Müslümanları küfre düşmekle ve dolayısıyla katletmekle tehdit edenlerin tarihi maalesef İslam tarihi kadar eskidir. Maalesef diyoruz zira darağacı kurmakla pek mahir din cellatları yüzünden, nice masum can yok olup gitmiştir. İfade ettiğimiz gibi bu durum İslam tarihinin kadim bir derdi olmuştur hep.

Bugün kimse kalkıp Hz.Ali’nin Müslümanlığından şüphe etmez sanırım. Onun küfre düştüğünü iddia etmek ise ihtimal dâhilinde bile değildir. Lakin bunu Müslümanlar yapmıştır. Üstelik bir dönem onun yanında alan Hariciler, Sıffın savaşı sonrasında Hz.Ali’yi küfre düşmekle itham edip akabinde de onu öldürmüşlerdir. Yine Hariciler tarafından küfürle itham edilen diğer iki isim; Muaviye ve onun yakınındaki bir kimse olan Amr. b.As’dır. Her iki isme de Hariciler suikast girişiminde bulunur ama başarılı olamazlar.

Egemen yorumca İslam dininin dört büyük mezhebinden biri olarak kabul edilen Hanefiliğin kurucu ismi Ebu Hanife de, yine Müslümanlar tarafından küfür suçlamasına maruz bırakılmıştır. Üstelik bu suçlamayı getirenler arasında mezhep imamlarının olduğu da ifade edilmektedir. Öyle ki bu isimler arasında İmam Malik, Süfyan bin Uyeyne ve Buhari gibi isimlerin olduğu öne sürülmektedir.[1]

Örneğin Buhari’nin Ebu Hanife ile ilgili şöyle söylediği rivayet edilmektedir: “Güvenilmez Adam, (Tarihu’l Kebir, c.8.s81), Sapık Murcie mezhebinin mensubu (Tarihu’l Evsat c.2 s.93), Küfründen dönmesi için iki defa tövbeye çağrılan adam (Kitabu’z Zuafa s.132)[2]

Ebu Hanife ile ilgili söylenenler bunlarla sınırlı değildir. Tarih yazını bu noktada oldukça ibretlik sözlerle doludur. Birlikte okuyalım:

Ehl-i Sunnet için meşhur olan, ünlü Muhaddis, alim ve Fakih, Süfyan bin Uyeyne, Ebu Hanife’nin Ölüm haberi kendisine gelince, kendisi İmam Buhari’den geri kalmayarak şöyle demiştir:
"Allah ona lanet etsin! İslam'ın can damarlarını, bir bir kopardı. Müslümanlar arasında ondan daha şerir biri doğmamıştır." (İbni Abdulbirr, El İntika s.149-150)
İbnül Carud ise Ebu Hanife’yi tanıtırken şu korkunç sözü söylüyor: "Müslüman olup olmadığı tartışmalıdır." (El İntika s.150)
Bir diğer Mezhep İmamı olan İmam Malik ise şöyle demiştir:
"Ebu Hanife, İslam bünyesinde doğan en şerir varlıktır. Bu ümmete, fikirleri yerine kılıçla vursaydı daha iyi olurdu." (El İntika s.150)
Buharinin hocası Ammad b. Seleme, Hadisçi İbni Adiyy İmam-ı Azam’a Şeytan diyenlerden.
İmam-ı Şafii: İstihsan üzerinden kendini Allah yerine koyan kişidir diyor Ebu Hanife için.
İmam Ahmed b. Hanbel: kendisinden hiçbir şey nakledilmez, değmez diyor.
İbni Ebi Şeybe: İmam-ı Azam Yahudidir diyor.
Hadisçi Şerif b. Abdullah : Küfre düşen kafir,
Ukayli: Sahtekar, yalancı, kafir diyor imamımız için.
Sufyan es-Sevri: Zındıklığından dönmesi için iki kez kafirliğinden dönmesi içinse defalarca tövbeye çağrıldı.(Hatib el-Bağdadi 13/382-383)
İmam Malik: Benim için Ebu Hanife'nin sözüyle hayvan pisliği arasında hiçbir fark yoktur. (Hatib el-Bağdadi Tarihu Bağdad.13/411)[3]

Hallac-ı Mansur’u önce küfre düşmekle itham edip, devamında elini ve ayaklarını keserek katletme utancı da yine “Müslümanlara” aittir. Oysa o Mansur hayatını dine vakfetmiş, dinin içerisinde hiçleşmiş, yok olmuş bir kimseydi. “En-el Hakk” deyişi de bu yüzdendi zaten. Gelin görün ki, Hanefi kadısı İbn Bühlûl’ün muhalefetine rağmen, Mâlikî kadısı Ebû Ömer Muhammed b. Yûsuf el-Ezdî tarafından ölüme mahkûm edildi Mansur, Halife Muktedir de bu kararı onadı ve 922 yılında sonsuzluğa uğurlandı.

