Bugün sizlere bir askerin hikayesini anlatacağım. Anadolu’nun, hani yiğidin harman olduğu yer derler ya, işte taa oralardan kalkıp küçük yaşta Türk Silahlı Kuvvetleri'ne katılan bir asker...

İsmi şimdilik bende kalsın, kahramanımıza Asker diyelim. Asker 17 yıl boyunca vatan için görev başındayken FETÖ’nün Ergenekon davası kumpaslarında, o da vatan sevgisi ve Atatürk aşkıyla dağda bayırda terör örgütleriyle savaşırken birden vatan hainisin diye cepheden alınıp ,Silivri Zulüm hanesine tutsak ediliyor… Sonrası mı?

Kumpas davaları çöktü

FETÖ’nün kumpas davaları çökünce onun da suçsuzluğu anlaşılıyor ve özgürlüğüne kavuşuyor, kavuşmasına da Asker o çok sevdiği asker ocağındaki görevine geri dönemiyor… Ne yapsın, geçim derdi işte, iş aramaya başlıyor. Önce bir yolunu bulup İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’nun kapısını çalıyor. Soylu, bizim askeri dinledikten sonra “Tamam, sana yardımcı olacağız” diyerek yolcu ediyor.

Geçim bu, aç susuz olmaz

Tabii bizim asker yaklaşık 8 ay boyunca umutla İçişleri Bakanlığı’ndan kendisini aramalarını bekliyor. Geçim bu, aç susuz olmaz. Türlü arayışlara giriyor ve sonunda İstanbul’da halkçı bir belediyenin sağlık dairesine satın alma şefi olarak atanıyor. Sevinçle işe başlıyor. Ee, işsizliğin verdiği onca sıkıntının sonunda bir iş bulmuştu. Hem de devlet kapısı sayılır, belediyede. Sonra mı? Onu da Türk sinemasının efsaneleşen usta oyuncularından Kemal Sunal ve Şener Şen filmlerini aratmayacak şekilde yaşadıklarını anlatıyor.

Bir yere sığdıramadılar

Diyor ki, “Abi, beni bir yere sığdıramadılar. Önce sağlık hizmetlerinde satın almada işe başladım, ilçe sağlık müdürlüğüne alınacak ilaçların ihalesine katılacak firmaları ve verdikleri teklifleri kontrol etmekle işe başladım. Teklifler çok uçuk geldi. “Ne yapacaklar bu kadar ilaçları?” dedim ve biraz araştırmak istedim. Hemen aynı ilçede bulunan bir eczaneye gittim. İlaçların listesini göstererek fiyat istedim eczacıdan. Sonra eczacı, ilaçların toplamını 400 bin TL olarak çıkardı. Ben de hemen o ilaç firmalarının tekliflerinin uygunsuz olduğunu, aynı ilaçları çok daha ucuza alabileceğimizi düşünerek iptal ettim.”

2 bucuk milyonluk ilaçları 4 yüz bine aldı

Sonrası evlere şenlik: Bizim kahramanın önce kendisini denetlemekle görevli müfettişler mi dersin, belediye başkan yardımcısı mı dersin, seçilmiş meclis üyeleri mi dersin? Hepsi ayağa kalkmış. Kimi telefonla kimi makamına gelip, tehditlerin bini bin para. Tabi bu yaşananlara bir anlam veremeyen Asker, şaşkınlığını gizleyemeyerek kendisini denetlemekten sorumlu müfettişe sorar: Yahu 2 buçuk milyon TL’ye alacağınız ilaçları 4 yüz bine buldum, nerde hata yaptım? Aldığı cevap ise “Senin bu işlere aklın ermez” olmuş.

Size namuslu dürüst biri lazım değil mi?

Ertesi gün bizim Asker’in şefi yanına gelerek, kahramanımıza şu sözleri söyler: Kaymakamlığa sizin gibi namuslu, şerefli, dürüst biri lazım. Asker şefine bakarak şu cevabı verir: “Müdürüm, size burada namuslu, şerefli, dürüst biri lazım değil mi? Nasıl olsa ben bir devlet memuruyum. Ha belediye, ha kaymakamlık. Fark eden bir şey yok.” ve Kaymakamlıktaki görevine başlar, başlamasına da orada da geldiği birimi aratacak olaylarla karşılaşır. Oraya da çomak sokunca bu sefer Tapu Dairesi’ne verirler bizim kahramanı.

Anasının milyon dolarlık tapuları var

Asker Tapu Müdürlüğü’nde de farklı bir şey görmez. Yine aynı herkes bir yolunu bulup vatandaşı ve bulunduğu kurumu soymanın derdindedir. Bu duruma isyan eder ve şefine sorar: Yahu günah değil mi? Buralarda onca tüyü bitmemiş yetimin hakkı var. “Şef askerin yüzüne şaşkınlıkla baktıktan sonra “Gel” der ve masasının üstündeki bilgisayarı açarak “Bak Asker, şu milyon dolarlık tapular var ya! İşte bu tapular Belediye Başkanımızın ilçemize başkan olduktan sonra anasının üzerine aldığı tapular” deyip gösterir.

Sizleri daha fazla sıkmak istemiyorum, hikaye oldukça uzun. Şimdilik burada bırakalım. Devamı mı? Elbette olacak…

Evet, balık baştan kokmuş, Asker ne yapsın? Her yer hırsız ve namussuzlarla dolu. Çareyi emekliliğini istemekte bulur.

İşte gördüğünüz gibi sevgili okurlarım. Memleketin bütün kurumlarının hali bu: Her yer çürümüş, kokuşmuş. Bu işin sağı solu yok; bu işin vicdan meselesi var, vicdan.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner72

banner78