CHP, her seçim yenilgisinden sonra 'Genel başkan kim olmalı?' tartışmasının içine düşüyor. Deniz Baykal'ın Genel Başkan olduğu 1992 yılından istifa ettiği 2010 yılına kadar CHP'nin tarihine şanlı seçim yenilgileri eklenirken, her seçimden sonra Baykal'ın liderliği tartışmaya açıldı.

Özellikle medyada yer alan bir koronun dilinden düşmeyen 'Baykal'la bu iş olmaz' ezberi , Türk siyasetinin en büyük klişelerinden biri haline geldi.

2010'da Baykal'ın istifası ile genel başkanlık koltuğuna oturan Kılıçdaroğlu, değişim bekleyen ve yıllardır iktidarı arzulayan CHP tabanında 'Bu kez olacak galiba' umudunu yeşertti. Ancak CHP, Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığında girdiği 2011'deki ilk genel seçimde yüzde 25.9 oy alırken, AKP ise yüzde 49.9'luk oy oranı ile büyük bir farkla seçimi kazandı.

CHP'nin 2007 seçimlerinde aldığı yüzde 20'nin üzerine yaklaşık 6 puan koyması, Kılıçdaroğlu hakkındaki beklentileri artırsa da, takip eden bütün genel ve yerel seçimler ile referandumlarda AKP karşısında beklenen başarıyı sağlayamadı.

24 Haziran'da yapılan son genel seçimlerde ise CHP'nin yüzde 22.6 oy alarak 1 Kasım 2015 seçimlerinde aldığı yüzde 25.3'lük oy oranının gerisinde kalması, Muharrem İnce'nin ise yüzde 30.64'lük oranla partisinin yaklaşık 8 puan üzerinde oy toplaması CHP'de yeniden liderlik tartışması başlattı.

Her seçim yenilgisinin ardından bir liderlik tartışması başlaması ve sık sık toplanan olağan üstü kurultaylar bir CHP geleneği haline geldi. Ancak kurultaylar da CHP'yi iktidara taşıyacak bir yönetimi partinin başına geçiremedi.

Şimdi yine CHP'de bir liderlik tartışması sürüyor. Bu kez de tabanda ve teşkilatların bir bölümünde 'Kılıçdaroğlu ile olmaz. İnce'ye koltuğunu devretsin' çağrısı yükseliyor.

Peki CHP'nin sorunu gerçekten liderlik sorunu mu?

CHP'nin en büyük siyasi rakibi olan ve son 16 yıldır siyaset sahnesini domine eden AKP'de, Erdoğan'ın oyu her dönem partisinin üzerinde seyrederken, CHP'de ise her dönem liderin desteğinin partinin oyunun altında olması bir liderlik sorunu yaşandığını gösteriyor.

Ancak tek sorunun lider olmadığı da açık. Parti içinde yapılan kimi çıkışlar da, sorunun salt bir liderlik sorunu olmadığını ortaya koyuyor.

Haluk Pekşen'in ''Ben her zaman CHP'de 'He-Men'ler değil 'Voltran'lar olması gerektiğini söyledim. Böyle bir kadro oluşturulduğunda sadece kurultay, sadece genel başkanlık zaferi değil iktidarı hedeflemek gerekir'' çıkışı da, Umut Oran'ın ''Acilen kurultay kararı alalım ama genel başkan seçiminden önce CHP'yi baştan aşağıya çağa uygun hale getirelim! En az 10 gün sürecek kurultayda CHP'yi 21. Yüzyıla uyumlu kılacak reformları yapalım'' çıkışı da CHP'de liderlik arayışının yanı sıra bir kadro ve program sorunu da olduğunu ve bu yönde arayışların devam ettiğini de gösteriyor.

CHP ve solun, Bülent Ecevit'in 'ortanın solu' programı ile 1972 yılında CHP Genel Başkanı olması ve 'Toprak işleyenin su kullananın' sloganı ile estirdiği 'Karaoğlan' rüzgarının yeniden estirilebilmesi için yine tutarlı bir programa ve bu programı halkın kolaylıkla benimseyebileceği sloganlaştırılabilecek bir hikayeye ihtiyacı var. Nitekim programsız ve hikayesi olmayan bir liderin başarılı olamayacağını ''Gandi Kemal'' benzetmesi ile yola çıkan Kılıçdaroğlu'nun 9 yılda geldiği nokta apaçık gösteriyor. Belki de parti içindeki program ve kadro çağrıları, CHP'nin 20. Olağan Üstü kurultayında yeni bir başarı hikayesi çıkarmasını sağlayacak. Bu mümkün mü, bekleyip göreceğiz. Şimdi irade tamamen CHP delegesinin ellerinde.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.