banner230

banner229

10.11.2019, 12:26

Ata'mızın Son Günleri

Atatürk artık hastalığının siroz olduğunu biliyordu. Fransızca bir tıp sözlüğünde bu hastalık üzerine bir yazı okumuş ve ardından ağzından şu sözler dökülmüştü. “Demek ki artık günlerim sayılı.” O gün doktoru bir kez daha muayene etmiş ve hastalığın ikinci evreye geçtiğini görmüştü. Atatürk’e haber vermeden Paris’ten doktor Fissinger getirilmişti. Onun muayenesi sonucunda da aynı teşhis tekrarlandı. Hatta umduğundan da kötüydü.

Bu sırada Atatürk’ü çok mutlu eden Savarona yatı İstanbul’a gelmişti. Yatı gördüğünde acı acı gülümseyerek “Bu yatı, bir çocuğun oyuncağının beklemesi gibi beklemiştim. Meğer bana hastane olacakmış.” dedi. Savarona gerçekten de onun hastane gemisi olmuştu. O günlerde onu tek neşelendiren sabah kamarasından plak sesini duyduğunda uyandığını anlayıp yanına koşan Ülkü oluyordu. Oyunları ve gevezeliğiyle Atatürk’e hastalığını ve acılarını unutturuyordu.

Zaman geçtikçe hastalığı ilerliyor ve Savarona dayanılmayacak kadar çok sıcak geliyordu. Bu yüzden odasına buz kalıpları yerleştiriliyordu. Bir gün hastalığının etkisiyle ateşi yükselmiş dayanamaz duruma gelmişti. Kılıç Ali’ye “Annene telefon et de sor.” dedi. “Bu sancı ve ateşe iyi gelebilecek bir kocakarı ilacı biliyordur belki…” Kılıç Ali’nin telefonu üzerine annesi, yıllardan beri bir köşede hazine gibi sakladığı, bir şişe gül sirkesini gönderdi. Sirkeye bezler batırıp, Atatürk’ün anlına ve bileklerine koydular. Bu ona biraz iyi geldi.

Artık Savarona’da duramayacağını anlayan Atatürk bir gece yarısı Dolmabahçe Sarayı’na geldi. Saraya sedye ile taşınmasını söyleyen doktora şiddetle karşı çıkmış. Koltukla karaya oradan da sarayın asansörüne kadar götürülmesine razı olmuştu. Birinci kata geldiklerinde yardımcılarını iki yana itip tüm itirazlara rağmen yatak odasına yürüyerek gitmişti. Hastalığını biliyor ama bir türlü kabullenemiyordu.

Dolmabahçe’deki odası serindi. Bir rahat nefes almıştı. O günden sonra odayı daha serin tutmak adına itfaiye her gün gelip odanın duvarlarını ıslatıyordu. Bu arada karnı devamlı şişiyor ve ağrıları dayanılmaz bir hal alıyordu. Doktorlardan suyu almalarını rica etti. Onlardaki tereddüdü görünce tehlikeli olduğunu anladı ve sabah olur olmaz vasiyetini yazdırmak üzere sekreteri Hasan Rıza’yı çağırttı. Biraz günlük olaylardan konuştuktan sonra yatağının içine bağdaş kurarak oturdu. Vasiyeti üzerine tüm ayrıntıları kontrol ettikten sonra kendi el yazısı ile kopya ettiği vasiyetnamesini noter çağırarak onaylattı. Tarih 5 Eylül 1938’di.

  • Çankaya ve içindekiler de dahil olmak üzere, bütün taşınmaz mallarını Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakıyordu, bunları şimdiye kadar olduğu gibi İş Bankası yönetecekti.

  • Gelirleri, belirtilen şekilde kız kardeşi Makbule ile beş manevi kızına ödenecekti.

  • Sabiha Gökçen’e ayrıca bir ev alabilmesi için yetecek kadar para bırakılmıştı.

  • Bayan Makbule Atadan, ömrünün sonuna kadar Çankaya’daki evinde kalabilecekti.

  • İsmet İnönü’nün oğullarının yüksek öğretimi için belli bir miktar para ayrılacaktı.(İsmet İnönü’nün kendi ailesine bakacak ve çocuklarını okutacak kadar parası vardı. Ama, Atatürk bu arada onu, olduğundan daha çok hasta sanıyor ve erken ölecek olursa diye şimdiden önlem almak istiyordu.)

  • Gelirinin arta kalanını da Tür Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu arasında eşit olarak paylaşılacaktı.


Artık karnındaki suyu alma zamanı gelmişti. Su alındıktan sonra ağrıları azalmıştı ama çok halsizdi. Bu durumda bile durmuyor yattığı yerden gelen evrakları imzalıyor, gazeteleri okuyor ya da Afet Hanım’a okutuyordu.

