CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, II. Dünya Savaşı'nın ardından özellikle Batı'nın belirlediği kurallar çerçevesinde oluşturulan uluslararası kurumların, aradan henüz bir yüzyıl geçmeden yine Batı tarafından sorgulanmaya ve değiştirilmeye çalışıldığını söyledi.
Dünya güç dengesinin Batı'dan Doğu'ya doğru kaydığını ifade eden Kuşoğlu, bu nedenle yalnızca askeri alanda değil, ekonomi, siyaset ve uluslararası ilişkiler başta olmak üzere birçok alanda yeni bir düzen arayışının yaşandığını belirtti. Ancak yeni kuralların ve yeni uluslararası kurumların nasıl şekilleneceğinin henüz netleşmediğini dile getirdi.
NATO'nun kurulduğu dönemde dünyanın bugünkünden çok farklı sosyolojik ve siyasi koşullara sahip olduğunu kaydeden Kuşoğlu, o dönemde teknolojinin refah vadettiğini, günümüzde ise aynı iyimser tablonun geçerli olmadığını söyledi.
NATO'nun kuruluş yıllarında Doğu ve Batı bloklarının kapitalizm ve sosyalizm ideolojileri etrafında kesin çizgilerle ayrıldığını hatırlatan Kuşoğlu, "Bugün böyle bir ayrışma söz konusu değil. Bütün bu şartların değiştiğini görüyoruz." ifadelerini kullandı.

Güvenlik anlayışının da değiştiğine dikkat çeken Kuşoğlu, geçmişte askeri ve siyasi başlıklarla sınırlı görülen milli güvenlik kavramının artık teknolojiyle birlikte çok daha geniş bir çerçeveye ulaştığını belirtti. Yapay zekâ ve siber güvenlik alanındaki gelişmelerin ülkeler açısından kritik önem taşıdığını vurgulayan Kuşoğlu, teknolojinin artık toplumlar için aynı zamanda bir tehdit unsuru haline geldiğini ifade etti.
Gıda, su ve çevre sorunlarının da küresel güvenliği etkileyen başlıca riskler arasında yer aldığını söyleyen Kuşoğlu, ekonomik bağımsızlık ve artan borç yükünün de milli güvenlik açısından önemli bir sorun haline geldiğini dile getirdi.
Dünya ekonomisinin yaklaşık 330 trilyon dolar borç taşıdığına dikkat çeken Kuşoğlu, yıllık küresel hasılanın ise 120-130 trilyon dolar seviyesinde bulunduğunu belirterek, yalnızca ABD'nin 38 trilyon dolarlık borcu bulunduğunu hatırlattı. Dolarla borçlanan ABD açısından bile bunun risk oluşturduğunu ifade eden Kuşoğlu, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için bu riskin çok daha büyük olduğunu söyledi.
NATO'nun hem dış kaynaklı hem de kendi iç yapısından kaynaklanan sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu dile getiren Kuşoğlu, ittifakın Türkiye açısından da güven sorunu oluşturan bir yapıya dönüştüğünü savundu.
Türkiye'nin terör, düzensiz göç ve bölgesel istikrarsızlık gibi tehditlerle mücadele ettiğini belirten Kuşoğlu, NATO'nun ise farklı tehdit alanlarına odaklandığını ifade etti. İttifakın kendi iç fay hatlarıyla yüzleşmesi gerektiğini söyleyen Kuşoğlu, ortak tehdit algısının zayıfladığı bir ortamda askeri gücün tek başına yeterli olmayacağını kaydetti.
NATO'nun temel sorunlarının dört başlık altında toplandığını belirten Kuşoğlu, ilk olarak Batı kavramının eski bütünlüğünü kaybettiğini ve Sovyet tehdidinin ortadan kalkmasıyla güvenlik anlayışının değiştiğini söyledi.
İkinci olarak müttefik ülkelerin tehdit algılarının birbirinden farklılaştığını ifade eden Kuşoğlu, Doğu Avrupa ülkelerinin önceliğinin Rusya tehdidi olduğunu, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Güney kanadında ise terör, göç, bölgesel istikrarsızlık ve Akdeniz güvenliğinin ön plana çıktığını belirtti.
Üçüncü sorunun transatlantik ilişkilerde yaşanan belirsizlik olduğunu dile getiren Kuşoğlu, ABD olmadan NATO'nun transatlantik niteliğinin düşünülemeyeceğini, Washington yönetiminin yaklaşımının ise Avrupalı müttefikler açısından güven sorununu büyüttüğünü söyledi.
Dördüncü başlığın ise Avrupa'nın kendi güvenlik mimarisini oluşturma konusunda yaşadığı belirsizlik olduğunu ifade eden Kuşoğlu, Avrupa'nın bu konuda nasıl bir yol izleyeceği konusunda net bir tablo ortaya koyamadığını belirtti.
Konuşmasının sonunda Türkiye'nin NATO'daki konumunu jeopolitik ve jeostratejik açıdan değerlendirdiğini ifade eden Kuşoğlu, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'nin ittifakın geleceği açısından önemli olduğunu söyledi. NATO'da gerçekçi bir değişim ihtiyacının bulunduğunu belirten Kuşoğlu, Türkiye açısından en önemli konunun ise güven olduğunu vurguladı.





