Darbeciler vurup ölüme terk ettiğinde bile canım bu kadar yanmadı!

Bu satırlar, hakkını arayıp doğruları söyleyen bir yurttaşın madalyalı kahramanlıktan Terörle Mücadele’de beş saat bekletilmesine giden süreci anlatmaktadır…

15 Temmuz 2016 gecesi, Kara Havacılık Komutanlığına ait helikopterlerden Ankara’da; Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Kızılay – Genelkurmay Başkanlığı civarı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Polis Özel Harekat Daire Başkanlığı binası, Ankara Emniyet Müdürlüğü ana binası, Milli İstihbarat Teşkilatı yerleşkesi, TRT binası civarı, Gölbaşı TÜRKSAT uydu haberleşme binası, Jandarma Genel Komutanlığı ana binası bölgelerinde toparlanarak darbeye karşı duran yurttaşların üzerine sabaha kadar mermi atılmış ve bu saldırının sonucunda 28 yurttaş canından olmuş, 276 yurttaş ise birçoğu ağır hasarlar alarak gazi olmuştu.

Darbeciler harekete geçmeden önce; taarruz helikopterleri için; acil durum konteynerinde bulunan yüzlerce top mermisini ikmal etti. Bunun yanında Etimesgut Zırhlı Birlikler Tümen cephaneliğinde bulunan depodan da gün içinde makineli tüfekler için mermi ikmali yapıldı. Ancak darbe girişiminin başladığı gece saatlerinde halkın da sokağa çıkmasıyla birlikte darbeciler yeniden mermi ikmali yapmak zorunda kaldı. Helikopterler için Etimesgut Zırhlı Birlikler Tümeni cephaneliğinde bulunan Kara Havacılık Komutanlığı deposundan yoğun bir şekilde mermi aldı.

Darbeciler depolarda herhangi bir engellemeyle karşılaşmadan istediklerini aldı ve UH-1 tipi helikopterle yapılan bu mermi sevkiyatı kısa sürede Ankara’da bir katliama dönüştü. Bu katliamdan sağ kurtulanlardan biri de emekli polis memuru Necmettin Utuş’tu. Mesleği sırasında iki kez vurulmuş olan Utuş, 15 Temmuz’da darbeciler tarafından vurularak ölüme terk edildi.

ÖLÜM-KALIM SAVAŞI
Darbe girişimi sırasında 55 yaşında olan ve darbecilerin kullandığı tankın üzerine çıkıp tank komutanıyla boğuşan Utuş, bu boğuşma sonrasında dört kurşunla yaralandı. Utuş, Zırhlı Birlikler’den çıkartılan dört tanktan birinin üzerinde darbecilerle mücadele etmişti. Utuş gibi birçok kişinin yaralanması ve gösterilen mukavemet sonucu tanklar Zırhlı Birlikler’e çekilmek zorunda kaldı. Yurt’a konuşan 15 Temmuz Gazisi Necmettin Utuş, kendisinin yaralı halde tankın üzerinde kaldığını, Zırhlı Birlikler’e geldiğinde kendisini tankın üzerinden atıldığını ve tekmelendiğini anlatıyor. Utuş, “Burada Emin Güner de hızla giden tankın üzerinden kafa üstü düşerek şehit oldu” diyor. ‘Öldü’ denilerek yol kenarına atılan, daha sonra Etimesgut’taki Hava Hastanesi’ne, oradan da GATA Hastanesi’ne gönderilen Utuş, burada yaşadıklarını “Üstümdeki kıyafetlerim çıkarılıp sadece yeşil bir bez örtülmüştü. Bu halde, bir sedyenin üzerinde 24 saat bekletildim. Ancak bu beklemeden sonra beni ameliyata aldılar” sözleriyle anlatıyor.

HUKUK MÜCADELESİ
Dört yerinden vurulan ve hala vücudunda mermilerle yaşayan Utuş, kendisini vuran kişinin tutuksuz yargılanmasına, üstelik karşı tarafın avukatının kendisinin müvekkiline saldırdığını ileri sürerek tutuklanmasını istemesine tepki gösteriyor.


Necmettin Utuş’a ilk iddianamede hiç yer verilmedi. Zırhlı Birlikler davasına ise Utuş, ancak geçen iki yılın ardından dahil olabildi. Bu sürede darbeye katılan bazı rütbelilerin görevde olduğunu söyleyen Utuş, “Bu durumu defalarca adli ve idari yetkililere iletsem de hiçbir işlem yapılmadı. Hatta bu kişilerden bazıları davalarda kahramanlaştırıldı. Ancak ne zaman medya bu konuyu işledi, beni vuranlar üç gün sonra tutuklandı. Rütbelilerin çoğu halen görevlerinde ya da tutuksuz yargılanıyor. Ama onların emirleriyle hareket etmek zorunda olan teğmenler içeride” diyor. Utuş, adliyede verdiği mücadele sırasında defalarca susturulmaya çalışıldığını ve mahkemeden atıldığını söylüyor.

