehmet Dersulu ile, direnen ve direniş destekçisi Hatay şube yürütmesinde emek harcamış arkadaşlarım Ayhan Erkal, Yusuf Mengilli, Sabah Aras, Ahmet Korkmaz, Eylem Uysal ile birlikte sendika üyeliğinden ihraç edildik.

Peki bu ihraca gelinceye kadar neler oldu? Daha önce de pek çok şekilde anlatsak da kısaca şöyle özetleyebiliriz, direndik, direnenleri destekledik ve bunun bedelini faşizmle birlikte sendikamız da bizi ihraç ederek ödetti diyebilirim.

GÜLMEN, OHAL VE KHK REJİMİNİ YERLE BİR ETMİŞTİR

6 yıl boyunca yönetiminde bulunduğum Eğitim Sen Hatay şube, 2011 yılından beri direngenliğiyle bilinir. Suriye’ye emperyalist müdahaleye hayır demiş, Genel Merkezin tutumumdan farklı bir tutum sergilemiş, ezilen halklarla taraf olmuştur. Ayrıca iş güvencesi için, kamu emekçilerinin sorunlarının çözümü için, baskılara, cezalara karşı mücadele etmiştir. Bu yükselen direnişten rahatsız olan faşizm, ülkenin dört bir yanında devrimci kamu emekçilerine saldırmış, Hatay'da da dönemin direngen yöneticilerini gözaltına almış, tutuklamıştı. Gözaltı ve tutuklamalar, mücadeleyi bitirememiş, Hatay direnmeye devam etmiştir.

2016’da OHAL’in ilanı ve ardından KHK’ların çıkması ile Hatay Eğitim Sen üye ve yöneticisi 928 kişi ile birlikte açığa alındık. Direngen ruhumuz iş başındaydı, susmadık, faşizme boyun eğmedik, nihayetinde kazandık da. Türkiye’de sürekli direnen ve direnerek tüm açığa alınanları göreve döndüren tek şubedir Hatay. Ayrıca Yüksel’de kimsenin sokağa çıkmaya cesaret edemediği bu süreçte Nuriye Gülmen direniş başlatmış, tüm dünyayı ayağa kaldırmış, OHAL ve KHK rejimini yerle bir etmiştir. Benim de içerisinde bulunduğum Hatay Şube yönetimi, Nuriye Gülmen ile başlayıp büyüyen Yüksel direnişini her koşulda destekledi. Kamu emekçilerinin onurlu mücadele tarihinde yerini alan bu direniş pek tabii ki bir rahatsızlık yaratacaktı.

FAŞİZME KURULMAYAN BARİKAT, DİRENEN ÜYELERE KURULDU

Kim rahatsız olabilir derseniz, en basit cevap elbette faşizm! Ancak görüldü ki, direnmeyip çözümü akil insan olmakta, sınıf mücadelesinden vazgeçmekte bulanlar da bizlere düşman oldular. Kendi konumlanmaları ve sınıf mücadelesinden uzaklaşmaları, çözümü direnişlerde değil, uzlaşmalarda aramaları direnen üyelerine düşmanlaşmayı beraberinde getirdi. Faşizme kurulamayan barikat direnen üyelerine karşı kuruldu. Disiplin soruşturması/ihraç adı altında sendikalarda direnen üye istenmediğini, faşizme de bakın biz onlar gibi düşünmüyoruz, sendikada biz de istemiyoruz! mesajını verdi.

Tüm bunlara ilaveten, yaşadığım baskılar da sürdü. 28 Ekim’de gözaltına alındım, uydurma bir suçlamayla ev hapsiyle cezalandırıldım. Ayağımda elektronik kelepçe ile evimin dışında yapılması gereken işlerimi, temel ihtiyaçların giderilmesini tek başıma karşılayamadığım şu süreçte sendikamdan da ihraç edildim. Belirtmeden geçemeyeceğim, sendikam adeta koşulları fırsata çevirircesine, beni ev hapsinde, Yüksel direnişçilerini de tutuklu iken ihraç etti. Sendikam, tutuklu olan üyelerine, bana sahip çıkması gerekirken direnmenin, direnişlerden yana olmamın bedelini ödetiyordu.

