Çocuklarımıza kıymayın

Her gün ufacık çocuklara yapılan cinsel istismar, tecavüz haberi ile sarsılıyoruz, uykularımız kaçıyor. Oysa çocuklarımızı büyütürken kendi gözümüzden bile sakınıyoruz. Gözümüzden sakındığımız savunmasız çocuklarımız nasıl oluyor da birilerinin kurbanı oluyorlar? Çocuklarımızı korumada neden yetersiz kalıyor, neyi yanlış yapıyoruz? Tacizi ve tecavüzü önleme konusunda ilerleme kaydedemiyoruz. Kaydedemediğimiz gibi her geçen gün, durum daha da ağırlaşıyor. Daha bu hafta Küçükçekmece’de 5 yaşında bir çocuğumuzun başına gelenler içimizi parçaladı. Ya gündeme gelmeyenler, korktukları için paylaşamayan çocuklarımız…

Korkarak, bizim başımıza gelmez diyerek değil, bu konunun üzerine giderek, tabuları yıkarak mücadeleye başlayabiliriz.

Çocuklarımıza öncelikle kendilerini korumayı öğretmeliyiz, ama kız-erkek ayrımı yapmadan. Kız çocuklarının cinsel istismara maruz kalma oranı yüzde 65 iken, erkek çocuklarının cinsel istismara maruz kalma oranı yüzde 48’dir.

“Bizim etrafımızda böyle kötü insanlar yok” diye düşünüp rahat davranıyor olabiliriz. Oysa “Her akraba her arkadaş güvenli değildir.” İstismar vakalarının çoğunda fail aileden ya da çok yakın çevreden biridir. Bu nedenle anne ve babalar, mutlaka akrabalarının, çocuklarına olan yaklaşımını ve çocukların akrabalara karşı davranışlarını izlemelidirler. Unutmamalıyız ki, taciz gören her 10 çocuktan 8’i tanıdığı bir kişi tarafından tacize uğruyor.

Çocuklar en sık 3 ila 8 yaşları arasında cinsel tacize uğruyorlar. Her çocuk özel bölgenin ne olduğunu ve dokunulmaması gerektiğini öğrenmelidir. Bu yaş dönemindeki çocuklara ‘iç çamaşırı’ kuralıyla özel bölgelerini anlatmak çok daha kolay ve basit. Amaç, çocuğun iç çamaşırına ve çamaşırının içine kimsenin dokunmasına izin vermemesi gerektiğini öğrenmesidir. Ve böylelikle dokunmaya kalkan biri olduğunda tepki göstermesidir.

Cinsel gelişim konusunda konuşmaya utanıyoruz ve çekiniyoruz. Halbuki bu tabularımızdan vazgeçmeliyiz. Özellikle çocuklarımıza gözünü, kulağını, burnunu öğretirken cinsel organlarını da gerçek isimleriyle öğretmeliyiz. “Çocuktur anlamaz” diyerek komik isimler kullanmamalıyız. Unutulmamalıdır ki, cinsel organlara verilen komik isimler çocuk istismarcılarının da sıklıkla kullandığı bir yöntemdir.

Çocuklarımızla çekinmeden her konuyu rahatça konuşursak, o da başına bir şey geldiğinde bizimle kolaylıkla iletişim kurabilir. Özellikle cinsel istismar konularını açık açık, utanmadan, korkusuzca konuşmalıyız. Haberimiz olmadan; kimseden hediye almamasını, bir yere gitmemesini, kendisinden büyük kişilerle arkadaşlık etmemesini anlatmalıyız. En önemlisi ‘HAYIR’ demeyi öğretmeliyiz.

Çocuklarımıza yapılmaması gerekenleri, örneklerle anlatırsak çok daha etkili olacaktır. Böylece konuyu kavrayıp kavramadığını da test etmiş oluruz. Örneğin; okul çıkışında bir kadın gelse ve “Annen hasta oldu hastanede yatıyor, seni ona götüreceğim” dese ne yaparsın? (İstatistiklere göre en çok kullanılan yöntemlerden). Sen parkta oynarken yanına bir adam gelse, köpeğini kaybettiğini, onunla birlikte aramanı istese ne yaparsın? (Yapılan araştırmalar bu gibi bir durumda çocukların yüzde sekseninin bu teklifi kabul ettiğini göstermiştir.)

O yüzden çocuklarımızı; kimlerden yardım alabileceğini, telefon numaramızı, birileri bir şey için ısrar ettiğinde yüksek sesle bağırarak yardım istemelerini ve ‘hayır’ demelerini öğreterek bilinçlendirebiliriz.

Unutmayalım ki; cinsel istismar konusunda çocuklarını bilgilendirmeyen, çocuklarının duygusal veya fiziksel olarak hayatlarında olmayan, cinsel istismar gerçeğini yok sayan, çocuklarını dinlemeyen veya onlara inanmayan, çok katı kuralları olan ailelerin çocukları daha fazla istismara uğruyorlar.

Çocuklarımızı korumak bizim olduğu kadar, devletimizin de görevi. Biz anne ve babalar üzerimize düşen eğitim ve bilinçlendirmeyi yapalım fakat devletimiz de çocuklar ölmeden, taciz ve tecavüze uğramadan gerekli önlemleri almalı hiçbir gruba ya da kişiye ayrımcılık yapmamalıdır. Bu ülkeyi yönetenler vicdanen, hukuken ve siyaseten sorumludurlar. Kimsenin çocuklarımıza kıymasına izin vermeyelim. Susmayalım. Onların sesi biz olalım…

Eğitimin AKP’si

Ders kitaplarını artık biz veriyoruz: Bu sayede bir kısım yandaşlarımızı zengin ediyoruz, her sene herkese yeni kitap vererek kitapların başkası tarafından kullanılmadan tek kullanım...

Eğitimde çöküş

Yazımın başlığını Destek yayınlarından bu günlerde çıkan“Eğitimde Çöküş – İnanç Eksenli Eğitim ve Sonuçları” kitabımın adından aldım. Eğitim nasıl “çökertildi”, yeni öğretim yılına girdiğimiz...

Adli yıl açılışı: Adaletin teslimi

Mevzuata göre adli yıl; her yıl 01 Eylül'den 20 Temmuz'a kadar olan süredir. Adli yıl açılışı Yargıtay Kanununun “Her adli yıl, Ankara'da Yargıtay 1....

Vakıf-Cemaat ve devlet işbirlikleri

İktidarda beşinci dönemini yaşayan AKP hükümetleri, kendilerine taban desteği sağlayan vakıf, dernek ve cemaatlerle “karşılıklı beslenme” esasına dayanan ilişkisini gün geçtikçe perçinledi. Yerel yönetimler...

Bi’ bitmediler

Kripto FETÖ'cüler, Atatürkçülere FETÖ'cü iftirası atmaktan bıkmıyorlar, usanmıyorlar üstelik utanmıyorlar...