Paradigma genel olarak, ideal bir durum ya da örnek bir şeye bakış tarzı; yargılama ölçütü sağlayan her türlü ideal tip yada model. Paradigma kelimesi Yunanca kaynaklı bir kelime. Paradigma’ya tam uyan Türkçe bir sözcük henüz oturtulamamış. Sözlüğe bakacak olursanız paradigma bir kalıp, örnek, model karşılıklarını almakta. Günlük dilde kullanılan paradigma ile bu tanımlamaları uyuşturmak son derece zor ve bir bakıma mantıksız bile kalabiliyor. İki türlü paradigma sürekli bizimle.

1-Gerçeğin ne olduğu ile ilgili paradigma

2-Nelerin nasıl olması gerektiğini gösteren değerler paradigması.

Bu bağlamda ülkemizdeki ve dünyadaki eğitim sistemi içinde yeni bir tanım oluşturulabilinir. Eğitimde değiş(mey)en paradigmalar. İnsanlığın gelişimine baktığımız zaman bu değişmeyen paradigmaları çok daha net görebiliyoruz. Avcılık ve toplayıcılıkla başlayan insan yaşamı yeni bir ek katmadan yani değişime uğramadan ortalama 2,5 milyon yıl sürmüş. Ardından M.Ö 10.000 lerde Tarım Devrimi geliyor. Tarım devrimi 1790 Sanayi Devrimi’ne kadar sürüyor. Sanayinin gelişmesine ve bilimsel araştırmaların hızlanmasına paralel olarak eğitim sistemi de hızlanıyor. 1980 li yıllarda Enformasyon Devrimi ile birlikte eğitim sistemi daha da hızlanıyor ve bugün yaşadığımız Dijital devrimi gözler önüne seriyor ki ülkemiz baya bir geriliyor.

Ülkemizin eğitimde geldiği noktayı net olarak görmek ve Paradigma Felcinden çıkmamız gerekiyor. Dünya dijital devrini yaşarken ülkemiz sürekli bir kaos ortamında eğitim hayatını sürdürmeye ve inatla bilimsellikten uzaklaşılmaya çalışılıyor. Yok, sınav sisteminin değişmesi, yok sınav sorularının hatalı olması, yok sınav stresi derken gençlerin bir çoğu okulu bırakıyor. Okumaya devam edenler ise nasıl yurt dışına kapak atarım derdinde. Birçok beyin göçü! Ve birçok okul bırakan gençlik! Özellikle İmam hatip okulları çoğalıyor ve her ne hikmetse hiç bir camide kadın imam yokken bu okullara kız çocukları daha çok gönderiliyor. Birçok İmam Hatip okulunda kayıt oranı düşük. Kayıt oranlarını yükseltmek için yapılmayan kalmadı. Yol+servis+ öğlen yemeği hatta yatacak yer bile verilerek kampanyalı satış yapar gibi bu okullar hayatlarını sürdürmekte. İlk çağdan bu yana eğitimin paralel gittiği mantık üretim. Tıpkı bir fabrika gibi tertemiz beyinleri alıyor onlara şekiller veriyor. İktidar sahiplerinin istedikleri hale gelince mezun edip gönderiyor. Direnenler üretim hatası oluyor. Açık liselere ya da velinin durumu iyi ise özel okullarda eğitim hayatlarına devam ediyorlar. Yok, ama durum orta düzeylerde ya da fakirsek kalıplara konulmuş çocuklara dönüştürüyoruz. İşte bu tam olarak birinci tanımdaki “Gerçeğin ne olduğu ile ilgili paradigma.”

Düşünmenin, sorgulamanın hayal bile edilemediği bilimsellikten uzak yepyeni bir eğitim sistemi ile karşı karşıyayız. Medya sayesinde bakış açımız sabit bir görüntüye bağlanıyor. Aynı açıdan baktığımız için yol alamıyoruz. Oysa “Bakış açımız değişirse nesne değişir.(Wayne Dyer)” çocuklarımızın yaşadıklarına, kendi yaşadıklarımıza farklı bakmayı başarıp neden? Nasıl? Gibi soruları sormaya başladığımız an ikinci tez olan paradigmaya yani “Nelerin nasıl olması gerektiğini gösteren değerler paradigması”na geçiş yapıyoruz.

Algı operasyonları ile hayatlarımızla oynuyorlar. Algı; aslında tüm gerçeklerimizin temeliyken, nasıl yönetileceği üzerine pek fazla düşünmüyoruz. Kendi yaratığımız bir gerçekliği doğanın kanunu olarak yaşıyoruz. Aslında yaşadığımız şey, evren’deki çekim kanununu olan Ayna ETKİSİ. Bu kanunun tanımını, “her şey, benzer olanı kendisine çeker” şeklinde ifade etmek mümkün. Evren’de hiç bir şey tesadüf, şans veya şansızlık değildir. Hepimiz seçimlerimizin sonucunu yaşarız.

Bugün eğitim sistemi para piyasasın ürünü haline geldiyse ve çocuklarımız bir fabrika gibi bir kapıdan girip kutulanıp paketlenip çıkartılıyor ise bunda bizlerin de hatası olduğu kesin ancak bu gidişe bir yerlerden başlayıp dur dememiz gerekiyor.

Burada suçlu kim tartışması yaratmak değil derdimiz. Derdimiz sorunu görüp çözümü üretmek. Ve A.Einstein’nın da dediği gibi ”Sorunları onları yaratan düşünce biçimiyle çözemeyiz”. Bunu hatırlayarak problemin değil çözümün bir parçası olmak gerekmekte. Aksi taktirde paradigma felci yaşamamız kaçınılmazdır.

Esen kalın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.