Ana Sayfa Gündem Ali İsmail Korkmaz, 25 yaşında

Ali İsmail Korkmaz, 25 yaşında

2013 yılı Gezi Parkı protestolarının büyük bir direnişe dönüştüğü ve büyük toplumsal kazanımların edinildiği bir yıl oldu. Haziran Direnişi’nde yaşamını yitirenler ise her geçen yıl daha büyük ve derin bir öfke ile anılıyor.

Bugün, Eskişehir’deki Gezi Parkı protestolarında polis ve esnaf tarafından dövülerek öldürülen 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz’ın doğum günü.

‘TOPLUM İÇİN GENÇLİK’

1994 yılında Hatay’da doğan Ali İsmail Korkmaz, lise yıllarında “Toplum İçin Gençlik” adını verdiği bir proje oluşturdu. Ali İsmail, bu proje vasıtasıyla arkadaşları ile birlikte birçok etkinlik düzenledi. Günlüğüne yazdığı satırlarda “Toplum için çalışan gençleri bir yere vardırmak” istediğini ifade eden Ali İsmail Korkmaz, Gezi direnişinin yükseldiği ve tüm ülkeye yayılmaya başladığı dönemde ise günlüğüne şunları yazmıştı:

“Ne bir fikrin başkanlığının; ne bir düzenin; ne devletin; ne de bir dayatma, zorbalık ve mecbur kalmanın destekçisiyim. Anlattıklarım, bu görüşümün kaynağıdır. Çünkü bu tür devlet düzenlerinin bulunduğu yerlerde sadece acı vardır. Gençler öne sürülür. Küçük ya da büyük savaşlar olur. Savaşın sonu gözyaşıdır, acıdır, kandır, ölümdür. Çekilen acılar hep fedakarlık olarak tanımlanır. Ama bu fedakarlıkların sonu yoktur. Tüm bu sebeplerden, her türlü düzene karşıyım. İnsan hürdür, dizginlenmemelidir.”

4 BİN 900’ÜN ÜZERİNDE GÖZALTI; 8 BİN 163 KİŞİYE TEDAVİ

İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, iki buçuk milyondan fazla insanın katıldığı Gezi Parkı eylemlerinde 4 bin 900’ün üzerinde kişi gözaltına alındı. Bayburt ve Bingöl dışında bütün illerde protesto gösterileri düzenlendi. Türk Tabipleri Birliği’nin verilerine göre ise, bu protestolar sırasında 8 bin 163 kişiye tedavi uygulandı. Tedavi altına alınanlardan 63’ünün ağır şekilde yaralandığı, 106 kişinin kafa travması yaşadığı ve 11 kişinin gözünü kaybettiği de TTB tarafından açıklandı.

Eskişehir’deki Gezi Parkı protestolarının ilk günlerindeki polis saldırısında, aralarında Gürcistan uyruklu bir öğrencinin de bulunduğu çok sayıda kişi ağır yaralandı. Gürcistan uyruklu Akaki Avaliani’nin kafatasının çatlamasına yol açan jop darbesi, beyin kanaması geçirmesine neden oldu. Geçirdiği ameliyatların ardından Avaliani sağ kolunu kullanamaz duruma geldi. Eskişehir’deki yoğun polis şiddetinden Avaliani gibi birçok genç etkilendi. Gazeteci İsmail Saymaz, “Ali İsmail: Emri Kim Verdi” kitabında yaşanan polis saldırısını şu sözlerle özetliyor:

“Kamera kayıtlarına göre, kaçamayan ve duvar diplerinde biriken gençler, polis tarafından dakikalarca cop, tekme ve yumruklarla dövüldü. Beş dakika süren dayak sırasında ayağı kırılan bir genç baygınlık geçirdi. Polisin işkencesi sonrası yüzleri duvara dönük bir şekilde bekletilen gençler, bir saat sonra sokağa getirilen polis aracına bindirilerek gözaltına alındı. Polis tarafından dövülen eylemciler arasında avukatlar da vardı.”

