Devletin kanayan yarası: Kadınlara, sanatçıya sahip çıkılmıyor!

Avrupa’da Lady School’da eğitim aldıktan sonra henüz 15 yaşındayken dönemin jönlerinden Cüneyt Arkın ile ilk filminde başrolü paylaşan başarılı sanatçı Deniz Akbulut’un güzelliği, başarısı, erkek egosuna yenik düştü. Gözlerinin ışığı sönen Akbulut, sanatçı dostlarının yanında olmamasından duyduğu şaşkınlığı ve devletin kendisine destek olmamasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Avrupa’da güzelliğiyle Türkiye’yi temsil eden sanatçı, Maksim Gazinosu’nda hem assolist olarak sahneye çıktı hem de usta oyuncularla başrol paylaşarak Türk sinemasına damgasını vurdu. Yaşamı bu kadar şaşaalı geçen güzel oyuncunun geçirdiği talihsiz evlilik sonucu gözleri karanlığa gömüldü. Aile dostuyla istemediği bir evliliğe razı gelen Akbulut, evliliklerinin birinci senesinde, eşinin eve aşırı alkollü gerek kendini kaybetmesi sonucunda eşi tarafından fiziksel şiddete maruz kaldı. Fiziksel şiddetin etkisiyle öldü denilerek morga kaldırılan güzel oyuncu doktorların son bir kalp masajıyla hayata geri döndürüldü. Yalnız bu geri dönüş hiç de parlak olmadı. Gözlerinin ışığı sönen güzel oyuncun hayatında zorlu bir dönem başladı. Sanatçı dostlarından hiçbir destek görmediği gibi bir de ayağının kaydırılması, Akbulut’un görmezden gelinilmesi onun için çok daha üzücü oldu.

Deniz Akbulut’un yaşadığı bu trajik olay, kadına yönelik şiddetin sadece kırsal kesimde karşımıza çıkmadığı, sanat camiasının, aydın insanların da egosuna yenik düşerek bilinçsizce, cahilce şiddete yöneldiğini tüm topluma gösteren örnek olmuştur. 80’lerde gözde bir oyuncu, fotomodel, menken ve assolist olan Deniz Akbulut, yaşadığı şiddet olaylarının nedenlerini Toplumsal için değerlendirdi.

Ne olmuştu evliliğinizde?

Evlenme ilk yıldönümümde gözümün ışığı kayboldu. 1 yıl içinde oldu tüm bunlar. Evlenme senesi devriyemde eski eşim eve aşırı alkollü geliyor. Tartışıyoruz. Ve bana uyguladığı şiddetle kalbim duruyor, ölüyorum. Hastaneye götürüyor sonra beni. Öldü diyerek morga atıyorlar beni. Eşim ölemez diyor. Kalp masajıyla tekrar hayata dönüyorum. Yine o kurtarıyor beni. Kurtuluyorum ama hasar kalıyor gözlerimi kaybediyorum.

Peki polis devreye girmiyor mu?

Polise de çok kez telefon açtım. Bana verdikleri cevap, ‘evliyseniz evlisin bir şey yapamayız. 6 ay uzaklaştırma çıkarmışlardı. Uzaklaştırdı diyelim. O adam daha çok kin duyuyor. Hapse girip çıkıyor o süreçte içerde daha çok kinleniyor. Bu sefer n’oluyor, çıkınca vuruyor. Benim hayatım kaymış bir daha kaysın yatmaya razıyım diyor. Devletimizde çok eksiklikler var ama bunun çözümü çok zor. Ağır cezalar verilmeli.

Sizce verilecek ağır ceza nedir?

Belki çok trajik olacak ama mesela İran’da hırsızlık yapanın eli kesiliyormuş. Vurdu bu adam, bu adama bir ceza vermeli. Mesela cinsel şiddet yapanlara, kim ne derse desin, eli mi organı mı kesin ya hu kesin. Sakat dolaşsın. Sakatlar var, doğuştan engelliler var değil mi? Onlar nasıl yaşıyorsa bunlar da öyle yaşasın.

Ben ölüm düşünmem. Korkar en azından böyle ağır cezalar olunca. Ben devlet olsam bu kanunu koyarım. İdam çözüm değil. Bir kere ölüyor gidiyor. Tedavi olacaklar, tedavi olduğuna inanacaklar. Doktorlar da yetersiz.

Kadına yönelik şiddet daha çok kırsal ve okuma yazma oranının düşük olduğu yerlerde görünüyor. Siz Avrupa’da eğitim almış, aydın, başarılı çok da güzelsiniz. Bu tezatlık neyden kaynaklanıyor?