FAŞİZM MAHKEMELERİNE BİLE DUDAK UÇUKLATACAK BİR ADALETSİZLİK

Tutuklu arkadaşlarım gibi ben de kongreye gidemedim. Videoda izlediğim kadarıyla da 3 saniyede “kabul edenler etmeyenler tamam, oy çokluğuyla kabul edilmiştir” şeklinde, tıpkı televizyonda meclis oylamalarında gördüğümüz, eleştirdiğimiz şekilde bir oylama yapıldı. Kaç kişiydi onlar, kimlerdi? Merak ediyorum hayır diyenler de kaç kişiydi, kimlerdi? Kongrede oy kullanmış delege sayısı 193 iken, gerçek bir temsiliyetten söz edilebilir mi? Şimdiye dek sürekli üyelere bilmediğiniz şeyler var, dosyaları genel kurulda açacağız, videoları yayınlayacağız gibi söylemlerde bulundular. Açacakları dosya da yoktu, gösterecekleri görüntü de. Yalnızca aceleleri vardı, kime neyi kanıtlamak istediklerini yorumlarınıza bırakıyorum ancak orada olup da ihracı istenen üyelere de söz vermediler, savunma hakkı tanımadılar. Faşizm mahkemelerine bile dudak uçuklatacak bir adaletsizlik örneği yarattılar.

İhraçların kabul edilemez olduğuna dair yüzlerce kişi imzacı oldu, aydın, akademisyenler ayrıca imza çağrısında bulundu, kongre salonunda konuşma yapanlar da bunu dile getirdi, evet şundan dolayı ihraç edilmeliler diyemedi hiç kimse! Eğitim Sen 11. Genel Kurulu, yalnızca tüzüğü, etik kuralları değil, demokratik ilkeleri de yok sayarak kulaklarını itirazlara tıkamış, kamuoyu görüşünü önemsemeyerek sayısı bile açıklanmayan birkaç kişinin oyu ile ihraçları gerçekleştirmiştir. Aksini iddia edenlere, genel üye toplantısı yapmayı, orada tartışmayı öneriyorum.

Bu ihraç hem ahlaki, hem siyasi, hem de tüzükçe kabul edilebilir değildir! Üyelerden, sendikalardan, aydın ve sanatçılardan, şubelerden gelen tepkilere rağmen hiç bir şey olmamış gibi davranamazlar! Bu karar geri çekilmelidir!

Süren bir dava süreci var. İstinaf mahkemesi genel merkezi haksız, yaptığı uygulamayı hukuksuz bulmuştu! Bu gözardı edilemez!

Bunlardan dolayıdır ki hakkım(ız)daki ihraç kararının kaldırılmalıdır. İhraç edilmeyi kabul etmeyeceğimi, bu utanç verici kararla mücadele edeceğimi, kararın iptali için davacı da olacağımı kamuoyuyla paylaşıyorum.

Yorumlar (0)
13
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 39 81
2. Galatasaray 39 81
3. Fenerbahçe 39 79
4. Trabzonspor 39 68
5. Sivasspor 39 62
6. Hatayspor 39 61
7. Alanyaspor 39 57
8. Karagümrük 39 57
9. Gaziantep FK 39 55
10. Göztepe 39 51
11. Konyaspor 39 49
12. Rizespor 39 48
13. Kasımpaşa 39 46
14. Malatyaspor 39 45
15. Başakşehir 39 45
16. Antalyaspor 39 43
17. Kayserispor 39 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 39 38
20. Gençlerbirliği 39 38
21. Denizlispor 39 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 35 80
2. M. United 35 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 36 64
5. West Ham 35 58
6. Liverpool 34 57
7. Tottenham 35 56
8. Arsenal 36 55
9. Everton 34 55
10. Leeds United 35 50
11. Aston Villa 34 48
12. Wolverhampton 35 45
13. Crystal Palace 35 41
14. Southampton 35 40
15. Burnley 35 39
16. Newcastle 35 39
17. Brighton 35 37
18. Fulham 35 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 36 80
2. Barcelona 36 76
3. Real Madrid 35 75
4. Sevilla 36 74
5. Real Sociedad 36 56
6. Real Betis 35 54
7. Villarreal 35 52
8. Celta de Vigo 36 50
9. Athletic Bilbao 36 46
10. Granada 35 45
11. Osasuna 36 44
12. Cádiz 36 43
13. Levante 36 40
14. Valencia 36 39
15. Deportivo Alaves 36 35
16. Getafe 36 34
17. Huesca 36 33
18. Real Valladolid 35 31
19. Elche 36 30
20. Eibar 35 29