Bu felaketi durdurun!

Çöken Yeşilyurt Apartmanı, Ayvacık depremi yüzünden İstanbul Gaziosmanpaşa’da çatlaklar oluşan bir binanın boşaltılması ve bunun gibi binlerce binanın daha risk tespitinin bile yapılmadığı itirafı… Başta İstanbul olmak üzere tüm Türkiye’de olası bir depremde yaşanacaklar, bir film şeridi gibi yurttaşların gözünün önünden geçiyor.

Daha bir hafta önce, Yurt’ta aynı sayfadan uyarmıştık. Yurt’un 14 Şubat 2019 tarihli nüshası ‘İstanbul Kıyameti’ başlıklı bir yazıyla çıkmıştı. Kartal’da çöken Yeşilyurt Apartmanı üzerinden ‘Büyük İstanbul Depremi’ için olası senaryoyu çıkartmaya çalışmıştık. Bir binanın enkazını günlerce kaldıramayanların ‘Büyük İstanbul Depremi’ne nasıl önlemler alacağından olası bilançoyu sertleştiren ihmallere, ranttan dikey yapılaşmaya kadar birçok konudan bahsetmiştik. Yurt’un ilgi çeken analizi halen hafızalardayken, önceki gün gerçekleşen Çanakkale Ayvacık merkezli deprem, büyük bir paniğe neden oldu. İstanbul’un bazı ilçelerinden de hissedilen deprem Çanakkale ve çevresinde ise yurttaşları sokağa döktü. Gün içinde onlarca kez sallanan Çanakkale, gündeme yine üstü örtülmeye çalışan deprem önlemleriyle ilgili tartışmaları getirdi.

Yurt, 14 Şubat’ta olası büyük depremde bilançoyu ağırlaştıracak beş nedeni sıralamıştı:

1. İstanbul’un afet toplanma alanlarının ranta açılması

2. Kentsel dönüşümün kenti değil, rantı dönüştürmesi

3. Dikey yapılaşmanın son sürat devam ettirilmesi

4. ‘İmar Barışı’ adı altında kaçak yapıların devlet eliyle onaylanması

5. Askeri alanların, dolayısıyla askerlerin şehir dışlarına taşınması

Altını kalınca çizdiğimiz bu beş başlık hakkında bir açıklama, açıklamadan öte olumlu bir gelişme beklerken ilginç bir gelişme yaşandı. çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 19 Şubat’ta yaptığı açıklamada, riskli alanların üç ay içerisinde tespit edileceğini kamuoyuna açıkladı. Bakan Kurum, bu kapsamda 81 ile genelge gönderildiğini, kentsel dönüşümün bütüncül bir şekilde yeniden ele alınacağını da sözlerine ekledi.

İKTİDARDAN AL İTİRAFI
İstanbul Kartal’da 21 kişinin hayatını kaybettiği, 14 kişinin de yaralı kurtarıldığı Yeşilyurt Apartmanı’nın çökmesi, sonrasında yaşanan ve İstanbul’da bile paniğe yol açan Ayvacık depreminin ardından gözler riskli binalara çevrilirken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kentsel dönüşümle ilgili yeni bir süreç başlatmış oldu.

Kurum imzasıyla tüm illere giden geneldede şu ifadeler kullanılıyordu:

Kentsel dönüşüm süreci, 2012’de 6306 sayılı ‘Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesiyle başlamıştı. Bu kanuna göre riskli alanlar ve yapılar belirlenecekti. Alanlar yeniden düzenlenecek, yapılar ise köklü bir dönüşüme tabi tutulacaktı.

Yıl 2012’ydi…

Yıl 2019…

Ve yedi koca yıl, tek bir itirafta bu kadar güzel özetlenebilirdi.

İktidar, aradan geçen yedi yılda, yayınladığı kanunun ilk maddesini; yani riskli alanların belirlenmesi işini bile tamamlayamadığını itiraf etmiş oldu. Öte yandan yedi yılda yapılamayanın üç ayda nasıl yapılacağı da merak konusu.

YEDİ YILI KAYBETTİK
Bu genelgedeki, tezatlar üzerine bir açıklama yayınlayan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, ‘’Hatırlatmak isteriz ki meslek odamız, ülkemizdeki yapı stokunun gerçek durumunu kamuoyuyla paylaşmış; ancak kentsel dönüşümün, yapı stokunun iyileştirilmesinden daha çok rant yaratmayı amaç edinen uygulamalarla devam ettiğini ifade etmiş ve bu yolla güvenli yapılaşmanın sağlanmasının mümkün olmadığını defalarca vurgulamıştı. Bizlerin haklı çıkması elbette bir önem taşımıyor. Önemli olan başta İstanbul olma üzere ülkemizin yedi yılını kaybetmiş olmasıdır. Büyük tartışmalara yol açarak başlayan ve devam eden bir sürecin, bir genelgeyle adeta yeniden düzenlenecek olması, siyasi erkin gayrı ciddi yaklaşımının göstergesi sayılmalıdır’’ dedi.

