Son elli yıldır futbolun içerisinde olan fosilleşmiş kafalar, futbol federasyonunda pastadan pay kapma sırasında döndürülen bir sarmal ile nöbetleşe yer değiştiriyor. Kişiler değişiyor oyunda değişim olmuyor.

Beşiktaş’ı batıran başkan olarak kulüpten kovulan Yıldırım Demirören ansızın akıl ve mantık dışı bir şekilde federasyon başkanı oluyor, Yusuf Namoğlu bir anda MHK başkanı oluyor, birileri 'Erman Toroğlu’nu VAR’ın başına koyalım' diyor, birileri 'Türk futbolunu Fatih Terim kurtarır, Lucescu’yu gönderin, Terim gelsin, Terim oradaki bütün sorunları çözer.' diyor, birileri Fenerbahçe küme düşme potasında iken 'Federasyon Fener’e çalışıyor' diyor, Namoğlu, 'Demirören Fenerbahçe’nin adamı' diyor, son üç yıldır Beşiktaş ve Galatasaray şampiyon iken ve bu sezon Fenerbahçe doğru dürüst galibiyet yüzü görmemişken federasyona Fenerbahçeli demek bu işin medya, basın yayın tarafında yorumcusu olmak, olaylara bu şekilde bakmak, yorumlamak ve yönlendirmek ile bir yere varılamaz.

Sorunları üretenler ile çözümleri bulamazsınız. Türk futbolu kötü yönetiliyor. Bunun sebebi rant ve fosilleşmiş beyinlerdir. Bugün fosilleşmiş beyinlerden medet ummak, kediye yüzme öğretmek ve balığı ağaca çıkarmak kadar aciz bir durumda olduğumuzun kanıtıdır.

Türk futbolunda değişim şarttır.

Değişim yönetim ile başlar. Bu nedenle Ali KOÇ belli kesimlerce desteklenmektedir.

KOÇ'UN AYAĞINI KAYDIRMAK İSTEYENLER ÇOK OLACAKTIR

Ali Koç değişimi, devrimi Cocu ile ve Comolli ile gerçekleştirmek niyetinde ama buna Türk futbolunun fosilleşmiş beyinleri izin vermez. Bu nedenle bir önceki yazımda 'çare YANAL' dedim. Çünkü bu ülkede mağlubiyetlere göğüs geremezsiniz. Yönetimde, kongre üyelerinde ve taraftarın büyük kesiminde fanatizm, şiddet, kavga, kaos, küfür, ortalık karıştırma, rant, hakaret, saygısızlık ile beslenen gruplar ve kişiler var. İşte bunlar ile baş etmeniz kolay değil. Bu zihniyetler Cocu’yu gönderir, peşinden başarısızlık devam ederse Ali Koç’u da gönderir, tabi ki Fenerbahçe’de devrim oluyor, bunu görüyoruz ve anlıyoruz ama bunu yönetebilmek, bu korkunç baskının üstesinden gelmek, inanın çok zor. Bu sebeple Ali Koç, taraftarın önüne kendini atıyor, Cocu’yu korumak için Rize ‘de taraftar ile Beşiktaş maçında taraftar ile burun buruna açıklamalar yapıyor ve özürler diliyor. Bir futbol yorumcusu olarak hangi psikolojide bunu yaptığını anlayabiliyorum ama bu baskılar arttıkça dayanamayacağını düşündüğüm için taraftarın yoğun isteği olan 'Yanal' diyorum ama gönlüm şunu ister, Ali Koç bu baskıları kırsın, Cocu başarılı olsun, Fenerbahçe bu değişimi pozitif yönde sonlandırsın. Belki bu devrim Türk futbolunun kurtuluşu, fosilleşmiş beyinlerin sonu olacak. Belki de yıllarca bunun olmasını bekleyeceğiz. Ali Koç ve tarzını bu yönde destekleyenler olduğu kadar diğer yönü ile bu değişimden olumsuz karşılığını alacaklar olacağından ayağını kaydırmak isteyen de çok olacaktır.

KONYASPOR'A EN AĞIR CEZA VERİLMELİ

Beşiktaş U21 takımı Konya’da U21 maçından sonra darp ediliyor, Fikret Orman çıktı konuştu, bence geç kaldı. Federasyondan konuyla ilgili açıklama henüz yok. Yapılacak çok basit, Konyaspor’u bir alt lige düşüreceksin, bir alt ligin birincisini süper lige alacaksın, Konya’nın aldığı puan ile devam edecek, Konyaspor da bir alt ligde -20, 30, 40 bir yerden başlat, bu kavgaya karışan ve görüntülerde gözüken Konyaspor’lu futbolcuların lisanlarını yırtacaksın, Türk futbolundan sileceksin, Konyaspor’a tarihinin en ağır para cezasını vereceksin. Ceza öyle olmalı ki bundan sonra bu işler tarihe karışmalı, bir daha kimse buna cesaret edememeli “ört, kapat, devam et” zihniyeti bizi bu hallere getirdi, yapanın yaptığı yanına kar kaldı, hak eden, hak ettiği cezayı almadı, hem sümenaltı edildi, kurallar ve adalet kişilere ve kurumlara farklı uygulandı. Hiçbir sistem buna 'dur' demedi. Onun adı Fatih bunun adı Şenol, 'aman bunu es geçelim' ile bu işin yıllardır içinde bulunan başrol oyuncuları ile Türk futbolu bu halde ve biz hala 'Cocu gitsin, Yılmaz gelsin' sloganları atıyoruz. Esas gitmesi gereken “Türk futbolundaki fosil zihniyetler” adamcılık, torpilciliğin prim yaptığı ve hak edene hak ettiği değerin verilmediği bir ülkedeyiz, bütün sistemlerimiz aynı zihniyetler ile yönetilmekte ve ülke ve toplum olarak hep bir bedel ödemek durumunda kalmaktayız.

