Önceki yazımda yeni ders kitaplarında evlenmeden boşanmaya sosyal hayatın düzenleyicisi olarak dine dayalı ifadeleri, kölelik ve cariyeliğin yer aldığını yazmış ve MEB’e kölelik ve cariyeliği savunup savunmadığını ve kadının evlenmeye kendinin karar verip veremeyeceğini sormuştum. Ders kitaplarında kadın konusunu incelemeye devam ediyorum.

Kadın kocasına itaatkâr olacak

İmam hatip liselerinde okutulan Fıkıh ders kitabı 5. ünite olan “Muamalât ve Ukûbât”ta aile hayatı (nişan, evlenme, miras) gibi sosyal, faiz, ticaret gibi ekonomik yaşama dair hükümlerden bahsediliyor. MEB, İslam’ın evliliğin mutluluk ve kalıcılık getirmesi için öngördüğü bazı tedbirleri şöyle sıralandı:
 

“• Evlenecek olanların uygun bir ortamda birbirlerini görmeleri,

  • Evlenecek kişilerin birbirine denk olması”

Evlilik hayatının da mutlu ve huzurlu sürebilmesi için getirilen bazı kurallarsa şöyledir:

“•  Kadının kocasına itaatkâr, kocanın karısına şefkatli yaklaşması,

• Eşlerin çocuk sahibi olma hakları, cinsel ihtiyaçların aile içerisinde karşılanması,

• Kocanın ailenin geçimiyle sorumlu tutulması, kadının da çocukların bakımını üstlenmesi.”

Modern yaşamın gözetilmediği yukarıdaki duruma bir başka örnek mehir konusunda verilebilir. Hakimin boşanma nafakasına hükmetmesine aykırı ifade şudur:

“Boşanma durumunda iddet süresince koca tarafından kadına ödenmesi gereken nafakaya boşanma nafakası denir. Koca, iddet sonrasında kadına nafaka ödemek zorunda değildir.”

Evlenmede veli söz sahibi

Geçen yılın ders kitabında nikâhın gerçekleşmesi için de aşağıdaki rükün ve şartların arasında “evlenmelerine bir engel bulunmaması” şeklinde olan ifade kaldırılarak “evlenmelerine dinen bir engel bulunmaması.”

Görüldüğü gibi Müslüman kadının gayrimüslim veya ateist biriyle evlenmesine izin verilmiyor. Nikahta velinin söz sahibi olmasına yönelik “velayet” ifadesi şu şekilde açıklanmaktadır:

“Evlenmede velinin söz sahibi olması (velâyet). Kadının velisi; babası, dedesi, abisi vs. olabilir. Evlilik her ne kadar bir erkek ve bir kadın arasında olsa da kadın ve erkeğin ailesini de etkilediğinden İslam hukukçuları özellikle kadının ailesinin nikâha müdahil olabileceğini söylemişlerdir. Bu şart Mâliki, Şâfiî ve Hanbeli mezheplerine göredir.” 

Süt bankasından süt almak haram

“Muharremât (Evlenme Engelleri)” başlığında evlenme engelleri sürekli ve geçici olmak üzere iki grupta ele alınmıştır. Sürekli Evlenme Engelleri “Kan hısımlığı, evlenmeden doğan hısımlık, emzirmeden doğan süt hısımlığı (radâ).”

Emzirmeden doğan süt hısımlığı hususunda süt bankalarından süt almak da tartışılmıştır:

“1970’li yıllarda ortaya çıkan farklı annelerden alınan sütlerin karıştırılıp korunduğu süt bankalarında toplanan sütlerden içen çocukla süt veren kadınlar arasında süt hısımlığının oluşup oluşmadığı İslam âlimleri arasında tartışılmıştır. Fıkıh Akademisi’nin 22-28 Aralık 1985 tarihinde Cidde’de düzenlenen toplantısında süt bankasına süt veren annelerin belirlenmesindeki güçlük sebebiyle süt hısımlarının bilinmesinin mümkün olmayacağı, bilinmeden haram olan evlenmelere yol açabileceği, bu sebeple süt bankasından süt almanın haram olduğu sonucuna varılmıştır.”

Erkek akraba değilse birden fazla kadınla evlenebilir

Geçici evlenme engelleri de şöyle sıralanmıştır:

“• Müslüman erkek müşrik kadınla, Müslüman kadın da Müslüman olmayanlarla evlenemez.

• Koca üç talakla boşadığı kadınla evlenemez.