Evet, konunun uzmanları, bu süreçte inatla pasifize edildi. Kent ve insan odaklı çalışmalar rantın büyüklüğüne gölge düşürmemeliydi çünkü. İstanbul, Ankara, İzmir gibi mega kentler başta olmak üzere tüm Türkiye yedi koca yılını kaybetti.

YANITSIZ BEŞ SORU
İstanbul Şube’nin beş kritik sorusu var ayrıca. Soruları ‘Siyasi erkin bu soruları yanıtlaması mümkün değildir’ uyarısıyla paylaşıyorlar:

  • Yedi yıldır ne yapılmıştır?
  • Yapılanların ne kadarı sorunun çözülmesine dönüktür?
  • Bir alanın ve alandan bağımsız yapıların riskli olup olmadığı şimdiye kadar tespit edilememişse bundan sonraki üç ay içerisinde nasıl tespit edilecektir?
  • Belediyelerin, bu zaman zarfında tespiti gerçekleştirebilecek nitelikli teknik elemanları var mıdır?
  • 20 milyon olduğu varsayılan yapı stokunun riskli olup olmadığı üç ay içerisinde nasıl ve kimler tarafından tespit edilecektir?

Bir taraftan deprem tehlikesine, büyük bir felakete karşı önlem almak için kanun çıkartıp, diğer taraftan bu olası depremde ilk yıkılacak yapıları İmar Barışı isimlendirmesiyle yasal hale getirmek… Bu ‘imar affı’nın doğal sonucu olan Kartal Yeşilyurt Apartmanı’nın çökmesinden sonra bir genelge yayınlayıp, ‘’çok ciddi önlem alıyoruz’’ diyebilmek… Konunun uzmanlarını elinin tersiyle itip, mühendisleri yok sayıp yedi yılda tespitleri bile yapamamak; aynı işlemi üç ayda yapılması talimatını vermek….

Yurt’un İstanbul üzerinden çıkardığı 5 maddelik kurtarma planını yeniden kamuoyuyla paylaşıyoruz…

AFET TOPLANMA DEĞİL, RANT ALANLARI
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) 2016 verilerine göre, İstanbul’da toplam 2 bin 354 toplanma alanı var. Fakat TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası AFAD’ın bu verilerine karşı çıkıyor. AFAD verilerindeki alanların birçoğunun ‘toplanma alanı’ niteliğini kaybettiği belirten İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna, geçtiğimiz günlerde “1999-2003 yılları arasında Afet Acil Eylem Planı çerçevesinde kentte 496 afet toplanma alanı belirlemişti. Ancak bu toplanma alanlarının sayısı 77’ye düştü. Kimi AVM’ye, otele, rezidansa dönüştü, kiminin üstünden köprü, yol geçti. Toplanma alanlarının yüzde 75’i yapılaşmaya açıldı. 2 bin 354 toplanma alanı var deniyor. Minicik yerler, çocuk parkları, cami avluları, 10-15 kişinin duracağı yerler toplanma alanı olarak belirlenmiş” açıklamasını yapmıştı.

DÖNÜŞÜM İSTANBUL’U KURTARIR MI?
İstanbul dev şantiyeye dönmüş halde. Verilere göre İstanbul’da yılda 50 bin konut yıkılıp yeniden yapılıyor. Ancak bu ‘yenilenme’ olası depremde İstanbul’un ve halkının alacağı hasarı azaltmaya yetmiyor. Yaklaşık 2 milyon binanın bulunduğu kentin yüzde 50’sinin ruhsatsız ve iskansız olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız. Buna ek olarak İstanbul’un bazı ilçeleri, zemin göz önüne alındığında yapı stoğu açısından yüksek derecede riskli. Özellikle Zeytinburnu, Kadıköy, Bahçelievler, Bayrampaşa, Fatih, Güngören ve Avcılar bu ilçelerden…

İstanbul’un eski ilçelerinde kaçak yapılaşma yok denecek kazar az. Ancak özellikle yeni oluşturulan veya köklü değişime giren ilçelerde ruhsatsız yapıların sayısı oldukça fazla. Deprem odaklı yapılmayan kaçak yapılar, olası depremin bilançosunu ciddi ölçüde artırıyor.

