Ankara merkezli düşünce kuruluşu Toplum Çalışmaları Enstitüsü, Türkiye’nin demografik yapısındaki değişimi ve düşen doğum oranlarını ele alan kapsamlı bir araştırma yayımladı. Mehmet Emin Sezgin’in kaleme aldığı “Demografik Krizi Bakım ve İstihdam Ekseninde Yeniden Düşünmek: Türkiye İçin Bir Güvence Çerçevesi” başlıklı çalışmada, doğurganlıktaki düşüşün kadınların isteksizliğinden değil, güvence eksikliği ve ekonomik riskler nedeniyle gerçekleştiği vurgulandı.
Toplam doğurganlık hızı ve ideal çocuk sayısı
Raporda, Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA) verilerine dayanarak, toplumun ideal çocuk sayısının yenilenme eşiği olan 2,1’in üzerinde olduğu belirtildi. Hiç çocuğu olmayan kadınların ortalama 2,6 çocuk istediği, çocuk sayısı arttıkça ideal sayının 3,8’e kadar yükseldiği aktarıldı.
İstihdamdaki kadınların gerçekleşen doğurganlık hızı 1,38 iken, beyan ettikleri ideal çocuk sayısı 2,5–3,0 bandında. Bu durum, kurumsal bakım altyapısı ve istihdam güvencesi eksikliğinin açık göstergesi olarak yorumlandı.
Kadın istihdamında geniş tanımlı işsizlik alarm veriyor
Çalışmada, kadınlarda standart işsizlik oranının %12,6, geniş tanımlı işsizlik oranının ise %30,6 olduğu belirtildi. 20-24 yaş grubundaki genç kadınlarda bu oran %24,7, yükseköğretim mezunu genç kadınlarda %28,9 olarak kaydedildi.
Ev işleri ve bakım sorumlulukları nedeniyle kadınların %42,9’u işgücüne dahil olamıyor. Yaklaşık 1,1 milyon kadın, çalışmaya hazır olmasına rağmen iş aramıyor ve bu “sosyal rezerv” kitlesini oluşturuyor.
İkinci çocukta yaşanan istihdam kırılması
Raporda, demografik istikrar açısından kritik eşik, birinci ve ikinci çocuk arasındaki geçiş süreci olarak belirlendi. Kamu sektöründe çalışan kadınların özel sektöre göre ikinci doğuma geçiş olasılığı daha yüksek. Bu durum, istihdam güvencesinin doğurganlık üzerinde belirleyici etkisini ortaya koyuyor.
Enstitüden çözüm önerisi: “istihdam tamponu” ve “güvence mimarisi”
Enstitü, çözüm olarak işte kalma garantili, düşük maliyetli bakım desteği ve korumalı çıkış mekanizmaları içeren iki aşamalı bir model önerdi. Raporda konuya ilişkin şu ifade yer aldı:
“Mesele ‘çocuk yapmayı teşvik etmek’ değil, ‘kadınları çocuk sahibi olma durumunda çalışma hayatında karşılaşacakları risklerden korumaktır.”
Bu model, 23–27 yaş aralığında ilk doğumu, 28–30 yaş aralığında ikinci doğumu desteklemeyi hedefliyor.
Gelecek 5 yıl için uyarı
Araştırma, 2025 yılı için toplam doğurganlık hızının 1,40 seviyesinde olduğunu, mevcut eğilim sürerse önümüzdeki 5 yıl içinde bu oranın 1,30’un altına inebileceğini vurguladı.
İstihdamda olmayan kadınların doğurganlık hızının 1,72 seviyelerine gerilemesi, meselenin sadece doğum sayısıyla ilgili olmadığını; toplumda yaygın bir güvencesizlik krizi olduğunu gösteriyor.