Bugün VAR sistemini eleştiren var oğlu varlar olacak ve bu sistemi ortadan kaldırmaya çalışanlar da olacak. Çok kısa dönemde yüzlerce hatayı düzeltmiş, doğru kararı bulmuş bir sistemi eleştiriyor çünkü “kara düzen” hoşuna gidiyor, kara düzende istediğini yapabiliyor. VAR’ sistemi bu sene ilk defa uygulanmış, belli bir aşamadan geçmekte. Zamanla çok daha mükemmel sonuçlar verecektir. Bu gelişimi şu şekilde görün. Düne kadar sahalarımız topraktı, çim oldu. Sahalarımızda ışıklandırma yoktu, sırayla hepsinde oldu. Statlarımız rezildi, hepsi yenilendi, antrenman metotlarımız ilkeldi, hepsi bilimsel oldu.

TERİM KARA DÜZENİ SEVER

Kara düzen anlayış ile bu hafta Galatasaray üç puan aldı. Fatih Terim, futbolun kara düzenini sever, çoğu zaman da pozitif sonuç alır. 0-0 giden Antalyaspor maçında uzun boylu stoperi forvet oynatarak gol bulmaya çalıştı, olmadı. Ardından uzun bir ön liberoyu daha forvete ekledi ve son dakikalarda galibiyeti getirdi. Tabi ki galibiyet güzeldir ama modern futbolda olmayan bir durum. Avrupa’nın üst düzey takımlarına ve üst klasman maçlarında yapamayacağınız, sadece Anadolu takımlarına uygulanabilecek bir tercih. Bu nedenle, Alex FERGUSON bir Galatasaray maçından önce 'Türk takımlarına önlem alamıyoruz çünkü sistemleri belli değil, ne oynadıklarını bilemiyoruz' demişti.  Dolayısıyla doğaçlama ve kara düzen oynamayı, oynatmayı seven bir milletiz. Bu felsefe Galatasaray’ı şampiyon yapar ama çıtayı yukarı çıkarmaz, modern futbol üstüne koyarak sistemi ve oyuncuyu geliştirerek değerini yükseltir, biz henüz bu noktalara gelemedik.

Yıllar önce Başakşehir üst üste mağlubiyetler aldığında Başkan Göksel Gümüşdağ çıktı ve 'biz Abdullah Avcı’nın arkasındayız' dedi.  Hatta daha da ileri gitderek 'kümede düşsek arkasındayız. Küme düşersek yine Avcı ile çıkacağız. Oyuncular gider, teknik direktör kalır' dedi. O tarihte Başakşehir’in bugün geldiği noktanın zeminini atılmıştı ve bugün Başakşehir lig şampiyonluğuna oynuyor, Avrupa kupalarında oynuyor. Ligi ilk dört, ilk iki içinde bitiren bir takım oldu. 

DEVRİMLER SANCILI OLMUŞTUR

Radikal değişimler zorlukları beraberinde getirir “devrimler her zaman acılı olmuştur.” Türk futbolu ve özellikle Fenerbahçe futbol devriminin acılarını iliklerine kadar hissetmeden bu aşamayı geçemeyeceğini bilmesi gerekir.

“Örümcek kafalı rantçılar” yani geri kafalı, eski kafalı karakterler yeniliklere uyum göstermeyecek, kolay kabul etmeyecek, gelişime ve değişime direnecektir.

Türk futbolundaki dönemsel başarıların nedeni yayıncı kuruluş gelirlerinin yüksekliğidir, ligimizin değeri ve kalitesizliği ortada iken bu rakamlar ile doğru ve üst düzey kaliteli yabancı futbolcuların ligimize değer kattığı ve çıtayı yükselttiği bir gerçektir. Hagi, Alex gibi bireysel oyuncu performansları ile birkaç dönem geçirilmiştir. Bu paraların büyük bir kısmı menajerlere sunulmuş, gereksiz ve faydasız oyuncular paraları yiyerek, çekip gitmiştir. Türk futboluna geride bırakılan, yani kalan şu olmuştur; sistemsizlik ve oyuncu eksiklikleri. Çünkü altı boş, üstü dolu başarılar, gelip geçiciliği gün yüzüne çıkarmıştır. Tam da geldiğimiz nokta burasıdır. Sürdürülebilir ve gelip geçici olmayan başarılar için alt yapı şarttır. Alt yapıdan oyuncu nasıl yetiştirilir dersini de yıllar sonra Altınordu Spor Kulubü, Türk futboluna ve büyük takımlara göstermiştir. 

Kat edeceğimiz çok yol var, taraftar olarak günü birlik başarılardan haz almayı bırakmadığımız müddetçe bir ineceğiz, bir çıkacağız, bir güleceğiz, bir ağlayacağız, tahterevalli duygular ile yaşamaya devam edeceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.