KENTE İHANETLERİNİ KABUL ETTİLER AMA…
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 21 Ekim 2017’de “İstanbul’da yaptığı bir konuşmada İstanbul’a ihanet ettik, ben de bundan sorumluyum” demişti. Erdoğan, dikey yapılaşmanın kente ihanet olduğunu söylemiş, bundan sonra dikey değil yatay yapılaşmaya ağırlık vereceklerini söylemişti. Tek başına yatay yapılaşma İstanbul’u kurtarır mı sorusuna yanıt aramak şöyle dursun, İstanbul’un AKP’li belediye yönetimi o günden bugüne dikey yapılaşmaya tam gaz devam etti…

KAÇAK YAPILARIN PARA KARŞILIĞI AFFI
Kaçak yapılarda denetimi ortadan kaldıran ‘İmar Affı’, Kartal faciasının benzerlerinin yaşanmasına neden olacak. Kartal’da çöken Yeşilyurt Apartmanı’nın 3 kaçak kata sahip olması ve buna rağmen bina için ‘imar barışı’ kapsamında yapı kayıt başvurusunda bulunulmuş olması, ‘İmar Barışı’nı tekrar tartışmaya açmıştı.

Hükümetin 24 Haziran seçimleri öncesinde yürürlüğe koyduğu ve ‘imar affı’ olarak da adlandırılan İmar Barışı düzenlemesi ile kaçak ve denetimsiz binalara af yolunun açıldığına işaret eden uzmanlara göre, bugün İstanbul’da her iki binadan biri Yeşilyurt Apartmanı ile aynı kaderi paylaşma tehlikesi ile karşı karşıya.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ocak ayı başında açıkladığı verilere göre, İmar Barışı düzenlemesine başvuran kişi sayısı 9 milyon 722 bini aşarken, bu başvurulardan 1 milyon 813 bin 768’ine Yapı Kayıt Belgesi verildi. Bu sayede devlet kasasına giren para 12 milyar TL’yi aştı. Başvurularda ilk sırayı yaklaşık 500 bin başvuru ile İstanbul alırken, İstanbul’u İzmir ve Konya izledi. Ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapıların kayıt altına alınması amacıyla 31 Aralık 2017’den önce yapılan konut ya da iş yerleri için 6 Haziran 2018’de çıkarılan İmar Barışı düzenlemesi, 1 Ocak 2019 tarihinde 6 ay daha uzatılmıştı. Buna göre İmar Barışı’na başvurular 15 Haziran 2019’a kadar uzatılırken, Yapı Kayıt Belgesi bedeli ödemeleri için de son tarih 30 Haziran 2019 olarak belirlenmişti.

ASKERİ ALANLARIN TAŞINMASI
Askeri alanların şehir dışına taşınması, özellikle İstanbul gibi yapılara boğulmuş bir kenti daha da savunmasız hale getiriyor. Boşaltılan askeri alanların imara açılması durumunda, -hele de afet toplanma alanları ranta kurban edilmişken- İstanbul depreminde halkın kaçacağı yerler de yok olacak. Öte yandan olası afet sonrasında, yolları açma, güvenlik önlemlerini alma, temel sağlık hizmeti verme, enkaz kaldırma, arama kurtarma ekiplerine yardım etme konusunda ilk akla gelecek olan askerler de şehirden uzaklaştırılmış oluyor.

Mehmet Alkan yazdı | Jandarma: Deve mi kuş mu?

14 Haziranda Jandarma teşkilatının 180. yılı kutlandı. Biz de eski bir jandarma personeli olarak bugünkü yazımızı jandarmaya ayırdık. Rivayet odur ki; karakışın ortasındaki bir köyün...

Nilay Atkın Şengün yazdı | Okul öncesi dönemde çocuklarla cinsellik üzerine konuşmak

Hepimiz bebekleri leyleklerin getirmediğini biliyoruz. Bu ve bunun gibi bir çok gereksiz cümleyi çocuklarımıza kurmak artık anlamsız. Çünkü verdiğimiz bu cevaplar artık çocuklar için...

Ergün Poyraz yazdı | Takiyye sanatının üstad-ı azamları

Masonlar, ulusal kurtuluş savaşımızın kahramanı için “Masondu” yalanını çok kullanıyor. Onun mason olduğu yönünde propagandalar yapmaktan bir an bile vazgeçmiyorlardı. Oysa, Mason localarını Atatürk kapatmış,...

Yusuf Fidan yazdı | Rantiyeci ekonomik sistem neden yürümez

Bir önceki “İktidar Geleceğini Yeni Rantlarda Görüyor“ başlıklı yazımda “ekonomik kalkınmanın ancak üretim ile olduğunu bildikleri halde neden illa şehir rantlarının talanı ile büyüme...

Oya Adıyaman yazdı | Çocuklarımız siyasetin oyuncağı değildir

Bir eğitim-öğretim döneminin daha sonuna geliyoruz. Son haftalarda art arda gelen açıklamalarla eğitim sistemi yine tartışmaların odağı olmuş durumda. Bu güne kadar eğitimde birçok...