İlginç olan da bu işte. Para kazanıyorum, ekonomik olarak erkeğe muhtaç değilim. Karşı tarafla flört etmediğim için çok kıskançlık var karşı tarafta bir saplantı var, hastalık var, ruh hastası. Ben istemeden bu evliliği yapmış oldum. Adam benden iyi oyuncuydu. Babamı inandırıyordu. Ben babamı inandıramadım ‘aman kızım evliliktir, nikah yaptın, devam et, adam iyidir şudur budur’ diyordu. Yenildim. Acıyordum aslında. Düzelir diye bakıyordum.

Bir gününüzü nasıl geçiriyorsunuz? Gündelik yaşamınızda yardım destek alıyor musunuz?

Gözlerim karanlığa gömüldükten sonra bir süre çok büyük bunalımlar geçirdim tabi. Rehabilitastonlar gördüm. 38 kiloya düşmüşüm. Ben kimseyi görmediğim için kimse beni görsün de istemiyordum. Allah inancıyla, ruhumu besledim onun sevgisiyle ve çabuk atlattım. Halkın içine çıkmaya başladım. Gözlerim böyleyken film yaptım yine. Müzikal tiyatro yaptım. Halk konserleri verdim. Halkın karşısına çıktım. Bunlar tabi ki özgüvenimi kazanmama daha çok yardımcı oldu. Şimdi kitap da yazdım. Senaryom da hazır. Çok dizi film teklifi aldım ama ben halkıma güzel mesaj veremiyorsam oynamam. Kesinlikle teklifleri geri çevirdim. Ama kendim yazdım. Önce kitabım çıksın istedim.

Okuyucularımız için kitabınızdan biraz bahseder misiniz?

Her şeyi yazdım. Setlerde yaşanan fakat kimsenin bilmediği olayları anlattım. Baya sanatçı arkadaşlarımla ters düşeceğim. Toplumun kanayan yarası benim çektiklerimdir. Ben eşimden şiddet gördüm ama ben sinemacılar kralı nişanlımdan da şiddet gördüm. Kendi egosundan şiddet uyguluyordu.

Kaçmak istedim, kaçamadım. Kapı kilitlendi o an yazlıktaydım. Araba bulamadım. Kimse sesimi duymadı. Sanatçıyım ama o an telefon bulamadım. O zaman cep telefonları da yoktu. Adam kapıyı kilitledi. Müziği son ses açtı. Vur Allah vur n’apabilirsin?

Bu hale gelişim kolay değildi. Ben karanlıkta yaşadığım için seçemiyorum. Ama hala aynı kilodayım. Hala eskiden kalma kıyafetlerim olur. Kendimi biliyorum. Çünkü kendimi aynada ben görmüşüm kendimi. Aynalar beni bana göstermese de ben görüyorum.

Tabi hala 29 yaşındasınız…

Evet. Sanatçıları ben hep 20 sene evveli gibi görüyorum. O da çok güzel. Benim dünyam çok genç. Benim dünyamda yaşlanmak yok. Dostlarım, sanatçı arkadaşlarım ve ben katiyen yaşlanmak yok. Zaten insan böyle düşünürse yaşlanmaz.

Genç yaşta gözlerinin karanlığa gömülmesine neden olacak kadar şiddet mağduru bir sanatçı olarak kadına yönelik şiddet konusunda bir sosyal sorumluluk proje ya da STK çalışmanız var mı?

Şu an yok. Onu ben biraz ihmal etmişim. Ama her an olabilir. Seve seve de yaparım. Her an onların yanında olmak isterim. Şiddet kadar kötü bir şey yok. Bence cahilinden kültürlüsüne kadar (erkeklerden bahsediyorum öncelikle) şiddet yapmayacak erkek yoktur istisnalar hariç. Kendini ifade edemeyen, adam aşağılık kompleksi olan adam bilhassa, diyalogla değil güç kuvvetle erkek olduğunu kendini ispat etmeye çalışıyor. Kırsal kesimden bahsetmiyorum parasızlık işsizlik veya alkol bunlar da bahane değil. Kültür kendini yetiştirmek çok önemlidir. Benim eski eşim de 2 üniversite mezunuydu. Çok kültürlü bir ailenin çocuğuydu.

2 üniversite mezunu. Kültürlü bir ailenin çocuğu ama şiddet uygulayacak kadar da cahil. Neden böyle oldu?

Şimdiki sanatçılarda da zaman zaman görüyoruz, duyuyoruz. Erkek kendinden üstün kadını zor hazmediyor. Kıskançlık da var. Ben Deniz Akbulut’um. Ben çok para görmüşüm. Yapmadığım sanat dalı kalmamış. Gittiğim yerlerde itibar görüyorum. Adam yanımda ne olursa olsun kendini ezik hissediyor. Bunu genel olarak konuşmuyorum. Çok çok iyi bir kesim de var. Kültürlü, kadını, sanatçıya değer veren insanlar da var. Genellikle çocukluğunda çok sevgi görmemiş. Ailelerin yetiştirme şekli de çok önemli. Çocukluktan başlıyor her şey.