Polisin işkencesine maruz kalan gençler ifadelerinde, yaşananları şöyle anlatıyordu:

“Yere düşünce cop ve tekmelerle vurmaya başladılar. Yüzümü korumak için kapaklandım ve yere yattım. Çelme takıp beni yere düşüren polis, vurmaya devam etti. Sürekli vuruyorlardı. Yaklaşık 15 dakika vurmaya devam ettiler. Ben hayatımdan endişe etmeye başladım ve açık bir dükkâna girdim. Polisler bize ‘Orospular bu saatte ne bok yemeye dışarıdasınız?’ diye bağırıyorlardı.”

Görgü tanıklarının aktarımına göre “polisin bir aracın üzerine fırlattığı” genç, ifadesinde polis şiddetini şöyle anlatıyordu:

“Ardından tekrar copla vurup sprey sıktılar. Her seferinde farklı bir polis ekibi gelerek beni darp etti. Hatta polislerden biri koşarak bana tekme attı. Yere düştüm. Yerde bana vurmaya devam ettiler. Yerde sürüklediler. Beni tutan otel görevlisine ‘Göremiyorum beni taksiye bindirin’ dedim.”

Polis şiddetine maruz kalan eylemciler, polisin gözaltı araçlarında işkenceye devam ettiğini ve araçların kan gölüne döndüğünü aktarıyorlardı.

“POLİS NEDEN DÖVSÜN, PROVOKASYONA GELMEYİN”

Anadolu Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümü öğrencisi Ali İsmail Korkmaz, Eskişehir’de protestoların başladığı ilk günden beri Espark’taki eylemlere katılıyordu. Ali İsmail’in “Polis, eylemcileri dövüyormuş, işkence ediyormuş” sözlerine ağabeyi Gürkan Korkmaz, “Polis neden dövsün, provokasyona gelmeyin” cevabını veriyordu. Bu sözlerin söylendiği günün akşamında; Ali İsmail ve ev arkadaşı, Gezi Parkı protestolarına katılmak üzere Yunus Emre Caddesi’ne gitti. Polisin biber gazı, tazyikli su ve joplarla eylemcilere saldırdığı sırada, Ali İsmail ile ev arkadaşı birbirlerini kaybetti. Bir süre sonra Ali İsmail ile karşılaşan ev arkadaşı, Ali İsmail’in “Polis copladı ve tekmeledi, kafama darbe yedim” dediğini ve birlikte hastaneye gittiklerini aktarıyor.

Bu sırada Ali İsmail “kafasına cop yediğini, dişinin kırıldığını ve omzunun çıktığını” ifade ediyordu.

38 GÜNLÜK YAŞAM MÜCADELESİ

Ali İsmail ilk gittikleri hastanenin ardından başka bir hastaneye sevk edildi. Buradaki doktor, Ali İsmail’in kalp ameliyatı olduğunu ve kan sulandırıcı ilaç kullandığını belirtmesine rağmen, Ali İsmail’in ağrılarını azaltabilmek için kas gevşetici iğne yaptı ve “Bir şeyi yok, bir iki güne geçer” diyerek Ali İsmail’i başka bir servise sevk etti.

İfade vermek üzere Polis Merkezi’ne giden Ali İsmail bu anlarda konuşamamaya başlıyordu. Ali İsmail, öldüresiye dövüldüğü anları Polis Merkezi’nde alınan son ifadesinde şöyle anlatıyordu:

“Eski gar arkasından evime gittiğim sırada 5-6 kişilik bir grup önüme geçerek, ellerindeki sopalarla saldırdı. Kafama, sırtıma, omzuma ve bacaklarıma vurdular. Yere düştüm. Saldıran grup yere düşünce bırakıp kaçtı, tam hatırlayamıyorum. Can havliyle kaçıp evime gitmeye çalışırken ev arkadaşımla karşılaştım. Hastaneye gittik. Beyin tomografisi çekilemediği için Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne yönlendirdiler. Kolumu bandaja aldılar, tomografi çektiler. Dün konuşma zorluğu yaşamıyordum. Ama bugün hatırlama zorluğu çekiyorum. Bir dişim sallanıyor. Başım ağrıyor. Bana kimlerin neden vurduğunu bilmiyorum. Sivil kıyafetliydiler. Şikayetçiyim.”