Osmanlı’nın meşhur Şeyhülislamı Ebu Suud adını bu bahiste ayrıca anmak gerekir. Çünkü Ebu Suud yüzlerce yıl sonra bile Mansur’un darağacına gönderilmesini haklı görür. Dahası Mansur’u savunanların bugün de katledilmesini söyler. Şu fetva ona aittir:

Soru: Birisi, “Hallacı Mansur şeriate göre kâfir olduysa, gerçeğe göre de en yüce mümindir. Gerçekten de Hallac’ın davası doğrudur.” dese ve inancı da bu yönde olsa bu kişiye ne yapılır?

Cevap: Hallacı Mansur’a yapılan yapılır…Öldürülür.

Yunus’un “cennetle” ilgili sözlerini de “küfür” olarak nitelendiren Ebu Suud gelin görün ki, faizli işlem yapan Para vakıflarını mubah sayar, ona göre bu işlemde ve vakıfların varlığında bir sorun yoktur. Peki nerede sorun vardır? “Boza içemezsiniz, zinhar haramdır” der Ebu Suud.

Konu ile ilgili örnekleri çoğaltmak mümkün. Lakin biz Ebu Hanife’nin de dahil olduğu “rey ekolünün” nasıl düşmanlaştırıldığını göstermesi bakımından şu ifadeleri aktararak örnekleri burada noktalamak istiyoruz.

“Ebu Abdullah Ahmed b. Hanbel'in (Mezhep önderi Ahmed b.Hanbel’in oğlu) 'ashabu'r-re'y' hakkındaki kanaati şudur: ..Bunlar, bidatçıdırlar; sapıktırlar; sünnet'e ve esere düşmandırlar; hadisleri iptal ederler ve Rasulullah (s.a)'a karşı çıkarlar; Ebu Hanife'yi ve onun gibi düşünenleri imam edinirler, onların dinini, din edinirler. Rasü1ullah'ın ve ashabının sözlerini bırakıp da, bu görüşe sapanlarınkinden daha açık sapıklık, ne olabilir? . ...Bu görüşlerden birini benimseyen yahut doğrulayan veya ondan memnun olan ya da onu seven kimse sünnet ‘e ters düşmüş, cemaatten ayrılmış, eser'i terkederek ona aykırı beyanda bulunmuş ve bid'ata düşmüştür... ....Ashabu'r-Re'y'e gelince; onlar 'ashabu's-sünne'yi 'nlibite' ve 'haşeviye' diye adlandırılırlar. Bilakis, Allah'ın düşmanı ashabu'r-re'y, 'naibite' ve 'haşeviye'dir; Rasulullah'ın eserlerini ve hadislerini terk edip re'y ile hareket etmişler; din'de istihsan ve kıyas yapmışlardır. Kitab ve Sünnet'e aykın hüküm vermişlerdir. Bunlar, bidatçı, cahil ve sapıktırlar. Yalan ve iftira ile dünyalık kazanmaya çalışmaktadırlar. Allah, hakkı söyleyip, eser'e tabi olan, Sünnet'e sanlan ve salihlere uyan kimseye rahmet etsin.”[4]

Örnekler ortada. Müslümanlar tarih boyunca yine Müslüman din adamlarının fetvalarıyla katledilmiştir. Çünkü din de, hakikatte “fetvacıların” tekelindedir. Çünkü onların her biri adeta başlı başına birer dindir. Lakin biz o “din ölçer” gibi gezen fetvacıları, muktedirlerin, egemenlerin karşısında göremeyiz bir türlü. Fetvacılar iktidarların karşısına çıkmazlar. Onların gücü ancak halka yeter, ancak güçsüzler karşısında din fedaisi kesilir onlar. Bu durum dün de böyleydi, bugün de böyle.

-------------------------------------

[1] Aydın Tonga, Derin İslam, Doğu Kitabevi,

[2] http://medyabar.com/koseyazilari/8622/oyle-bir-kavga-ki-bu-ona-kafir-dedi-o-buna-murted.aspx

[3] A.g.k. Prof. Mehmet Emin Özafşar, Kültür Tarihimizde Rey Eser Çatışması.

[4] Ebu Ya’la’dan aktr: Prof. Mehmet Emin Özafşar, Kültür Tarihimizde Rey Eser Çatışması.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.