30.11.2021, 18:02

Cumhurbaşkanının değil motokuryelerin eskortu

Dün fırtınada Boğaz Köprüsünü geçen 4 motokuryeye otobüsleriyle eskortluk yapan İETT şöförleri içimi ısıtan insanlık örneği oldu.

Ekrem İmamoğlu’nun resmi instagram hesabında, bu resme, daha doğrusu videoya, 3 milyon 837 bin 512 beğeni bırakıldı.  

Ekranlarda ve sokaklarda büyük devlet adamlarımızı, parti başkanlarını, her dakika kendi hesaplaşmaları içinde izlemekten bıktık.

Ne yazık ki devlet, ülke, siyaset, ekonomi, sağlık, eğitim bu hesaplaşmanın üzerine kurulu : Tikleşmiş bir başta kalma, başa geçme tutkusu daha doğrusu bir nörokimyasal bozukluk.

Eğer iki İETT otobüsünün 4 motokuryeye eskortluk yaptığı resim-video bir mizansen değilse yaşadığımız siyasi ve ekonomik koşullarda Türkiye’nin gündemine iyileştirici etkisi olmuştur diye umuyorum.

Bugün devleti yönetenler halkı düşünmez ve korumazken iki otobüs şöförünün fırtınaya karşı köprü üzerinde seyretmekte olan motokuryeleri, resmi geçitlerdeki gibi aralarına alarak, onların can ve mal güvenliğini sağlamaları, bir yurttaş olarak benim görmek isteyebileceğim güzel bir fotoğraf oldu.

Otobüsleri kullanan şöförler ödüllendirilmiş midir sorusunu bir kenara bırakıyorum.

Çünkü asıl derdimiz hayatımızı olumsuz etkileyen ekonomimiz ; neredeyse bir kâğıt parçasının değerine bile sahip olmaktan uzaklaşan ulusal para birimimiz.

Buna bir de yurdun üç bölgesini birden etkisi altına alarak hayatımızı olumsuz etkileyen fırtına eklendi. Beter iki olgu ; ikisinin sonucunda da insanlar yaralandı, hayatlarını kaybetti.

İstanbul Valiliği'nin motosiklet yasağıyla eşzamanlı gelen şirketlerin kurye hizmetlerini durdurma açıklamasının sosyal medyada şov ve PR çalışması olarak yorumlanması bana hiç şaşırtıcı gelmedi çünkü yeni teknolojik çağda insanlar önlerindeki seçeneklere göre fazla düşünmeden hızla tıklıyorlar.

Ben aynı kanıda değilim ve sosyal medyanın kendi kendini infaz edecek hale geldiğini düşünerek üzülüyorum. Nedeninin de her gün tanık olduğumuz bir arpa boyu ilerlememiş, değişmemiş tutumlarıyla kalan siyasetçiler.

Bıkkınlığımızın gerçek nedeni siyasetçilerin tutumları

Siyasetçilerimizin nörolojik gelişim ve durumları öyle gösteriyor ki kavgada kullandıkları dil bilgileri olsun halkın sosyal işaretlerini değerlendirmedeki becerileri olsun medenileşmekten uzak, son derece arkaik.

Ülkenin liderleri durumundaki bu nörotipik sandığımız siyasetçiler ne yazık ki arkaik bir modeli bizlere "normal" olarak göstermiş, öğretmiş oluyor, davranışlarıyla kendileri gibi olmaya özendiriyorlar. Keşke gençlerimiz böyle olmanın, böyle kalmanın insanlığın özünden bütünüyle uzaklaşmak demek olduğunu anlayabilseler.

Çünkü bu siyasetçiler olması gereken modelden çok uzaklar. Mesela toplumsal ve iletişim becerilerinde güçsüzler. Mesela toplumsal karmaşık durumlarda ne Türkiye halkının ne dünya siyasetçilerinin içindeler. Yalnızca kendi kapalı alanlarında bildikleri iletişimi kurabiliyorlar.

Kaldı ki kendi partileri içinde bile arkadaşlıktan uzaklar. Dolayısıyla toplum içindeki durumlarda pürüzsüz etkileşim sağlayamıyorlar. Bu anlayışı zaman içinde çoktan yitirmişler.

