Onlar her türlü haltı işliyorlar…
Yani,
Atatürkçüler…
Kim dedi?
Sinema- tiyatro sanatçısı(!)
Halil İbrahim Ergün…
Yani,
2010 anayasa referandumuna oy veren,
Yetmez ama evetçi sanatçı…
***
Bazı cümleler vardır?
İlk duyulduğunda “düşünce“ gibi görünür…
Oysa!
Biraz irdelendiğinde,
Aslında sadece “öfke artığı“ olduğu anlaşılır…
Çünkü!
İçinde fikirden çok,
Çıkar pozisyonu refleksi vardır…
Sanatçının(!)
Söyleminde,
Üç büyük özgüven var?
- bilgiye ihtiyaç duymamak,
- kanıta gerek duymamak,
- genellemeyi düşünce sanmak…
Onlar her haltı işliyorlar dediğinde,
Onlar muğlak?…
İsim yok,
Veri yok,
Harita yok…
Ama!
Suç listesi hazır…
Çünkü!
Bazı anlatılarda “ayrıntı“ yük oluyor…
Burada,
Önemli olan,
Netlik değil gürültü çıkarmaktır…
Onlar diyor ama,
Kendisini her türlü haltlardan muaf ilan ediyor…
Görüş değil,
Hüküm veriyor…
Verdiği hükümleri de,
Tartışılmaz zannediyor…
***
İnsan,
Her ideolojiye , her masaya oturmak zorunda değildir…
Tamam da!
Özgür- bağımsız olma adına,
Fiziksel,
Zihinsel,
Finansal,
Varlığını borçlu olduğun,
Atatürk cumhuriyetinin ekmeğini yiyerek,
Atatürk ve Atatürkçülüğü karalamaya,
Her haltı işliyorlar diyerek iftira atmaya da,
Hakkın yok…
***
Yaşadığım bir olayı anlatmaya,
Mecbur hissettim kendimi!?…
İstanbul Beyoğlu’nda,
Ünlülerin mekanı “çiçek barı“ bilirsiniz…
Yapımcı Arif Keskiner işletiyordu…
Bir akşam üzeri çiçek bara gittim…
Barda,
İki sanatçı,
İsmet Ay ve Halil Ergün oturuyor…
Bağrışarak kavga ediyorlar,
Rakı bardakları havada uçuşuyordu…
Arif abi,
Ne oluyor dedim?
Aman boş ver beee…
Her zaman “ aynı haltı “ işliyorlar ?
Dün akşam,
Birbirlerinin “erkek arkadaşlarını“ ayartmışlar,
Onun kavgasını yapıyorlar dedi…
Demek ki!
Atatürkçü olmayanlar,
Daha büyük “haltlar“ işliyorlarmış…
Bilmem,
Anlatabildim mi?…