29 Ekim’de Ankara’ya gitmeyi çok istiyordu ama bu isteği gerçekleşmedi. Su alındıktan birkaç gün sonra komaya girdi. Koma 48 saat sürdü. Herkes umudunu yitirirken o yine kendine geldi. “Bana ne oldu? Bana bir şey oldu!” diye mırıldanıyordu. Gerçeği anlamasın diye Ülkü’ye on iki saat uyuduğunu söylemesini tembihlediler. Ama bu onun yerine, “ Çok uzun uyudunuz” dedi. Her zamanki gibi, gerçeği Ülkü’den öğrenmişti.

Ankara’ya çok gitmek istemesine rağmen doktorlar izin vermiyordu. En ufak bir sarsıntı bile tehlikeliydi. Cumhuriyet’in 15. Yıldönümü günü gelmişti. Kuleli Askeri Lisesi’nden bir grup öğrenci vapurla Dolmabahçe Sarayı’nın önünden geçiyorlardı. Hep bir ağızdan “Ata’mızı görmek istiyoruz!” diye bağırmaya başladılar. Atatürk seslerini duyunca pencereye giderek iskemleye oturdu. Gençler onu görünce sevinçle haykırmaya başladılar. Bazıları üniformalarıyla suya atlayıp daha yakından görmek için saraya doğru yüzdüler. Atatürk o gün çok mutlu olmuştu.

6 Kasım’da Atatürk yataktan son olarak kalktı. Afet Hanım ve yanındakiler kalkmasına yardım ettiler. Hepsine teker teker elini uzattı ve onlarda bir daha yapamayacaklarını iyi bilerek o eli öptüler.

Ertesi gün doktorlar bir operasyon daha yaptılar ve tekrar çok miktarda su aldılar. Aradan çok geçmeden şiddetli bir nöbetten sonra “ALLAHAISMARLADIK”diye mırıldandı. Bu onun son sözleriydi. Ertesi gün kriz en yüksek noktasına ulaşmıştı. Doktorlardan biri ağlıyor diğer ikisi ayaklarını ovuyorlardı. Hasan Rıza, Kılıç Ali ve İsmail Hakkı asker gibi yatağın ayakucunda hazır ol vaziyetinde duruyorlardı.

10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş geçe birden bire gözlerini açtı. O masmavi gözler bir anda odayı aydınlatıverdi. Bir an, askerce selam verircesine, sert bir hareketle başını sağa çevirdi… Mustafa Kemal Atatürk ölmüştü. Başucunda hıçkırıklar koptu. Genel sekreter Soyak hıçkırarak diz çöktü. Aziz Ölü’nün sağ elini yüzüne gözüne sürdü, öptü.  Operatör Öke gözlerini kapattı. Dr. Berk çenesini bağladı. Sonra sekiz  doktor  şu kara kısa raporu yazıp imzaladılar.

“Reisicumhur Atatürk’ün umumi hallerindeki vehamet dün gece saat 24.00’de neşredilen tebliğden sonra her an artarak bugün, 10 İkinci Teşrin 1938 Perşembe sabahı saat dokuzu beş geçe Büyük Şefimiz derin koma içinde terki hayat etmişlerdir”

Türk vatanı büyük kurucusunu, Türk Milleti ulu Ata’sını, insanlık büyük evladını kaybetmişti. Dünya’nın her yerinden başsağlığı mesajları geliyor ve herkes ardından ağlıyordu. Evet o bizim kurtarıcımızdı ama bizim kadar Asya ve Afrika’nın sömürge halklarına da kurtuluş yolunu göstermişti.  Tarihe çığır açmıştı. Birinci Dünya Savaşı’nın insafsız galiplerini yenerek, Büyük devletlerin sözüm ona “yenilmezliği” efsanesini yerle bir etmişti. Asya ve Afrika’nın liderleri Atatürk’ü kendilerine örnek alıyor önder sayıyordu.

İşte o böyle bir liderdi. Bizim hiç ölmedi. Fani olan sadece vücududur. Ruhu her Türk’ün kalbinde sonsuza dek yaşayacaktır. Onun en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti o gün bugündür bizlere emanettir.

Emaneti de emin ellerdedir.
Yorumlar (0)
23
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 36 83
2. M. United 36 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 36 64
5. Liverpool 35 60
6. West Ham 36 59
7. Tottenham 35 56
8. Everton 35 56
9. Arsenal 36 55
10. Leeds United 36 53
11. Aston Villa 36 49
12. Wolverhampton 35 45
13. Crystal Palace 36 44
14. Southampton 36 43
15. Burnley 36 39
16. Newcastle 36 39
17. Brighton 36 38
18. Fulham 36 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 36 80
2. Real Madrid 36 78
3. Barcelona 36 76
4. Sevilla 36 74
5. Real Sociedad 36 56
6. Real Betis 36 55
7. Villarreal 36 55
8. Celta de Vigo 36 50
9. Athletic Bilbao 36 46
10. Granada 36 45
11. Osasuna 36 44
12. Cádiz 36 43
13. Levante 36 40
14. Valencia 36 39
15. Deportivo Alaves 36 35
16. Getafe 36 34
17. Huesca 36 33
18. Real Valladolid 36 31
19. Elche 36 30
20. Eibar 36 30