Bu haksız yaşantınıza sanat camiasının, sanatçı dostlarınızın tepkisi ne oldu?

Şunu söylemek gerek, nedense bizim camiada el ele vermek yok rekabet var düşene tekme vurmak var. Ayak kaydırma diye bir şey vardır ya! ‘Oh bir rakip gitti’ diyerek inadına tekme attılar. Sanatçıyı çekemiyorlar. Ne yazık ki sanatçıyla sanatçı dost olmuyor. Makyaj odasında sanatçı arkadaşlarım selam vermiyorlar benden kaçıyorlar. Allaha hem şükür gözlerim yerinde hem güzelim de neden benden kaçıyorlar?

Sanata bu kadar katkı veren bir kadın olarak devlet ne yaptı? Yanınızda olmadı mı?

Hayır, hayır. Hiç yanımda olmadı. Şöyle ki engelliler 2. başkanlığı yaptım. Belediyelerden destek gördüm. Bir sinema sanatçısı olarak devletten hiçbir destek görmedim. Görmem gerekirdi. Ben sinemaya emek verdim. Ben gençliği yaşayamadım. Ben çocuk doğurmaya fırsat bulamadım. Devletimiz bizi takdir etmiyor. Devletimiz bize fazla yardımcı olmuyor. İşte bu bizim kanayan yaramız.

Şu anki mevcut iktidar kadına karşı hiç saygılı değil. İktidar eril bir dil kullanarak kadını geri plana itiyor. Erkeklerin de bundan güç alarak kadına daha fazla yüklenmesi konusunda sizin görüşünüz nedir?

E tabi ki o halde bilinçsiz ve eğitimiz erkekler tesir altında kalmazlar mı? Tabi ki ister istemez etkileniyorlar. Ama tabi bu kültür meselesi. Çünkü biz çok kültürsüz bir toplumuz, dediğim gibi biz okumuyoruz çünkü. Ama şunu da görüyorum. Erkek sabahtan akşama kadar çalışıyor. Kadını çalıştırmıyor. Kıskanıyor ‘evde otur’ diyor. Kadına baskı yapıyor. Erkek ‘kadınsın’ diyor. ‘Kadın’ olmayı bile aşağılıyor. Kadının duygusunu yorgunluğunu gözetmeyen erkekler var. Sen kadınsın vazifeni yapacaksın. Ne vazifesi? Kadın mal mı? Kadının da istekleri var. Hiçbir erkeğin kadını ezmeye hakkı yok. Bazı kesimin cahil kalmasını istiyorlar. İstiyorlar ki koyun gibi gütsünler onları. Halkın sanatçısıyım bir kesimi karşıma almak istemiyorum. Bunları filmle vermek istiyorum. Zamanında Müjde Ar yaptı. Sosyal filmlerde oynadı. Kadınlara isyan ettirdi. Erkeklerin her söylediğini yapmayın diye.

Şiddet mağdurlarının çatısı Mor Çatı’nın çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mor Çatı’nın çalışmakları yetersiz bence. Çalıştırıyorlar iş sahası açıyorlar ama Mor Çatı’nın idarecileri de zayıf bence. Daha iyi kuruluşlar açılmalı. Kadınların daha rahat yaşayabileceği yerler açılmalı. Kadınların itiş kakış yaşayacağı yerler değil. Kadınlar yine giyinmeli, kendine bakmalı, kadın özgüvenini kazanmalı. Tabi ki ekonomik güvencesini de kazanmalı.

Sinemaya dönmek istiyor musunuz?

Ben bir sinema idealisttiyim. Döneceğim zaten. Var birkaç hikaye. Beni unutulmadığım mutlu ediyor. Eski Türk filmlerine hayran olan hayranlarım sizi çok seviyoruz, görmek istiyoruz bizi mahrum etmeyin diyorlar. Onların sevgileri beni mutlu ediyor. Onlar için kitap çıkarıyorum. Onlar okudukça her türlü her şeyden aydınlanacaklar. Bitmeyen bir yalan rüzgarı benim hayatım.

Sanatçı olarak topluma mesaj veren sosyal içeriği olan bir filmde oynarsam ne mutlu bana. Şu an tek idealim bu! Kadınlara rol modelim. Oynayacağım filmde de onları doğru yönlendirebilmek, yetişme çağındaki çocuklardan başlayarak kadın erkeğe mesaj verebilmek.

İnsanlar şiddet görebilir. Erkekleri düzeltmek şu an imkansız. Bunun için devlet de ağır cezalar vermesi gerekiyor. Devlet olsam dediğimi yapardım. Erkek cinselliğine güveniyor. Bir sürü tecavüz taciz var. Eli kesilsin, bir parmağı, bir şeyi kesilsin. Ben olsam bir türlü sakat bırakırdım. Suçsuz yatanlar için af da gerekiyor ama bu arada suçlular da çıkıyor. Devletin çok iyi ayırt etmesi gerekiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.