Ali Avcu yazdı | Erdoğan’a tarihi ders…

31 Mart seçimleri öncesi Millet ittifakına “zillet ittifakı” diyen AKP’li Cumhurbaşkanı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ayrıştırıcı ve ötekileştirici dili, 31 Mart akşamı Cumhur ittifakının adayı Binali Yıldırım’ın Millet ittifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı İmamoğlu karşısında kaybetmesine neden olmuştu.

Erdoğan ve Bahçeli’nin ‘zillet ittifakı’ diye dillendirdiği CHP, İYİ Parti, DP, DYP, Saadet Partisi ile HDP’yi İmralı cezaevinde yatan bölücü elebaşı Abdullah Öcalan ile iş birliği yapmakla suçlamıştı.

31 Mart akşamı İstanbullu seçmenin oylarıyla, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’na verilen oyları AKP Genel Başkan yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un “Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu ama fark edemedik” şeklindeki açıklamalarıyla beraber seçimin iptali için onlarca dilekçeyle birlikte, çok sayıda bavulla adliye koridorlarındaydı.

Bu görüntüler ise çok tanıdık gelmişti. Kapatılan Taraf Gazetesi’nin muhabiri FETÖ/PDY üyesi Mehmet Baransu’nun TSK’ya kurulan kumpas dosyalarını valizlerle adliyelere taşıdığı görüntüleri, o dönem kurulan kumpaslar sonucu haksız yere oluşan mağduriyetler sonucu yaşanan birçok aile dramlarını hatırlattı. Yarbay Ali Tatar örneğinde olduğu gibi…

Daha sonra AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un FETÖ organizasyonuna destek verdiği görüntüler gazete arşivlerinde ortaya çıkacaktı.

FETÖ organizasyonlarına destek verdiği görüntüleri medyaya yansıyan AKP Genel Başkan Yardımcısı Yavuz’un itirazlarını değerlendiren YSK gerekçesini açıklamakta zorlandığı gerekçesini açıklayarak seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nun mazbatasını 6 Mayıs’ta iptal edip 23 Haziran’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini yenileme kararı almıştı.

Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nun 6 Mayıs’ta mazbatasının elinden alınmasının ardından ortalıktan bir süre kaybolan Binali Yıldırım tekrar ortaya çıkıp mağdur olduğunu belirterek İstanbul sokaklarında dolaşması ise bazı yurttaşların alay konusu olacaktı.

İmamoğlu ise YSK tarafından mazbatasının gasp edilmesinin ardından “yılgınlıkyok”, “HERŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK” diyerek kendisine oy veren ve vermeyen seçmenlere İstanbul’u dostça, kardeşçe, ötekisi olmayan ve herkesin konuştuğu güzellikler içerisinde yaşanılır bir şehir yapacağının sözünü veren açıklamalarını mahalle mahalle yapacaktı.

Diğer taraftan ise Binali Yıldırım 31 Mart öncesi terör örgütü PKK’yla eşdeğer tuttuğu Kürt kökenli yurttaşlara karşı tavır değiştirip 6 Haziran’da seçime sayılı günler kala Diyarbakır’a giderek, Diyarbakırlılar’dan oy isterken “KÜRDİSTAN” çıkışı yapacaktı.

Binali Yıldırım’ın bu çıkışını oy uğruna yaptığını düşünen bölge halkı tepkilerini “Taybet Anne’yi unutmadık Binali Bey” diye cevap verirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Mart yerel seçimleri öncesi miting alanlarındaki “Benim ülkemde Kürdistan diye bir yer yok”, Kürdistan Kuzey Irak’ta çok seviyorlarsa oraya gitsinler”ifadelerini hatırlatmışlardı.

Bazı anket şirketlerinin yaptığı araştırmalara göre seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nun önde gittiğini gören Cumhur ittifakı, bir taraftan İmamoğlu’na iftira ve kumpaslar kurmaya devam etti, Ordu Valisi’ne “İT” dediği iftirası örneğinde olduğu gibi.

