Dil

Dil güzeldir,

Acıtıcıdır,

Korkutucudur,

Tehlikelidir,

İnsanı mutlu etmeye yarar.

*

Birleştiricidir,

Ayrıştırıcıdır,

Sıradandır,

Ayrıcalıklıdır,

Sadedir,

Doğrudur,

Yalancıdır,

Karmaşıktır,

Zehirdir,

Baldır.

Ne şekilde kullanırsan odur dil.

*

Dil…

Düşman kazandırır kendisine,

Hiç ummadığın kadar dostun olur onun sayesinde, bilmem farkında mısınız?

*

Dilin gönüllerde yer edebilmesi için sadece aklı başında konuşmak, bir o kadar da işin içine yüreği katmak gerek.

Yüreğin saflığını,

Kucaklayışını,

Samimiyetini,

Duygusallığını.

*

Hele bir de gücü elinde bulunduranlar:

Dilin o naifliğine,

İnceliğine,

Hassaslığına,

Çekim gücüne dikkat etmeksizin, içindeki;

Onlarca,

Yüzlerce,

Binlerce,

Hatta milyonlarca var olan tedirginliklerinin, kaygılarının gerçekleşmemesi adına;

Hiddeti,

Öfkeyi,

Kini,

Nefreti zamanlı zamansız dillendirerek;

Dilin, o hassas,

Naif,

Sevecen,

Kucaklayıcı,

Sahiplenici,

Koruyucu yanını bırakıp, ha bire:

Tehdit edici,

Ayrıştırıcı,

Üzüntü verici,

Korkutucu yanını,

İnsanları aşağılayan yanını kullananlar, bir gün onları mutlaka hüsrana uğratacağını, nasıl anlamazlar, işte tam da burasını anlamakta zorlanıyorum.

*

Ve her şeye rağmen,

O acımasız,

İnsanı üzen,

Küçük düşüren dilin, bir zaman sonra bumerang gibi kendisine dönüp, kendisine zarar vereceğini nasıl göremezler, aklım almıyor.

*

Ve bugün; gerek 31 mart ve gerekse 23 haziran 2019 seçimlerinde tutturulmuş; “İmamoğlu siyasete yeni bir dil kazandırdı.” deniliyor.

“Yeni bir söylem yerleştirdi.” deniliyor.

Hayır,

O, bugüne kadar var olan dilin; unutulmuş, ihmal edilmiş güzel yanını,

Birleştirici yanını,

Sevgi yananı,

Kardeşlik yanını kullanmayı akıl etti.

Hepsi bu…

*

Zaten millet de en çok dilin bu yanını arıyordu.

Çünkü özellikle de iktidar, dilin bu yanının var olduğunu unutmuştu.

O sadece millete dilin bu yanının da var olduğunu hatırlattı, hepsi bu.

*

Yoksa Ekrem İmamoğlu yeni bir şey keşfetmiş değil.

İstanbullulara var olan dilin insana dokunan yanını hatırlatmıştı.

Onu kullanmıştı.

Onu konuşmuştu.

Kabul gördü.

Ve başardı da.

*

İyi ki de başardı.

İstanbulluya –daha doğrusu dolaylı olarak da tüm Türkiye’ye‘Değerli’ oldukları hatırlatıldı.

‘Önemli’ oldukları hatırlatıldı.

‘Eşit’ ve  ‘Saygın’ oldukları hatırlatıldı.

İnandırdı.

Ve fark ettirdi.

*

İşte o nedenle İstanbullunun ve dolayısıyla da Türkiye’nin gönlünü fethetti.

İmamoğlu İstanbullunun yaşamına ve ruhuna dokunan güzel şeyleri hayata geçirdiği sürece, İstanbullu bu dili asla sahipsiz bırakacağını sanmıyorum.

*

Artık top İMAMOĞLU ve onun çalışma arkadaşlarında,

Onun gönüllülerinde…

Eğitimde çöküş

Yazımın başlığını Destek yayınlarından bu günlerde çıkan“Eğitimde Çöküş – İnanç Eksenli Eğitim ve Sonuçları” kitabımın adından aldım. Eğitim nasıl “çökertildi”, yeni öğretim yılına girdiğimiz...

Adli yıl açılışı: Adaletin teslimi

Mevzuata göre adli yıl; her yıl 01 Eylül'den 20 Temmuz'a kadar olan süredir. Adli yıl açılışı Yargıtay Kanununun “Her adli yıl, Ankara'da Yargıtay 1....

Vakıf-Cemaat ve devlet işbirlikleri

İktidarda beşinci dönemini yaşayan AKP hükümetleri, kendilerine taban desteği sağlayan vakıf, dernek ve cemaatlerle “karşılıklı beslenme” esasına dayanan ilişkisini gün geçtikçe perçinledi. Yerel yönetimler...

Bi’ bitmediler

Kripto FETÖ'cüler, Atatürkçülere FETÖ'cü iftirası atmaktan bıkmıyorlar, usanmıyorlar üstelik utanmıyorlar...

Aydın ve Aydınlıların düşmanları

En zeki, akıllı, uyanık, Ateş gibi insanlar çoğunlukla Aydın’dan çıkardı. Hoş hala da öyle… Ondandı, ÖSYM birincilerinin de Aydın’dan olması… Bunun yanında az da olsa, Aydın’da...