İfadesinin ardından yeniden hastaneye götürülen Ali İsmail’in beyin kanaması geçirdiği fark edildi. Ameliyata alınan Ali İsmail, 38 günlük yaşam mücadelesinin ardından 10 Temmuz’da yaşamını yitirdi. Ali İsmail’in ölümünün ardından düzenlenen otopsi raporunda, kafasına aldığı darbeler sonucu oluşan beyin kanaması nedeniyle yaşamını yitirdiği ifade ediliyordu.

“BU SOKAĞIN CUMHURBAŞKANI, BAŞBAKANI BENİM”

Ali İsmail’in dövüldüğü sırada olayı gören ve daha sonra tanıklık da yapan bir kişi, sosyal medyadan şunları yazmıştı:

“…
Eylemciler kaçıştıktan sonra maalesef bir kişi bulunduğum sokağa geldi ve bir kişiye, sadece ve sadece bir kişiye polis öldüresiye saldırdı. Dahası fırının önünde bekleyen birkaç kişi fırından aldıkları odunlarla o eylemcinin sırtına, beline, bacaklarına tüm gücüyle vurmaya başladı. Dondum, donakaldım. Ardından elinde odun olan kişi, o eylemci arkadaşın karnına tekmelerini savurmaya başladı. Eylemci arkadaş, atik bir davranışla koşarak o alandan uzaklaştı. Bir 15 dakika hiçbir olay yaşanmadı.

Sonrasında polisin saldırısı şiddetlendi. Eylemciler yine ara sokaklara kaçışmaya başladı. Bu sefer o sokağa iki kişi girdi. O sokağa giren iki kişiyi polis ve elinde odun ile bekleyen kişiler ani bir hareketle kıstırdı. Arkadaki kişi, pusuya yatan polisler tarafından hunharca dövüldü. Öndeki eylemci ise, o fırının esnafı tarafından ve elinde odunla bekleyen kişiler (tam 5 kişi) tarafından yere düşürüldü. O çocuk tam önüme düştü. Tam önümde kafasına, beline, sırtına sayısız darbe aldı. Sonra kafasını kaldırıma çarptı ve mecburiyetten bayılma numarası yaptı. Birkaç dakika sonra ise yerinden hafifçe doğruldu, sırtını gördüm mosmordu.

Çocuğu dövenler ona hakaret etti ve çocuk yerinden kalkarak koşmaya başladı. Eylemci, sokağın ucundaki polisler tarafından da darp edildi. En beteri ise polislerin ve esnafın, kaçanların ardından bakıp iğrenç kahkahalar atmalarıydı.

Polis adeta öldürmek için vuruyor, önlem almak için değil. Bu arada, fırın çalışanlarından birinin ‘Kurban olun siz bu hükümete orospu çocukları’ demesi de cabası. Yunus Emre Caddesi’ndekiler dikkatli olun. Ara sokaklara tek başınıza girmeyin.”

Başka bir tanık, “Yapmayın, vurmayın, öldüm” şeklinde bağrışlar işittiğini ancak o sırada kimseyi görmediğini, daha sonra elinde meşe odunu bulunan sivilleri ve 3 tane polisi gördüğünü ifade ediyordu. Diğer görgü tanıklarının aktarımına göre; elinde sopa bulunan kişi, “Bu sokağın cumhurbaşkanı, başbakanı benim” diye bağırıyordu.

Ali İsmail’in dövüldüğü ana ait görüntüler polise verildi ancak Ali İsmail’in bulunduğu bölümler görüntülerden çıkarıldı. Eskişehir Valisi, Ali İsmail’i arkadaşlarının dövmüş olabileceğini, polisin böyle bir şey yapmayacağını ifade etti. Daha sonra Ali İsmail’in avukatlarını “terörist” ilan eden Eskişehir Valisi, gazetecileri “Yerin altı da var unutmayın” diyerek tehdit etti. AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın “İyi, hoş bir arkadaş” dediği Eskişehir valisi, “Ali İsmail’i bahane eden THKP/C Devrimci Yol – Devrimci Gençlik örgütünün çatışma ortamı yaratacağını” savunarak Ali İsmail’in ölümü sonrası açılan davanın nakline onay verdi. Savcılık ve valilik onayı ile Ali İsmail Korkmaz Davası, Kayseri’ye nakledildi.

