Malum gündem yerel seçim, sokaklarla bu kez siyasi partilerin afiş ve pankartları olmasa da muhtar adaylarının el ilanlarından geçilmiyor. Geçenlerde "Bir muhtardan daha fazlası" yazan el ilanını görünce "Acaba eş muhtarlık uygulamasına mı geçilecek" diye düşündüm!

Şaka bir yana; nasıl ki o aday kendisinin bir muhtardan daha fazlası olduğunu iddia ediyorsa, Ekrem İmamoğlu'nun Tayyip Erdoğan'ı ziyareti de bir ziyaretten ibaret değil, daha fazlası.

CHP'nin İBB adayı Ekrem İmamoğlu'nun çatışmadan uzak, pozitif bir kampanya dili yürütmesi bence doğru bir strateji. Bu pozitif ve ılımlı kampanyanın kararsız seçmen ve pişmanlık yaşayan AKP seçmeni üzerinde bir etkisi olacağı kesin.

Ancak öte yandan, '31 Mart'ta İstanbul'un el değiştirmesi için aradaki farkı eritmeye bu seçmen yeter mi?' sorusunun ötesinde yanıt bekleyen başka sorular da var.

Örneğin, başta CHP seçmeni olmak üzere muhalefet blokunun tabanında bu ziyarete verilen tepkilere bakıldığında, komşuya pirince giderken evdeki bulgurdan olma riskinin de olduğu görülüyor. İmamoğlu 31 Mart'tan zaferle çıkmak istiyorsa, karşı cepheden koparacağı oyun hesabını yaparken kendi kitlesini her hal ve şartta sandığa götürecek motivasyonu da yaratmak zorunda.

İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayının, partili cumhurbaşkanının karşısına bir siyasi hasım gibi çıkarılmasını ve doğrudan Erdoğan'ı hedef alan bir kampanyanın doğru olmadığı pek çok siyasi gözlemcinin üzerinde mutabık olduğu bir konu. Peki, İmamoğlu hasım almadığı Erdoğan'ı muhatap almamak gibi bir yol seçemez miydi?

Her ne kadar, AKP'de başkan adayı kim olursa olsun, hatta seçilmiş başkan kim olursa olsun 1994'ten bu yana kesintisiz olarak İstanbul'u Tayyip Erdoğan'ın yönettiği bir gerçek olsa da, şu anda şeklen de olsa oturduğu koltuk cumhurbaşkanlığı koltuğu. Ve o koltuğa oturmadan önce cumhurbaşkanının tarafsız olmayacağı düzenlemesi yaparak aynı zamanda partisinin genel başkanlığını da üstlendi.

Bu durumda ziyaretin 'tarafsız bir makama yapılmış nezaket ziyareti' niteliği bulunmuyor. Tarafsızlığı bir yana, hemen her gün meydanlarda "CeHaPe çöptür, CeHaPe pisliktir" diye bağıran bir siyasi muhataptan söz ediyoruz. Şüphesiz CHP seçmeninin tek motivasyonu, İmamoğlu'nun seçimleri kazanarak İstanbul'un trafik, çevre ve çarpık kentleşme sorunlarını çözmesi değil. Bu talepler İstanbul'da yaşayan tüm seçmenlerin, bütün adaylardan beklentisi. O halde, CHP tabanının kendi partilerine, hatta artık partilerini de aşarak 'Ülkenin kaymağını yiyenler' diyerek doğrudan kendilerini hedef alan bir siyasi hasımla kurulan münasebetin şekli üzerinde hassasiyet göstermeleri gayet normal.

İmamoğlu'nun çevresindeki kadronun bu tepkileri ölçtüklerini düşünüyorum. Modern tıbbın kurucularından biri olduğu kabul edil Paracelsus'a atfedilen 'Zehir miktardadır' sözü, hem İmamoğlu hem de ekibi tarafından seçim kampanyası boyunca hiç akıllarından çıkarılmamalı.

Çünkü, Erdoğan'ı ziyaret etmek siyasi strateji açısından pozitif algı yaratacak bir adım olsa bile, ziyaret sırasında ve sonrasında sarf edilen sözler de bu pozitif beklentiyi negatife çevirebilir. Öte yandan, Ekrem İmamoğlu'nun Binali Yıldırım'ın Meclis Başkanlığı görevinden istifa etmemesi hakkında "Sayın Meclis Başkanı'nın takdiridir" açıklaması da yine bu cinsten bir açıklama olmuştur.

Türkiye'de anayasanın ve hukukun bizzat ülkeyi yönetenler tarafından askıya alınması ve kadük hale getirilmesi, halkta bir karşılığı olmasa bile, ülkenin ana muhalefet partisi tarafından 'kendi takdirlerine bırakılacak' bir konu değildir. Her ne kadar ülkenin bir yerel yöneticisinin anayasayı koruyup kollamak gibi bir görev tanımı olmasa da, ülkede yaşayan tüm bireylerin hukuk devleti için mücadele vermesi çağrısı yapan ve bu uğurda 'Adalet Yürüyüşü' gerçekleştiren bir partinin İstanbul adayının bu hassasiyeti göstermesi beklenir.

İmamoğlu şunu asla aklından çıkarmasın; Erdoğan'a ve partisine oy veren kesimler, liderlerinin her koşulda kendi haklarını savunacağına kuvvetli bir şekilde inanıyorlar. İşte bu duyguyu CHP seçmenine de yaşatmak, CHP'de herhangi bir koltuğa talip olmuş tüm adayların da görevidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.