Diyarbakırlı yurttaşlardan yüz bulamayan Binali’ye destek olması için seferber olan Cumhur ittifakı çareyi İmralı’da yatan terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’da bulur ve seçimlere birkaç gün kala İmralı’ya Doç. Dr. Ali Kemal Özcan’ı görüşmeye yollar.

Öcalan ile Doç. Dr. Ali Kemal Özcan’ın görüşmesinin ardından Öcalan HDP’lilere ve Kürt kökenli yurttaşlara 23 Haziran’da yapılacak olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde tarafsız kalın diye bir mektup yazar. Bu da yetmez Apo’nun yüzlerce yurttaşımızla birlikte onlarca askerimizi polisimizi şehit eden Osman Öcalan’ı devletin televizyonu olan TRT’ye çıkartarak medet umar.

İmralı’da yatan PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın çağrısını dikkate almayan HDP “31 Mart’ta oylarımızı koruyarak demokrasiye kazandırmıştık, şimdi yine demokrasi ve halk iradesinin kazanması için sandık başına gidecek, oylarımızı demokrasi, barış ve eşitlikten yana kullanacağız. Doğa talanına, rant çarkına ve insan kayırmacılığa karşı 23 Haziran’da oylarımız demokrasi, barış ve özgürlükleredir. İstanbul’u rant cennetine çevirip palazlanmak isteyenlere dur de” açıklaması yaparak kendi kitlesine mesaj verir.

HDP’nin bu çıkışı karşısında geçmişte HDP’yle terör örgütü PKK ve onun elebaşı Abdullah Öcalan’ı bir tutan cumhur ittifakının bir kez daha halk nezdinde ne kadar tutarsız olduğu gözler önüne serilirken HDP’nin de terör örgütlerinin güdümünde olmadığı kanıtlanmış olur.

Kaderin cilvesi işte, bir zamanlar miting meydanlarında PKK lideri Abdullah Öcalan’a idam için ip atan Bahçeli, 23 Haziran seçimlerine birkaç gün kala Öcalan’ın ipine sarılarak HDP’lilere, Silivri Cezaevinde yatan HDP eş başkanı Selahattin Demirtaş’ı, Abdullah Öcalan’ı dinlemiyor diye şikâyet eder.

İstanbullu yurttaşlar ise Türkiye siyaset tarihine geçecek olan bu zübükzade siyasetçilerin tiyatrolarını izleyerek 23 Haziran’da yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri için yeniden sandığa giderken akıl ve vicdanlarının sesini dinleyerek ilkesiz ve ahlaktan yoksun siyasetçilere tarihi bir ders verdiler.

Kirazlı konusunda neden alttan alınıyor?

Kazdağları-Kirazlı çevre katliamı konusunu “Neden Bu Kadar Vicdansızlar?” başlıklı yazımda ele almıştım. Konunun bu sefer bir başka ve önemli yönünü ele almaya çalışacağım: devletin...

Montessori yöntemiyle eğitim-2

Montesorrı yöntemine geçen hafta bir giriş yapmıştık. Bu hafta Montesorrı yöntemine göre bir sınıf nasıl düzenlenir?, Sınıf içi uygulamalar nelerdir? Bunlardan bahsedeceğiz. Çocuk okulda olduğu...

Neden bu kadar vicdansızlar?

Son zamanlarda her gün devlet eliyle yürütülen yeni bir doğa katliamı haberini duyuyoruz. * Dünyanın sayılı güzelliklerinden Burdur’un Salda Gölü'ne 'millet bahçesi tesisleri' yapma kararı, *...

Ahlak toplumun temelidir

Çocuk eğitimi, ailede başlar, okul ve çevresiyle birlikte hayat boyu devam eder. Çocuğa ahlaki davranışların kazandırılması eğitimin önemli bir parçasıdır. Ahlak, bizim dini değerlerimizin...

Sol ve sokak

Türkiye'de 1950 li yıllarda çok ciddi bir sol örgütlenme vardı. 1960 lı yıllarda sol örgütlenme sokağa indi. DİSK bugün dahi yapamadığı kadar büyük katılımlarla...