Bir yazının en zor tarafı ilk cümleyi bulmaktır. Bazen takılır kalırsınız. Günlerce de sürebilir bu takıntı. Üç gündür yaşadığım aynı bu hâl gibi. İşte şimdi içinde bulunduğum duruma değinen bu girişle sorunu böylece aşmış olduk.

Öykü ve roman yazarlarımızdan Gülten Dayıoğlu’na bu “ilk cümle” meselesini sormuştum. Çok ilgisini çekmişti. Öteden bu yana zaman zaman sıkıntısını duyduğum bir konudur, diyerek heyecanla şöyle yanıtlamıştı: “Ya ya, hiç sormayınız en az yirmi beş yıldır bu soruyu kendime sorarım ve uğraşırım. Biliyor musunuz bir yazının en zor tarafı ilk cümlesidir. Onu yirmi beş kere değiştirirsiniz sonra bir bakarsınız ki ilk bulduğunuz cümlede karar kılmışsınız.” Gülten Hanım’dan aldığım yanıtla derdime bir ortak bulma sevinciyle rahatlamıştım.

Aslında bu yazı için giriş cümlesi pek de zor olmasa gerekti. Ancak, nasıl başlasam nasıl başlasam derken kırıcı olma yönümü törpülemek için sancı çekiyordum. Örneğin “Bir veda yazısına bile moral bırakılmadı.” diye giriş yapabilirdim. “Herkes kendi içinde bir diktatör yaşatır.” da yazabilirdim. Ya da “Karşıya uzattığın dilin hakkını verebilmek için önce kendi içindeki diktatörü öldür.” diye de yazabilirdim.

Böylesine bir çeşitleme içinde “üslup demokrasisi” diye bir kavram oluşturacak olursak o demokrasi içinde özgürlük sınırsızdır. Bu sınırsızlığın ucunu kirli dile vardırmak bize yakışmaz. İncitseler de dostlarımızı incitmeme terbiyesiyle büyütülmüşüz. Şimdi durup dururken bu düsturu dimağımıza ve yüreğimize yükleyen aile büyüklerimizi sorgulayacak hâlimiz yok. Sağ olsunlar var olsunlar bizi iyi ki de böyle donatmışlar. Dostlarımız bize eğer “dert” olmuş ise başımız gözümüz üstüne der gerektiğinde Şah Hatayi olur “Bir derdim var bin dermana değişmem.” diyerek kabulleniriz de. Dostlarımız üzülmesinler, teselliyi biz yine kendimizle buluruz:

“Mecnun isen ey dil! Sana Leyla mı bulunmaz?”

Tam da bu noktada İsmet Paşa usuma düştü. Ne demişti Paşa? “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de bu dünya içinde yerini bulur.”

Yol mu tükenir bize? Silkelenmek ve toparlanmak için dostun bağında bir gül açılmış da ona mı konamadın, diyerek kendimize azar çeker yol da gösteririz:

“Divane misin ey bülbül! Bu bağ olmazsa git başka bağlara var.”

Bu bağ şimdilik bizim için TOPLUMSAL bağı oldu. Bu muhabbetle ne diyelim?

Artık karınca kararınca gerek zihnimizin imbiğinden süzülenleri gerekse de zihnimize çarpan gerçeklikleri, zihni birikimlerimizin eleğinden geçirerek TOPLUMSAL sofrasına mütevazılık içinde bir tutam tuz niyetine serpiştireceğiz. Bu sofrada herkes payına düşeni aladururken bir seslenişimiz olacak:

Merhaba dostlar!

Teşekkür Faslı:

Toplumsal okurları, içimize yeni giren bu çeşnicibaşı da kim, diye bir tanışma arzusu içinde olabilirler. Uzaklara gitmeye gerek yok. Kısa değinelim. İnsanlar, bir yerden bir yere göç ettiklerinde geldikleri son yerin adını seslendirirler. Örneğin “medeniyet” mahallesinden “beşik” mahallesine geldim denilir. Medeniyetin beşiğine yatanlara ne mutlu!

Evet, Merdan Yanardağ’ın yönetimindeki yaşı henüz iki buçuk olan ABC gazetesinin bir köşe başında tamı tamına iki yıl fikir ameleliği yaptım. Güzel dostlarla çalıştık. Başta dostumuz, abimiz Merdan Yanardağ olmak üzere kahrımızı çeken mutfaktaki tüm dostlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.

Refikimiz ABC’ye karşı derin muhabbetleri olan TOPLUMSAL yönetimi mahalleden ayrıldığımı duyduklarının ertesi günü davette bulundular. Bu aceleniz niye, dediğimde ilginç ve onurlandırıcı bir cevap verdiler. ABC’de yazılarınızı sürdürürken kontak kurmak yakışık almazdı ama hep aklımızın köşesindeydiniz. Mademki şimdi bağlı olmaktan çıkmış durumdasınız bu durumda niyetimizi bilginize sunuyoruz, dediler.

Açık konuşmam gerekiyor. Hâlihazırdaki tirajı TOPLUMSAL’dan daha yüksek olan bir diğer yayın organından gelen teklifi düşünmedim bile. Direkt TOPLUMSAL’ı kabul ettim. Neden?

Editöryal bağımsızlık ve yetkinlik bir yayıncılık içinde gözetilecek esas unsurdur. Her iki unsur; TOPLUMSAL yapılanması içinde beni gönendirecek kadar fazlasıyla var. Tirajı, denilecek olursa daha bebeklik aşamasında olmasına rağmen beni şaşırtmış durumda.

İlkten son söz: Kitap çalışmalarımı aksatacak derecede vereceğim emek karşılığında beni saymayacak kadar bir nezaketsizliğe yönelmedikleri sürece birlikte amelelik yapacağız. Ortalıkta patronların olmadığı ya da bana deklare edildiği üzere emeği oranında herkesin patron olduğu hatta ofisteki herhangi bir yer daimi olarak senindir denilen özgürlük ortamı TOPLUMSAL ailesine nazik davetleri için teşekkürler…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İLYAS KARA 2018-04-15 14:08:39

KUTLARIM...

Avatar
hüsnü özkan 2018-04-18 11:49:27

tertip, hayırlı olsun yeni yuvan. nüktedan ve hiciv dolu yazılarını özellikle de bizim CHP ve sazan yönetimi ile ilgili olanları dört gözle bekliyorum. Kitabını da ihmal etme sakın..