Araplaştıramadıklarımızdan mısınız?

Bu yazımızda güncel siyaset dışında bir konudan bahsedeceğiz. Konu siyaset dışı görünmekle beraber aslında günlük hayatımızın içinde olan din ve milliyet ilişkisine ilişkin kısa bir değerlendirme.

Dikkat ettiniz mi bilmem, herkesin olmasa da çok büyük çoğunluğumuzun adı Türkçe değil Arapça. Sebebini hemen herkes biliyor sanırım, halk arasında isim çok önemli, çocukların isimleri kutsal kitabımızdan olmalı denilir oysa bu düşüncenin hiçbir temeli yoktur.

Birincisi İslam’ın da imanın da şartları belirlidir. Bunların içinde Arap ismi almak diye bir şart yoktur.

İkincisi Arap isimlerinin İslam diniyle ilgisi yoktur. Yani İslam’dan sonra Araplar eski isimlerini terk ederek yeni isimler almış değildir. Buna ilişkin birkaç örnek verelim. En başta peygamberin adı İslam’dan önce de sonra da aynıdır. Bu isim İslam’dan tam kırk yıl önce konulmuştur. Ya da soralım: ilk eşi Hatice ismini ne zaman almıştı? Yine dört halife ismini ne zaman almıştı. ? Müslüman olunca adlarını mı değiştirmişlerdi? Veya Bilal Habeşî Müslüman olduğunda adı zaten Bilal değil miydi? Arap isimlerinin kitapta yer almasının nedeni İslam’ın Arap topraklarına inmiş olmasıdır.

İsimlerin kişilerin özelliklerine yansıyacağı hususu ise gerçeklikten uzak bir rivayetten başka bir şey değildir. Kişilerin iyiliği kötülüğü ismiyle değil amelde yani icraatlardadır. Bakınız 40 bin kişinin katili ve terör örgütü elebaşı Öcalan’ın adı Abdullah’tır. Katil, hırsız, gangster, dolandırıcı, rüşvetçilerin her türlü adı vardır. Kişinin adının anlamının iyi güzel olması kişiliğinin iyi ya da kötü olmasına etki eden bir husus değildir. Kaldı ki birçok Arapça ismin anlamı güzel değildir. Örneğin, Hayrünnisa’nın anlamı “kadınların hayırlısı”, Bekir “deve yavrusu”, Buğra “erkek deve”, Ecrin “ücret”, Bilal “ıslak”, Hatice “erken doğan kız çocuğu” anlamlarına gelmektedir.

Diğer bir husus Allah terimi yerine Tanrı teriminin kullanılmasının eleştirilmesidir. Oysa bu terim de Araplar tarafından İslamiyet’ten önce de kullanılan bir terimdir.  Örneğin, değil İslam’ın peygamberin dahi doğumundan önce vefat eden babasının adı Abdullah’tı. Kaldı ki yaratıcının 99 adı olup, Allah bunlardan sadece biridir. Tanrı ise Türkçe bir terim olup, kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık anlama gelmektedir. Bu konuda eksik bilgi sahibi olanlar terimine karşı önyargılı olup, hatta “Allah Tanrı’nın belasını versin” gibi akla ziyan sözler etmektedir.

Netice olarak, bir milleti var eden ve diğerlerinden ayırt eden temel etken din değil dildir. Dilin ilk görülmesi gereken yerlerden biri de kişi isimleridir. Bir dine inanmak o dinin ortaya çıktığı coğrafyadaki toplumların özelliklerini almak değildir. Dinin şartları ortadayken yeni şartlar uydurmak millet kavramını zedeler. Bu noktada Müslümanlar bir millettir denilebilir. Ancak bu husus insanları farklı millet ve dillerde var eden yaratıcıya muhalefetten başka anlama gelmeyecektir. Kaldı ki bunun tamamen ütopik bir durum olduğu İslam toplum ve coğrafyasında geçmişte görülen ve halen yaşanan pratik gerçeklere açıkça aykırıdır. Kaynağı ve doğruluğu belli olmayan rivayetler yerine kutsal kitabın emrettiği gibi “oku”yalım, düşünelim, sorgulayalım, muhakeme edelim. Esenlikler dilerim.

Kirazlı konusunda neden alttan alınıyor?

Kazdağları-Kirazlı çevre katliamı konusunu “Neden Bu Kadar Vicdansızlar?” başlıklı yazımda ele almıştım. Konunun bu sefer bir başka ve önemli yönünü ele almaya çalışacağım: devletin...

Montessori yöntemiyle eğitim-2

Montesorrı yöntemine geçen hafta bir giriş yapmıştık. Bu hafta Montesorrı yöntemine göre bir sınıf nasıl düzenlenir?, Sınıf içi uygulamalar nelerdir? Bunlardan bahsedeceğiz. Çocuk okulda olduğu...

Neden bu kadar vicdansızlar?

Son zamanlarda her gün devlet eliyle yürütülen yeni bir doğa katliamı haberini duyuyoruz. * Dünyanın sayılı güzelliklerinden Burdur’un Salda Gölü'ne 'millet bahçesi tesisleri' yapma kararı, *...

Ahlak toplumun temelidir

Çocuk eğitimi, ailede başlar, okul ve çevresiyle birlikte hayat boyu devam eder. Çocuğa ahlaki davranışların kazandırılması eğitimin önemli bir parçasıdır. Ahlak, bizim dini değerlerimizin...

Sol ve sokak

Türkiye'de 1950 li yıllarda çok ciddi bir sol örgütlenme vardı. 1960 lı yıllarda sol örgütlenme sokağa indi. DİSK bugün dahi yapamadığı kadar büyük katılımlarla...