• Bir kadın bir erkekten fazla kişiyle, aynı anda evlenemez.

• Bir adam aynı anda kadının teyze, hala ve kız kardeşi ile evli olamaz.”

Boşama yetkisini kocaya ait

Boşama anlamına gelen talak önceki ders kitabında “kocanın tek taraflı irade beyanıyla eşini boşaması” şeklinde tanımlanmıştı. Talak, “sen benden bir talak ile boşsun” gibi açık, “kendine artık başka koca ara” gibi üstü kapalı kelimelerle söz konusu olabileceği belrirtilmişti. MEB, kural olarak boşama yetkisini kocaya vermekle birlikte evlenirken veya daha sonra dilerse bu konuda karısını da yetkili kılabileceğini söylüyor. Buna muhayyerlik deniyormuş. Ayrıca kadın boşanmak için mahkemeye müracaat edebilirmiş.

Bu ifadeler kaldırılarak yeni kitapta şöyle düzenlendi:

“Boşanma (talak), evliliğin son bulmasıdır. Talak, taraflar arasındaki evlilik bağını sona erdirir. Evliliği bitirecek boşama işlemi, “Aramızdaki evlilik bitti, seninle boşandım.” gibi açık (sarih) bir sözle veya “Artık senin eşin değilim. Ben senden ayrıldım.” gibi içinde boşama ve talak kelimesi geçmeyen fakat boşanma kastıyla üstü kapalı (kinayeli) söylenen cümlelerle de gerçekleşebilir.

Fıkıh literatüründe boşanma, erkek tarafından yapılabildiği gibi boşama hakkı talep eden kadın tarafından da gerçekleşebilir. Ayrıca şiddetli geçimsizlik sebebiyle taraflar mahkeme kararıyla boşanabilir. Mahkemenin evliliği sona erdirmesine tefrik denir.”

Görüldüğü mahkeme başvurulmadan boşanılmasının önü açılıyor. Medeni yasaya açıkça aykırı bir durum. Bakara suresinin aşağıdaki 229. Ayetine dayanarak yapılarak durum pekiştiriliyor:

“(Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle  geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helal olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir.”

Miras payını Medeni yasa değil Kuran belirliyormuş

Mirasın paylaşılması hususunda miras bırakanın (murisin) mal varlığından borçları ödendikten sonra paylaşım Medeni yasaya aykırı şekilde şu şekilde hükme bağlanmıştır:

“Bir insan öldüğünde öncelikle dört şey yapılır. İlk olarak cenazesinin teçhiz ve tekfini yapılır. Ardından mal varlığından ıraktığı borçları (terike) ödenir. Peşinden mal varlığının üçte birini geçmeyecek ölçüde vasiyetleri yerine getirilir. Peşinden mal varlığının üçte birini geçmeyecek ölçüde vasiyetleri yerine getirilir. Bir kimse mirasçıya vasiyette bulunamadığı gibi mirasçılar dışında yapacağı vasiyet de üçte birinden fazla olamaz. Vasiyetin ifası ile birlikte geriye kalan malı, mirasçıları arasında usulüne uygun şekilde paylaştırılır.

Mirastan kimin ne kadar pay alacağı bizzat Kur'an-ı Kerim tarafından belirlenmiştir. Hak sahiplerine belirlenen paylar Kur’an-ı Kerim’in gösterdiği doğrultuda verilmelidir.”

Hüküm çok açık. “Mirastan kimin ne kadar pay alacağı bizzat Kur'an-ı Kerim tarafından belirlenmiştir.”

NOT: İmam hatip ders kitaplarında laikliğin nasıl hedef alındığına dair “Gayrimilli Eğitim” kitabımı inceleyebilirsiniz.
 
Tarihçi-yazar
Mustafa Solak
 

1- Orhan Çeker, Saffet Köse, Abdullah Kahraman, Servet Bayındır, İbrahim Yılmaz, Recep Özdirek, Adnan Memduhoğlu, Hasan Serhat Yeter, Editör: Recep Özdirek, Fıkıh, MEB Yayınları, Ankara, 2018, s.154.

 2-Age, s.182.

3- Age, s.155.

 4-Aynı yer.
 5-Çeker-Köse-Kahraman-Bayındır-Yılmaz-Özdirek-Memduhoğlu-Yeter, age, 2017, s.185.

6- Çeker-Köse-Kahraman-Bayındır-Yılmaz-Özdirek-Memduhoğlu-Yeter, age, 2017, s.157.

7- Age, s.18.

8- Age, s.159.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.