‘VURULANLAR HEP AMELE SINIFINDAN’
“Belki de o gün Külliye’nin etrafındaki binlerce kişiyi, tankları kaçırarak ben ve arkadaşlarım kurtardık” diyen Necmettin Utuş, “O gün orada bakan ya da vali çocuğu vurulmadı, ben ve benim gibi amele sınıfından kişiler vuruldu” şeklinde konuşuyor. Resmi makamlardan sonuç alamadığını, medyadan da yeterince destek görmediğini söylüyor. Yaşananlar Utuş’u sosyal medyada çarpıklıkları dile getirmeye başlamış…

309 MİLYON NEREDE?
Utuş’un sosyal medya kanalıyla açıkladığı konulardan bazıları aslında zaman zaman medyanın gündemine de giren konular. Utuş, bu paylaşımlarda; aslında gazilere aylık verilmediği halde veriliyormuş gibi bir algı yaratılmasının kendileri açısından yaralayıcı olduğunu söylüyor örneğin. “Vatandaşların şehit ailelerine ve gazilerine verilmek üzere topladığı ve ilk anda anaparası 309 trilyon olan para kamuoyunda cüzi denilerek şehit ve gazi ailelerine dağıtılmadı” diyen Utuş, “Aylık alan gazi sayısı çok az. 180 kişi civarında şu an. Alanlar da çok büyük sıkıntılardan sonra malul aylığını alabiliyorlar. Dediğim gibi bu gaziler ve şehit aileleri yoksul insanlar, emeğiyle çalışan insanlar. Hafif yaralılar için bu aylıkların bir anlamı olabilir ama… Marangoz mesela, bu adam sakat bacağıyla nasıl ürettiğini taşıyıp beşinci kata çıkaracak” diye soruyor.

‘CUMHURBAŞKANINA HAKARET’
Utuş, “Belki Erdoğan sesimi duyar da bu meseleye dahil olur” diye düşünüyor ve davalardaki çarpıklıkları, mağdur ailelerin hakları konusunda yaşananlarla birleştirerek sesini duyurmaya çalışıyor. Bunun ardından geçtiğimiz günlerde soluğu ‘şüpheli’ sıfatıyla Terörle Mücadele’de alıyor. Utuş’a, sosyal medyada yazdıklarından dolayı, “sosyal medyadan Cumhurbaşkanı’na hakaret” ve “Halkı Kin ve Düşmanlığa alenen tahrik etmek” şeklinde iki suçlama yöneltiliyor. Utuş “Sadece savcıya konuşurum” diyor, “5 saat boyunca bir terör şüphelisi gibi orada tutulduğunu” anlatıyor. Utuş inatla “Buradan ayrılmayacağım” diyor. Nasıl oluyorsa oluyor, Cumhurbaşkanlığı avukatlarının müdahale etmesiyle ikna ediliyor ve Terör Şube’yi terk ediyor Utuş.

‘BENİ BİR TEK KILIÇDAROĞLU ANLADI’
Sosyal medyada gösterdiği tepkiler için “Bunların hiçbirinde Cumhurbaşkanıma hakaretim olmadığı gibi öyle bir kastım da olmadı. O duyarsa beni anlayacağını, onu ikna edebileceğimi düşündüm sadece” diyen Utuş, “Fakat kadere bakın, siyasi olarak karşıt olduğu sayın Kılıçdaroğlu’ndan başka beni anlayan olmadı. Üç yıldır alay eder gibi beni oyaladılar. O da yetmiyormuş gibi ısrarcı olunca küstüler, uzak durdular, görmezden geldiler” diyor.

Vücudunda kurşunlarla yaşayan Necmettin Utuş, “Ben bu ülkede adalet olsun, hak-hukuk olsun diye canımdan geçtim. Lakin bu süreçte yaşadığım ve gördüğüm hususlar beni son derece hayal kırıklığına uğrattı. Yine de mücadeleme yılmadan devam edip inandığım doğruları her ortamda halka anlatmaya çalışacağım” ifadeleriyle kararlı olduğunu vurguluyor.

İşgal varsa direniş vardır…

15 Mayıs 1919 İzmir Yunan tarafından işgale uğramıştı. O gün işgalin karşısında ilk direniş Hasan Tahsin’in kurşunu atmasıyla başlamıştı. Bir ülkede işgal varsa, direniş...

Ali AVCU yazdı | Mussolini ve Erdoğan arasındaki benzerlik

1922 – 2007 yılları arasında yaşayan İtalyan asıllı yazar Macciocchi, 1925 yıllarında İtalya’da yapılan seçimlerde faşist Mussolini’nin Ulusal Faşist Partisi, İtalya’da ölülere ve ülkeyi...

Yusuf Fidan yazdı | “NANKÖRLER!”

Geçtiğimiz günlerde medyaya yansıyan üç gelişmeden kısaca bahsedip bunların ortak bir değerlendirmesini yapmak istiyorum. Sosyal medyada Ekrem İmamoğlu'na destek amaçlı 'Her şey çok güzel...

Nilay Atkın ŞENGÜN Yazdı | İSTİSMAR

Her yılın 20 Kasım'ı Dünya Çocuk Hakları Günü. Çocuklarımızı koruyabiliyor muyuz? Dünya’da son 10 yılda cinsel istismara uğrayan çocuk sayısı 280 bin civarında. Dünya Sağlık...

Yusuf Fidan yazdı | Köhne Demokrasimizin Son Kalesi; Seçimler

T.C. Anayasa 2. Maddesi; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik...