Dil

0
116

Dil güzeldir,

Acıtıcıdır,

Korkutucudur,

Tehlikelidir,

İnsanı mutlu etmeye yarar.

*

Birleştiricidir,

Ayrıştırıcıdır,

Sıradandır,

Ayrıcalıklıdır,

Sadedir,

Doğrudur,

Yalancıdır,

Karmaşıktır,

Zehirdir,

Baldır.

Ne şekilde kullanırsan odur dil.

*

Dil…

Düşman kazandırır kendisine,

Hiç ummadığın kadar dostun olur onun sayesinde, bilmem farkında mısınız?

*

Dilin gönüllerde yer edebilmesi için sadece aklı başında konuşmak, bir o kadar da işin içine yüreği katmak gerek.

Yüreğin saflığını,

Kucaklayışını,

Samimiyetini,

Duygusallığını.

*

Hele bir de gücü elinde bulunduranlar:

Dilin o naifliğine,

İnceliğine,

Hassaslığına,

Çekim gücüne dikkat etmeksizin, içindeki;

Onlarca,

Yüzlerce,

Binlerce,

Hatta milyonlarca var olan tedirginliklerinin, kaygılarının gerçekleşmemesi adına;

Hiddeti,

Öfkeyi,

Kini,

Nefreti zamanlı zamansız dillendirerek;

Dilin, o hassas,

Naif,

Sevecen,

Kucaklayıcı,

Sahiplenici,

Koruyucu yanını bırakıp, ha bire:

Tehdit edici,

Ayrıştırıcı,

Üzüntü verici,

Korkutucu yanını,

İnsanları aşağılayan yanını kullananlar, bir gün onları mutlaka hüsrana uğratacağını, nasıl anlamazlar, işte tam da burasını anlamakta zorlanıyorum.

*

Ve her şeye rağmen,

O acımasız,

İnsanı üzen,

Küçük düşüren dilin, bir zaman sonra bumerang gibi kendisine dönüp, kendisine zarar vereceğini nasıl göremezler, aklım almıyor.

*

Ve bugün; gerek 31 mart ve gerekse 23 haziran 2019 seçimlerinde tutturulmuş; “İmamoğlu siyasete yeni bir dil kazandırdı.” deniliyor.

“Yeni bir söylem yerleştirdi.” deniliyor.

Hayır,

O, bugüne kadar var olan dilin; unutulmuş, ihmal edilmiş güzel yanını,

Birleştirici yanını,

Sevgi yananı,

Kardeşlik yanını kullanmayı akıl etti.

Hepsi bu…

*

Zaten millet de en çok dilin bu yanını arıyordu.

Çünkü özellikle de iktidar, dilin bu yanının var olduğunu unutmuştu.

O sadece millete dilin bu yanının da var olduğunu hatırlattı, hepsi bu.

*

Yoksa Ekrem İmamoğlu yeni bir şey keşfetmiş değil.

İstanbullulara var olan dilin insana dokunan yanını hatırlatmıştı.

Onu kullanmıştı.

Onu konuşmuştu.

Kabul gördü.

Ve başardı da.

*

İyi ki de başardı.

İstanbulluya –daha doğrusu dolaylı olarak da tüm Türkiye’ye‘Değerli’ oldukları hatırlatıldı.

‘Önemli’ oldukları hatırlatıldı.

‘Eşit’ ve  ‘Saygın’ oldukları hatırlatıldı.

İnandırdı.

Ve fark ettirdi.

*

İşte o nedenle İstanbullunun ve dolayısıyla da Türkiye’nin gönlünü fethetti.

İmamoğlu İstanbullunun yaşamına ve ruhuna dokunan güzel şeyleri hayata geçirdiği sürece, İstanbullu bu dili asla sahipsiz bırakacağını sanmıyorum.

*

Artık top İMAMOĞLU ve onun çalışma arkadaşlarında,

Onun gönüllülerinde…

Bir Yorum Yazın