“Bütün rakıların ürktüğü adam: Neyzen Tevfik”

Aşık Veysel onun için şu dörtlüğü kaleme almıştır:

Ne şöhrete tapmış ne mala tapmış

Ne doğruyu koyup eğriye sapmış

Ne bir gecekondu ne bir saray yapmış

Dünya benim diyen beyler nicoldu?”

Özdemir Asaf’da onu şöyle anlatır:

“Bütün metrelerin ve santimlerin

 Bütün kiloların ve rakamların

Bütün rakıların ürktüğü adam.”

Bu satırların sonrasında kimden bahsettiğimiz az çok anlaşılmıştır sanırım. Evet, büyük sanatçı ney üstadı şair Tevfik Kolaylı namı diğer Neyzen Tevfik’ten bahsediyoruz. Neyzen 66 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı.

Bir yanıyla koca bir şair, düşünür; öte yandan kendi halinde bir derviş, halk ozanı adeta. Ve elinden düşürmediği Ney ile büyük bir sanatçı, tarihinin tanığı; aydını.

Onun yaşamla kurduğu ilişki, hayattan aldığı tad ve elbet hayata karşı aldığı tavra dair bugüne kadar pek çok eser kaleme alınmış, Neyzen’i bu bağlamda anlatmak adına pek çok kelam yola revan olmuştur. Şu satırlar Doktor Kerim Gökay’a ait:  “Neyzen bedenî yapısından ruh bünyesine kadar girift komplike bir yaradılıştır. Neyzen için en büyük dileğim,  muayyen normal psikolojik ölçüler ile tartılamayacak bu değerin uzun yıllar millî fikir serveti olarak yaşamasıdır”

Profesör Cahit Tanyol ise onu şöyle anlatır:  “O bende, ihatası ve hattâ anlaşılması güç, bir muamma tesiri bırakırdı.  Deli  deseniz  deli  değil,  velî  deseniz  velî  değil. Sürprizlerle yüklü bir insan. Ölçüye gelir bir tarafı yok. Fakat, kül halinde bakınca ondan daha ölçülü, ondan daha çok kendisine sadık olmuş bir ikinci örnek bulmak güç.”

Onun derdini, hayattan neden bunaldığını, iç çekişlerini birkaç kelimeyle anlatmak elbette mümkün değil. Lakin kendi ağzından dökülen şu dizeler sanırım bu konuda bir fikir verebilir bize: “Ben hayatım boyunca hürriyeti aradım.  Bulur gibi olduğum zaman  ya  gasp ettiler  veya  çalıverdiler.” Bu satırlarda yatan acıyı görmemek elde değil sanırım. İşte bu ve benzeri acıların, sıkışmışlıkların sonrasında Neyzen’in yolu akıl hastanelerine de düşer. Üstelik birkaç kez olur bu.

Gözünü budaktan sakınmayan; paraya, şöhrete bir an olsun yenik düşmeyen büyük şair aynı zamanda taassuba ve bağnazlığa karşı da amansız bir kavga verir. Bunun dışında yer yer dinleri ve hatta Tanrı’yı bile sorguya çeker Neyzen. Şu dizeler bu durumun en canlı kanıtıdır sanırım:

“Sen indirdin yere şu dört kitabı,

Ayrı ayrı her birinin hisabı,.

Her bir dinin sensin putu, mihrabı,

Yalanına kendin iman edersin.” 

Şu dörtlüğünü de hatırlatmadan geçmeyelim:

 “Felsefemdir kitab-ı imanım,

Taparım kendi ruhumun sesine,

Secde eyler hakikatimher an,

Kalbimin ateş-i mukaddesine.”

Yine bu minvalde Neyzen’den aktarılan pek çok hatıra da vardır. Birini dinleyelim isterseniz: “Dini bütün geçinen dostu Neyzen Tevfik’e sorar, “Beni tanırsın. Cennetin anahtarı sen de olsa beni oraya almaz mıydın? Neyzen karşısındakini baştan aşağı şöyle bir süzdükten sonra, “Bende cennetin değil de cehennemin anahtarı olsaydı senin için daha hayırlı olurdu. Belki seni oradan çıkarırdım” diye cevap verir.”

Bütün bu ifadelere karşın bir şiirinde şöyle der Neyzen:  “Mey’de Bektâşi göründüm, Ney’de oldum Mevlevî,Meşrebim Mollâ-yi Rûmî, mezhebim Bektâşidir”  

Kahire’de kaldığı dönemde tutuklanan ve hapsedilen Neyzen hakkında 1905 yılında idam fermanı da çıkartılır. Sebebi ise Deccal gazetesinde yazdığı bir hicivdir. Son olarak Neyzen’in Mehmet Akif Ersoy ile olan dostluğunu da ayrıca anmak gerek. O kadar ki, Akif’ten Arapça, Farsça ve Fransızca derslerini alır Neyzen; kendisine Ney dersi vermeyi de ihmal etmez elbet.

Şiirleri, duruşu ve bir bütün olarak yaşamı ile yalnızca yaşadığı dönemde değil bugün de konuşulan, tartıştığı konuları günümüze de taşıyan büyük bir şair, ozan ve bilge bir kalemdir Neyzen. Yazımızı yine onun şu muazzam dizeleri ile sonlandıralım.

“Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti,
Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti”

 

 

Oya Adıyaman yazdı | Çocuklarımız siyasetin oyuncağı değildir

Bir eğitim-öğretim döneminin daha sonuna geliyoruz. Son haftalarda art arda gelen açıklamalarla eğitim sistemi yine tartışmaların odağı olmuş durumda. Bu güne kadar eğitimde birçok...

Ali Avcu yazdı | Kürtler neden Binali’ye oy vermez

Yıl 2015… Devletin PKK ile 2008’de üçüncü devletlerin gözetiminde başlatmış olduğu resmi görüşmeler kamuoyuna “Oslo görüşmeleri” olarak yansımıştı. 19 Ekim 2009’da Kuzey Iraktan 34 PKK’lı terörist...

Mustafa Solak yazdı | Pedofilinin Eğitim ve Fetvalarla Bağı

Zümrüt Apartmanı romanındaki iğrenç ifadeler pedofili konusunu yeniden toplumun gündemine getirdi. Pedofilinin temelin ekonomik ve toplumsaldır. 1980lerden beri gelen toplumsal dayanışmacı, üretime odaklanan birey...

Mehmet Alkan yazdı | Yargı Reformu-4: Darbeyi hakimler mi yaptı?

Yargı reformu belgesinde “Yargı bağımsızlığının sağlanmasının birçok temel enstrümanı bulunmaktadır. Bunların tümü esasında hâkim ve savcıların güçlendirilmesine hizmet etmektedir. Bu nedenle söz konusu amaç...

Yusuf Fidan yazdı | İktidar Geleceğini Yeni Rantlarda Görüyor

Kamu garantisi ile, “Yap İşlet Devret (YİD)” veya “Kamu Özel İşbirliği (KÖİ)” yöntemleri ile yapılan mega projelerin yapım sebeplerinin başında “ihtiyaçların karşılanması” değil, “yeni...