Biz utanalım Cebrail, bu devran sürdükçe!

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, basın emekçileriyle konuştuğu sırada yanına bir genç geldi. İsmi Cebrail, bıyıkları daha yeni terlemiş derler ya, işte öyle bir genç. Okula gitmiyorum dedi İmamoğlu’na. İmamoğlu’nun ”Okumak istemedin mi” sorusuna ise ‘Maddi durumlar el vermedi’ diye yanıt verdi ve ‘Utandığım için söyleyemedim’ dedi. İmamoğlu da bunun üzerine, ”Biz utanalım, sen niye utanacaksın…

İmamoğlu’nun bu cümlesi oldukça değerli. Çünkü, halkın açlık ve yoksulluk çekmesinde, “bunların fıtratında yoksulluk var” diyerek yönetenlerin sorumluluğu var. Hatta tek sorumlu onlar. Bu düzen devam etsin diye patronların önüne yatan, ülkenin tüm olanaklarını sermayenin ayakları altına serenler, halkı dilenci olmaya zorluyorlar.  Ne de olsa fıtratta var, önüne geçilemez diye diye.

O nedenle İmamoğlu’nun sözleri çok çarpıcı, çok yakıcı ama bir noktayla eksik. Utanması gerekenlerin yüzü bir an bile kızarmıyor çünkü… Tıpkı 27 yaşındayken toprağa verdiğimiz Dilek canımız ve daha niceleri gibi.

İmamoğlu ve Cebrail’in konuşmasını izlediğimde, önce İstanbul’un yeni başkanının vicdanını alkışladım. Sonra gözümün önüne Dilek’in yüzü geldi. Dilek Özçelik. Hakkında yolsuzluk soruşturması açılınca hem bakanlıktan hem de vekillikten istifa eden, ederken de “Ben her şeyi başbakanın bilgisi dahilinde yaptım” diyen Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, karşısına dikilip bir yurttaş olarak hakkını isteyen, ilaçlarına ulaşmak için yardım etmesini talep eden bu genç kadına hayatının en büyük darbesini vurmuştu belki de. Dilek’in “Görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda” diye çırpınışını kulaklarından, hafızasından silen var mıdır aramızda?

O dönem, AKP’li birçok ismin katıldığı bu rezillik çok konuşulmuştu. Koca koca(!) bakanlar, hiç utanmadan Bayraktar’ın Dilek’in eline tutuşturmaya çalıştığı paranın miktarını günlerce tartıştılar. Hiç utanmayanları ise hiç unutmadık.

Unutmadık diyorum… Çünkü İmamoğlu-Cebrail diyaloğundan sonra sosyal medyaya baktığımda gördüm ki, benim gibi binlerce yurttaşın gözünün önüne de Dilek gelmiş. Unutmamak değerli, hele ki bu zifiri karanlık yıllarda.

Unutmamak ama hesabını sormak. Yoksa unutmamanın tek başına acıdan, kederden ve umutsuzluktan başka getirisi yok.

Efendim bunlar iş de beğenmiyor… Böyle diye diye, ailesinin dişinden tırnağından artırdıklarıyla çalışıp-didinip okuyan milyonlarca genci işsizliğe mahkum ettiler.

Bu işin fıtratında bu var… Böyle diye diye Türkiye halkını ölümlere, iş cinayetlerine alıştırmaya çalıştılar. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin açıkladığı raporlara göre her ay yüzlerce işçi ölüyor Türkiye’de. Ve sadece denetimsizlikten, işi ucuza getirmek uğrana, patronlar daha çok sömürsün, daha çok kazansın diye. Artık öyle bir hal aldı ki, iş güvenliği patronun hesaba dahi katmadığı bir ‘detay’dan ibaret!

İş cinayetleri raporlarında her ay adı öğrenilemediği için yazılamayan onlarca insan var. Bunların çoğu da 18 yaşından küçük; yani çocuk olduğu için kayıtsız çalıştırılanlar. Bugüne kadar bir yetkili, iş cinayetlerinde kurban giden bu isimsizlere bakıp “Kim bunlar, neden isimleri bile yok” diyebildi mi?

Yıllarca okuyup, eğitimini bir heyecan tamamlayıp ataması yapılmadığı için intihar eden kaç öğretmen var, sayan oldu mu?

Saymadılar, demediler, diyemediler.

Ülkenin aydınlık yarınlarını kuracak olanların en iyi halde olanı fıstık satıyor bugün. Çoğu, ama ilacını alamadığı için, ama makineye kolunu kaptırdığı için yitip gidiyor.

Utanmak önemli ama daha önemlisi bunu durdurmak. Yoksa bu devran değişmeden Cebrail utanmaya, Dilekler ise ölmeye devam edecek.

Erdoğan’ın İstanbul ve Ankara’yı kaybettiren hatası

Bir itirafla başlamak gerek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandığı onca kez tespit edilen ve sonunda mazbatasına kavuşarak belediyeye adım atan Ekrem İmamoğlu'nun seçileceğini pek...

Binali’nin yediği fırça

31 Mart yerel seçimlerinin 17. günü Millet İttifakı'nın adayı CHP’li İmamoğlu mazbatasını aldı… 29 Mart’ta söylemiştim, Adam inatçı, Adam genç, Adam “hak, hukuk, adalet” diyor. Adam “oy namus” diyor. Öyle...

İnsan neden hayvana işkence yapar

İnsanın şiddete olan eğilimi, küçük yaşlarda oluşmaya başlar. Eğer birey kendisini geliştiremez, duygularını kontrol altına alamazsa yeryüzündeki en korkunç varlığa dönüşebilir. Bir insan öldürmenin...

Erdoğan’ın İmamoğlu ile alıp veremediği

Yıl 1908… II. Abdülhamit istibdadı yıkıldı. II. Meşrutiyet ilan edildi… Türkiye 1908- 1918 arasında 10 yıl meşrutiyetle yönetildi. Atatürk 1923’te halk yönetimi olan cumhuriyeti kurdu. Cumhuriyet’in 79’uncu yılı 2002’de parlamentodaki üstünlüğü...

‘Konuşan kafasına tokmağı yer’ süreci

Gece saat 3 sularında, kapıya dayanıyor polisler. Çaldıkları kapı, ülkenin yetiştirdiği önemli iktisatçılardan birinin kapısı. Gözaltına alıyorlar, neymiş bir video paylaşmış falan fistan... Mustafa Sönmez'den...