1932 yılında zorunlu olan 'Andımız', 2013 yılında AKP tarafından kaldırıldı ve 2018 yılında Danıştay’ın kararı ile geri döndü.

Bu karar üzerinden yine her zaman ki gibi toplumsal olarak ikiye bölündük.

Aziz Sancar diyor ya "500 yıldır bilim üretemiyoruz" diye, işte onun en büyük sebebi bu bölünmedir diyorum bende. Öyle bir kamplaşma ki bu, bin yıl daha çarpışsan kazananı olmayacak.

Bir taraf diyor ki "1908’de kaybettiğimiz iktidarı geri aldık".

Diğeri diyor ki "yakın zamanda iktidarı tekrar elimize alacağız".

Alın abi!

İster siz alın ister ötekiler, ortada tek bir gerçek var ki; siz iktidarcılık oynayıp milleti de bu minvalde bölüp peşinizde sürüklerken olan nesillere oluyor. Amerikan şirketi Apple’ın cirosu bizim devletin cirosunu geçmiş kimin umrunda…

Bakın ben 'andımız'ı yıllarca büyük bir gururla okudum, okurum da. Ama benim veya başkalarının bunu isteyerek veya severek okuması gerçekleri değiştirmiyor.

Doğruyum diyoruz lakin dünyada yolsuzluk ve rüşvet alanında en dipteki ülkelerden biriyiz;

Çalışkanım diyoruz ama dünyada en çok tatil yapan ve bilime, üretime en az katkı veren ülkelerden biriyiz;

Küçüklerimi korumak diyoruz ama maalesef çocuk tacizlerinde sayısal anlamda dünyada ön sıralardaki ülkelerden biriyiz;

Atatürk ilkeleri doğrultusunda diyoruz ama bizzat bu andı okuyanlar tarafından Atatürk’ün bıraktığı değer ve kurumlar talan edildi.

Bizim memleketimizde son ikiyüzyılda bir çok değişim, dönüşüm yaşandı ama ilerleme olmadı.

Osmalı’dan Cumhuriyet’e; Kemalizm’den İslamcılığa iki asırdır ilerleme olmamasının en ama en büyük sebebi, muassır medeniyetler seviyesini veya İslam’da dindarlığı ya da Türk milliyetçiliğini güçlendirmek, ileri taşımak ya da hakim kılmak için kendimize argüman olarak, yöntem olarak seçtiğimiz bu kahrolası ŞEKİLCİLİK’tir.

Cumhuriyet şapka kanunu dedi, modernliği kadın üzerinden tasavvur ederek kılık kıyafete müdahale edildi. Balolar düzenlendi, danslar edildi. Ezan Türkçeleştirildi, andımızı getirdi, zorunlu din dersleri geldi, sonra başörtüsü sorunu çıkarıldı; AKP geldi, İmam Hatipleri her sokağa açtı, andımızı kaldırdı, sürekli cami açılışları yaptı, başörtüsü yasağını kaldırdı ve hatta küçük yaşta ilkokul kızları dahi örtünmeye başladı…

Bu uygulamaların, örneklerin sayısını karşılıklı olarak artırmak mümkün.

Burada anlatmak istediğim şey şu ki; semboller üreterek ve onları görünür kılarak kendi ideolojinizi çok cüzi bir kesime kabul ettirebilirsiniz. Jakoben uygulamalar uzun ömürlü ve kalıcı olmaz. Tümevarım şeklinde olmayan fikirler ve hareketler daimi olamaz.

Kemalizmin öğretileri 80 yıl uygulamada kaldı! Toplumsal karşılığı ortada. Siyasal İslam da istediği kadar İmam hatip açsın, cami açsın faydası yok. Ne balolar yaparak, kadınların başını açarak muassır medeniyetler seviyesine çıkabiliz ne de çok cami açarak veya kadınların başını örterek dindarlığı artırabiliriz. Ki, neticeleri itibari ile ikisinin de başarısız olduğu ortada.

Şekillerle, sembollerle ve dayatmalarla maalesef bir yere varamadık.

Örneğin bakıldığında Türkiye kağıt üzerinde hukuk devleti; peki fiilen durum böyle mi?

Mahkemelerin tarafsız ve bağımsızlığı ortadan kalkmışken ve yönetmeliklerle, KHK’larla ülke yönetilirken hukuktan bahsetmek mümkün mü!

Diğer bir örnek olarak Türkiye kağıt üzerinde laik bir ülke olarak görünüyor; peki fiilen durum böyle mi?

Din tüccarları her gün dini siyasete alet edip vatandaşların dini duygularını istismar ediyorken burada laiklikten bahsedebilirmiyiz!

Bu ŞEKİLCİLİK toplumun tüm kesimlerine sirayet etmiş durumda. Namaz kılmakla dindar, andımızı okuyarak Türk, ille de Atatürk diyerek Kemalist olunmuyor!

Son üç asırda Halifeler, Padişahlar, Askerler, Cumhurbaşkanları tarafından yönetildik. Bazıları çok dindardı bazıları dinle mesafeli; bazıları milliyetçi idi bazıları değil. Birbirlerini tekzip eden veya tekrar eden uygulamaları oldu. Ama hepsinin ortak bir özelliği var! Hiç birinin döneminde bilimde ilerleme katedemedik, hukuk devleti olamadık, müteşebbisi layıkıyla koruyamadık, özgür beyinlere uygun ortamı veremedik.

Basit bir soru daha soralım ve noktalayalım.

1932 öncesi, 1932-2013 arası ve 2013-2018 dönemi, yani andımız yokken, uygulamadayken ve kaldırıldığı dönemler arasında ne farklıydı ülkemizde?

Şekillerle, sembollerle ideolojik savaşlar vermekten başımızı kaldırıp birlik içerisinde ilme, bilme ve hukuk devleti olmaya kanalize olamazsak 1908’den 2018’e nasıl tartıştığımız konular aynıysa 2108’de de aynı konuları tartışıyor olarak buluruz kendimizi!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.