Burun deliklerim

Abone Ol

Hadi bakalım ne yazacaksın?
Türkiye’nin gerçekleri mi, spor mu, güncel siyaset mi, ekonomi hormonu mu?
Akademi mi diyeceksin, eğitim mi; kadın–erkek mi?
Çok düşündüm karar verdim

Merhaba sevgili okuyucular pek kıymetli takipçilerim

Herkesin burnu var ama herkes koku almıyor. Bazıları sadece bakıyor, bazıları duymayı tercih ediyor. Oysa memleket dediğin şey burun deliklerinden anlaşılır: Ne kokuyu bastırabilirsin ne de yokmuş gibi davranabilirsin. Bugün Türkiye’de asıl mesele budur. Görünenle yetinen bir ülke değiliz; kokunun kaynağını bilen ama adını koymaktan kaçınan bir ülkeyiz.

Güncel siyaset diye başlayan her cümle, birkaç adım sonra güvenlik, enerji ve ekonomiyle burun buruna geliyor. Uçak düşüyor, “teknik arıza” deniyor. Komutan ölüyor, “zamanlama” konuşuluyor. Enerji hatları Ege’den Akdeniz’e, Karadeniz’den Suriye’ye uzanıyor ama Türkiye çoğu masada ya yok ya da sonradan çağrılıyor. Bu bir tesadüf mü? Hayır. Bu, kokunun ta kendisi.

Ekonomi desen, hormonlu. Rakamlar büyüyor ama bünyede yan etkiler artıyor. Enflasyon sadece fiyatları değil, dili de bozuyor. Her şey “başarı hikâyesi” anlatısıyla süsleniyor ama mutfakta yangın var. Akademi konuşuyor, sahaya inmiyor. Saha yanıyor, akademi susuyor. Eğitim desen, ezberle ayakta kalmaya çalışan bir sistem; sorgulayanı ya dışlıyor ya yavaşlatıyor.

Kadın–erkek meselesi diye başlık atanlar, meseleyi ya ahlakla ya sloganla boğuyor. Oysa sorun bu kadar basit değil. Mesele güç, güvenlik, görünürlük ve adalet. Kadın da erkek de aynı sistemin içinde nefessiz kalıyor; sadece kimin daha çok susturulduğu değişiyor.

Ve dış politika… En keskin koku oradan geliyor.

Burada bir parantez açmak zorundayım.
Bu satırları yalnızca bir yurttaş refleksiyle yazmıyorum. Hukukçu kimliğimle; devlet egemenliği, deniz yetki alanları, uluslararası anlaşmalar ve fiilî durum–hukuk ilişkisi üzerine düşünen biri olarak yazıyorum.

Akademik çalışmalarım ise
Su ürünleri mühendisliği ve yetiştiricilik alanında, denizel biyolojik kaynaklar üzerine ve akuakültür, algler (özellikle astaksantin), beden ve ruh sağlığı, nano uygulamalar ve biyokütle temelli biyo-enerji alanlarında yoğunlaşıyor; yani gıda gıda tasarrufu, gıda alışkanlıkları, obezite, enerji ve deniz ekosistemi zaten aynı denklemde kesişiyor.

Bu iki alan birbirinden kopuk değil. Enerji, güvenlik ve deniz yetki alanları konuşulurken; denizin yalnızca altındaki hidrokarbonu değil, üstündeki ve içindeki canlı kaynakları da kaybedebileceğinizi görmezden gelemezsiniz. Deniz bir bütün olarak el değiştirir: önce jeopolitik olarak, sonra ekonomik olarak, en son da ekolojik ve üretim kapasitesi açısından.

Bu nedenle bu yazı bir siyasi pozisyon bildirisi değil. Hukuki, stratejik ve akademik bir alarmdır. Sahada kurulan fiilî durumlar sadece sınırları değil; denizin kullanım hakkını, üretim potansiyelini ve gelecek kuşakların payını da yeniden dağıtmaktadır. Kokuyu almak sezgi değil; bilgi, hukuk ve bilim işidir.

Suriye’de “birleşme” deniyor ama ortada birleşen iki devlet yok. Silahlı yapılar, enerji şirketleri, büyük güçlerin pazarlıkları var. Amerikan şirketleri sahada, Yunanistan–Güney Kıbrıs–İsrail hatları çalışıyor, Doğu Akdeniz yeniden çiziliyor. Türkiye ise “yakınız” denilerek oyalandığı masaların fotoğrafına bile zor giriyor. Bu da mı tesadüf? Değil. Bu, kokunun bastırılamayan hali.

Bu yazı bir köşe yazısı mı, makale mi? İkisi de değil belki. Bu bir koku tespiti. Burun deliklerim yanıyorsa, sorun bendeki hassasiyet değil; havadaki zehirdir. Akademik cümlelerle süslenmiş suskunluk da, hamasi sloganlarla örtülmüş gerçekler de aynı sonucu doğurur: Nefes alamamak.

Türkiye’nin meselesi ne sadece siyaset, ne sadece ekonomi, ne de tek başına eğitim. Türkiye’nin meselesi, kokuyu alanlarla almamayı seçenler arasındaki farktır. Birileri hâlâ “ne yazacaksın” diye soruyorsa, cevap basit: Burnumun aldığı şeyi yazıyorum. Gerisi zaten kendini ele veriyor.

Sevgili Okuyucular ve Takipçilerim Bir sonraki yazıda görüşünceye kadar hepiniz Sağlıcakla kalın

{ "vars": { "account": "G-9KFVFXJPJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }