Bu seçimi komünistler kazandı

30 Mart 2014 yerel seçimlerini hatırlayalım önce. Ülkede seçim algısı bir günde değişti. Bunu komünistler yaptı, evet hem de bir günde. Fatih Mehmet Maçoğlu diye biri çıktı, adı daha önce siyaset arenasında hiç zikredilmemiş bu kişi, yine adını Türkiye’nin pek bilmediği bir ilçesinde düzene bir tokat patlattı. Öyle bir tokattı ki bu, 31 Mart sabahı gazeteler, internet siteleri, sokaklar her şeyi bırakıp bu küçük, unutulmuş ilçede olan bitene odaklandı. Memlekette komünistler ilk defa bir belediyeyi kazanmışlardı. Daha önce yazdım, yine yazarım komünistlerin Ovacık’ta neler başardıklarını ama bu sefer yerim biraz dar… Ovacık’ta başarıp dört yıldır Türkiye’nin gündeminden hiç düşürmedikleri şey komünistlerin yüz akı oldu, halkınsa umudu. Birlikte üretmek, hakça bölüşmek, eşit yaşamak, kardeşleşmek gerçekten de mümkündü. Bunu da sadece komünistler başarmıştı.

Buraya kadar meselenin bir tarafı… Diğeri ise, sürekli olarak yazdığımız gibi artık seçimlerde belediyecilik yarıştırılamaması. Ekonomik krizle, açlıkla boğuşan halkın talepleri iktidarı sokağa çıkamayacak hale getirdi. Nereye gitseler protesto ediliyorlar, uzattıkları eli sıkan bile yok. Önceki gün şunları yazmıştım:

”Yurttaş, domatesin tanesini 1,5 liraya, patatesin kilosunu 10 liraya alıyor. Daha geçtiğimiz günlerde açıklandı, Türkiye’de sermaye düzeninin insafına terk edilen enerji sektörünün 20 milyon yurttaşı mağdur ettiği. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, son iki yılda borç nedeniyle 14,3 milyon abonenin elektriğini, 5,4 milyon abonenin doğalgazını kestiklerini duyurdu. Süper güç olma yolundaki Türkiye’de bir kilo patates almak için saatlerce kuyrukta bekleyen yurttaşlar, eve gittiklerinde de doğalgazı veya elektriği açamıyor yani. Memleketteki halin en yalın, en çıplak özetidir bu. Böyle bir ortamda, yerel veya genel bir seçim yapılınca elbette konu ‘çılgın’ projeler olamıyor, elbette belediyecilik konuşulamıyor. Çünkü bıçak kemikte. İktidarları boyunca halkı sefalete sürükleyenler şimdi seçim meydanlarında ne anlatacaklar ki?”

Komünistlerinse çılgın projeleri yok, hatta projeleri de yok. Onların planlaması var. Bu da 31 Mart kaosu içerisinde o planların daha da ışıldamasına neden oluyor.

***

Ovacık deneyimini düzen ısrarla ‘şirin ama lokal‘ olarak göstermeye çalıştı. Ancak komünistler hep hedef büyütürler, Maçoğlu ve arkadaşları da büyüttü. Tunceli Belediye Başkanlığı’na adaylığını koydu Maçoğlu. Ama Ovacık ile birlikte Hozat, Mazgirt, Nazmiye ve Pülümür’ü de bırakmadan, yol arkadaşlarına emanet ederek. Hemen karalamalar başladı, dünün ‘Komünist Başkan’ı bir günde ‘nohutçu başkan’ ilan edildi. Anlaşılmayan bir şey vardı ama… Üretilen o nohut ve fasülyeler Ovacık’taki komünist yönetimin emeğiydi, gurur tablosuydu; öksüz bırakılan Anadolu topraklarına komünist eli değdiğinde artık hayal bile edilemeyen şeylerin bir bir başarılabileceğinin küçük kanıtıydı. E tutmadı bu fesatlık, susmak zorunda kaldılar.

30 Mart 2014’te beliren bu kıvılcım 31 Mart 2019’a gelindiğinde kocaman bir meşaleye dönüşmüştü. “Çok güzel ama biraz ütopik” dediğimiz fikirlerden biri, bir günde gerçek olmuştu… Ülkenin dört bir yanında yurttaşlar Ovacık deneyimini nasıl kendi topraklarına taşıyabileceklerini düşünür, tartışır oldular. Ovacık’ta kısıtlı imkanlarla başarılanlar neden daha geniş coğrafyalarda gerçekleşmesindi. Öyle de oldu. Programı, stratejisi, hedefi belli komünist adaylar çıktı, bu kez daha çok, daha iddialı. Munzur’un çocukları bir tarafa, başka kentlerde de dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor.

31 Mart akşamı da tıpkı 30 Mart akşamı gibi olacak. Yurttaşlar o akşam ekranlarda Tunceli, Ovacık, Mazgirt, Pülümür, Hozat, Adıyaman-Kömür, Nevşehir-Hacıbektaş ve daha birçok bölgeden gelen sonuçlar için sabırsızlanacak ve ertesi günkü gazeteler ‘Komünistler kazandı’ yazacak.

Devlet yönetenlerin önceliği ne olmalı?

Bir devleti yönetenlerin sosyal, ekonomik ve kültürel öncelik anlayışları, o devleti “vezir de eder, rezil de” eder. Toplum yönetimi, bir aile yönetme sorumluluğuyla eşdeğerdir. Bir...

ÖSO’yu alana selefiler bedava!

Türkiye, başlattığı Suriye operasyonuyla birlikte yeni bir 'cihat' problemiyle karşı karşıya. Sadece Batı ve ABD değil, ÖSO'cular da kardeşleri Nusra ve IŞİD'cilerle birlikte; Türkiye'nin...

En büyük düşman ABD…

78 Kuşağı mensubu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ,çok şükür 45 yılı aşkın bir zamandır ABD'nin çirkin yüzünü görüp,emperyalizmin bir numaralı temsilcisi olduğunu farketmiş olduğumuzdan...

Koşa koşa bataklığa!

İktidarın yanlış politikalarıyla Suriye'de yıllardır debelenen Türkiye, şimdi emperyalistlerin kışkırtmalarıyla yeni ve devasa bir bataklığa doğru sürükleniyor. Erdoğan'ın BM'de başlattığı süreç, tam olarak "olabileceklerin...

Düşünme yetisini kaybetmiş bir toplum

Öğrenim hayatımızda gördüğümüz derslerde aklımıza kalan nedir diye sorsak herhalde hemen herkesin üzerinde mutabık olacağı hususlardan biri de “insan düşünen hayvandır” cümlesidir. Bu sözle...