ALİ İSMAİL KORKMAZ VAKFI: ‘DÜŞLERİNDE ÖZGÜR DÜNYA’

Kayseri’deki davada konuşan Ali İsmail’in annesi Emel Korkmaz, “Ali İsmail, en ufak bir laneti bile dilemeyen biriydi. Ali İsmail için ayakta duracağım, katillerinden hesap soracağım” açıklamalarında bulunmuştu. Ali İsmail’in ailesi, onun ve onun gibi nice gencin düşlerinin gerçeğe dönüşmesi için ALİKEV’i kurdu. Antakya’da kurulan Ali İsmail Korkmaz Vakfı, gençlere ve sanatçılara burs sağlıyor; buraya gelen gençlerin müzik, resim, tiyatro gibi sanat dallarıyla ilgilenmesi teşvik ediliyor; Ali İsmail’in düşlerinin peşinden gidiliyor.

“DÜŞLERE GÜÇ VER!”

Ali İsmail Korkmaz Vakfı gönülleri, burs programına katkı sağlamak için, yıl içinde düzenlenen maratonlara katılıyor. Ali İsmail’in ailesinin de katıldığı maratonlardan elde edilen gelir, öğrencilerin eğitimi ve sanatçılara destek için harcanıyor.

“O SOKAĞA YİNE GİRERDİ”

“Ali İsmail: Emri Kim Verdi?” kitabının son bölümünde, İsmail Saymaz’ın “Ali İsmail, keşke Gezi Parkı eylemlerine katılmasaydı diyor musunuz?” sorusuna, Korkmaz ailesi şu yanıtı veriyor:

“Keşke gitmeseydi. Benim canım yandı ya… Ama Ali İsmail’e soralım. ‘O saatte oğlum bak, o sokağa girme’ desen; bugün görse, ‘Abi sana Fenerbahçe marşını söylettim, annemi bilinçlendirdim, kırkında annemin sol yumruğu havada köy meydanında, mümkün değil o…’

Ali İsmail’e kalsa değil Gezi Parkı’na gitmemek, o sokağa da girerdi. Ali İsmail şöyle düşünürdü: ‘Benim amacım daha iyi bir dünya, daha aydınlık bir gelecek, insanların daha bilinçli olması ise, 500 yıl daha yaşasam bu bilinci uyandıramaz, kendimi anlatamazdım, benim gibi düşünen insanlar yaratamazdım. Ben canımı feda ederek bunu yapabileceksem, Galatasaraylıya da Beşiktaşlıya da omuz omuza marş söyletebileceksem, eğer bir Kürt genci ile Türk gencini yan yana getirebileceksem o sokağa girerdim.’”

 

12,423BeğenenlerBeğen
6,977TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone

SON HABERLER

ODTÜ’lülerden Rabia Naz açıklaması: Bu dava hepimizin

ODTÜ öğrencileri Rabia Naz'ın şüpheli ölümünün aydınlatılması çağrısıyla yerleşkede Rabia Naz için dikilen fidanın önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdiler.

AKP’de istifalara bir yenisi daha eklendi: ‘Haksızlık, adamcılık, adaletsiz yönetim…’

AKP Muş İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kezkeç, İl Başkanı Rahmetullah Yaktı’ya yönelik suçlamalarda bulunarak istifa etti.

İBB’de kritik istifa

İstanbulBüyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun çağırması üzerine Balıkesir'den gelip, Ulaşım Daire Başkanlığı görevine başlayan, öğretim üyesi Dr. Taylan Engin istifa etti.

Morales’in vekilleri Meclis’te çoğunluğu sağladı

Bolivya'da darbenin ardından meclisten uzaklaştırılan MAS milletvekilleri, mecliste tekrardan üstünlüğü sağladı. MAS'ın tekrardan seçim komisyonu hazırlaması bekleniyor.

Kaftancıoğlu’nu korumak için 1980 öncesinin Pol-Der üyesi polisleri gönüllü oldu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun koruma polislerinin, İçişleri Bakanlığı’nın talimatıyla hiçbir gerekçe gösterilmeden geri çekilmesinin ardından bir grup emekli polis Kaftancıoğlu'nu korumak için gönüllü olduklarını açıklamışlardı. Emekli polisler konuya ilişkin açıklama yaparak kendilerinin 1980 öncesinin Pol-Der üyesi olduklarını belirtti.