Normalde devlet adamlarının, büyük siyasetçilerin duyusal sorunlar yaşamaları beklenmez. Oysa onlar ekranlara, miting sahnelerine bireysel diktatörlükler gibi geliyor, öyle hareket ediyorlar. Yüksek ve kaba sesleriyle hem karşılarında olanları hem onları izleyen insanları eziyorlar.

Halk içinde günümüz siyasetçilerini örnek alarak yaşayan bir nöroçeşitlilik oluştu.

Nörotipik stereotipe siyasetçilerimizin beyaz yalanlarını çoktan geçtik.

Birlikte ilerlemek uğruna kendi aralarında ahlaksız davranışları bile affeder oldular. Göstermelik bir "sayın" sözcüğü kaldı. Onun dışında saygı duyarak konuşma diye bir şey yok. Siyasetçilerimiz sosyal statü kazanmak için hem başka siyasetçilere hem halka zorbalık yapmaktan kaçınmıyorlar. Siyaseti yalnızca rekabet ve kıskançlıkmış gibi sürdürmekte ısrarcılar.

Cahil bıraktıkları yurdumuzun güzel insanlarına verdikleri büyük zarar gözler önünde cereyan ediyor. Yaşamlarını gerçek liderlik örneği olarak halka telkin ediyor, aşılıyorlar.

Yıllardır medya-siyaset işbirliğiyle özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin kafasına ebeveynlerin de katılımıyla sokulan bu liderlik ve insanlık biçimi çok yakında Türkiye’yi gerçekten yaşanılmayacak ülkeler arasına sokacaktır.

Yorumlar (0)
6
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 21 50
2. Konyaspor 20 39
3. Hatayspor 21 35
4. Başakşehir 20 34
5. Adana Demirspor 21 34
6. Fenerbahçe 21 33
7. Beşiktaş 21 32
8. Alanyaspor 21 32
9. Gaziantep FK 21 31
10. Sivasspor 21 30
11. Karagümrük 21 30
12. Kayserispor 21 28
13. Galatasaray 21 27
14. Giresunspor 21 25
15. Antalyaspor 21 23
16. Göztepe 21 21
17. Kasımpaşa 21 21
18. Altay 21 18
19. Rizespor 21 18
20. Ö.K Yeni Malatya 21 15
Takımlar O P
1. Ümraniye 20 42
2. Ankaragücü 20 42
3. Erzurumspor 20 38
4. Eyüpspor 20 36
5. Bandırmaspor 20 33
6. İstanbulspor 20 33
7. Adanaspor 20 32
8. Samsunspor 19 30
9. Tuzlaspor 20 27
10. Gençlerbirliği 20 26
11. Manisa Futbol Kulübü 20 25
12. Boluspor 19 24
13. Kocaelispor 20 24
14. Keçiörengücü 20 23
15. Menemen Belediyespor 20 23
16. Altınordu 20 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 20 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 22 56
2. Liverpool 21 45
3. Chelsea 22 43
4. West Ham United 22 37
5. Arsenal 20 35
6. Tottenham 18 33
7. M. United 20 32
8. Wolverhampton Wanderers 20 31
9. Brighton 20 28
10. Leicester City 18 25
11. Crystal Palace 21 24
12. Southampton 21 24
13. Aston Villa 20 23
14. Brentford 21 23
15. Leeds United 20 22
16. Everton 19 19
17. Watford 19 14
18. Norwich City 21 13
19. Newcastle 20 12
20. Burnley 17 11
Takımlar O P
1. Real Madrid 21 49
2. Sevilla 20 44
3. Real Betis 20 34
4. Atletico Madrid 20 33
5. Real Sociedad 20 33
6. Barcelona 20 32
7. Rayo Vallecano 20 31
8. Villarreal 21 29
9. Athletic Bilbao 21 28
10. Valencia 20 28
11. Espanyol 20 26
12. Osasuna 20 25
13. Granada 20 24
14. Celta Vigo 20 23
15. Elche 21 22
16. Mallorca 20 20
17. Getafe 20 18
18. Deportivo Alaves 20 17
19. Cadiz 20 14
20. Levante 20 11