Ali Avcu yazdı | Adam gerçekten mağdur…

Adam gerçekten mağdur…

Kime güvendiyse kendisini mağdur etti.

Şöyle ki…

Adam önce birini çok sevdi, Mevlana’nın Şems’i sevdiği kadar.

Adına ne methiyeler, ne övgüler döktü bir bilseniz…

Merak ediyorsunuz değil mi?

Durun, sizi daha fazla meraklandırmayayım da anlatayım:

Binali bir gün İzmir’e gidiyor. Ve orada o çok sevdiği kişi hakkında şu methiyeleri diziyor, “İzmir hoşgörünün, turizmin, denizciliğin, Victor Hugo’nun hatıralarına konu olmuş kraliçeye benzetilen şehir.

Bu şehre güzellik kattınız.

Geçen yıl 17 ülkeden 62 öğrenci ile başlayan 140 ülke 2 bin öğrencinin katılımı ile büyümeye dev gibi bir organizasyon olmaya dönüşen Türkçe olimpiyatları öncesi kültür şöleni için İzmir’i seçtikleri için teşekkür ediyoruz. Bu etkinlikler, ruhlarımızı sarıp sarmalayan kalplerimizi yumuşatan bize hoşgörüyü kardeşliği cihan mertliği hatırlatan bir iklim oluşturuyor. Farklı kültürlerden ülkemize gelen ve yurdumuzun her köşesinde bir meltem rüzgarı estiren bu kardeşlerimizi geçen bir yıl içinde çok özledik.

Türkçe sevginin dilidir, ‘gelin tanış olalım’ diyen Yunus’un dilidir.

‘Gel ne olursa ol yine gel’ diyen Mevlana’nın dilidir.

İnsanlığa barışı çağıran dildir. ‘

Aç açabildiğin kadar sineni ummanlar kadar olsun. İnançla geril, insana sevgi duy. Kalmasın el açmadığın mahsun gönül. Dünyada her kim sevgiye muhtaç. O’nun hayatını anlat bilsin ki ilaç. Aç herkese aç sineni aç, onun gibi ilaç’ diyen Fethullah Gülen hoca efendinin dilidir” diye FETÖ elebaşına sevgisini ve hayranlığını dile getiriyordu.

Binali işte…

Adam mağdur bir kere,

Adına Meltem rüzgarları estirerek hayranlığını dile getirdiği adam terör örgütü lideri çıktı. İlk fırsatta Binali’yi sırtından vurdu. Kamuoyunda 17- 25 Aralık yolsuzluk olayları diye bilinen şu meşhur Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Şehzadesi Bilal arasındaki para sıfırlama olayı.

Binali Yıldırım o dönem Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı olarak görev yapmaktaydı. Kendi deyimiyle “Hocaefendisi” Binali’yi fena patlatmıştı yolsuzluklar filan…

Anlayacağınız Binali’yi ilk mağdur eden YSK değil o çok sevdiği adına methiyeler dizdiği “hocaefendisi”…

Tatbikî Binali’nin mağduriyeti bununla da kalmayacaktı…

Neyse Binali hoşgörülü bir insan,

Bu hoşgörüsünden dolayı da ayrıca kendisini çok severim.

Adam ne yapsın, sineye çekti bir kereden bir şey olmaz, Allah daha büyük musibetlerden korusun dedi.

Haklıydı da,

Bundan daha büyük ne olabilirdi ki.

Gel zaman, git zaman,

Binali, Başbakan oldu.

Çok da sevindi…

“Sevinci kursağında kaldı” diye bir Atasözü var ya, Anadolu’da çok sık kullanılır… İşte öyle oldu.

Çok fena olaylar olmuştu…

Nasıl mı?

Anlatayım…

Yine o çok sevdiği hocaefendisi, Bu sefer Binali’ye 15 Temmuz akşamı darbe girişiminde bulundu. Koltuğunu elinden alacaktı. Çok kan döktü. Onlarca yurttaşımızı şehit etti, yüzlercesini de yaraladı…

Ahh, Binali ahh…

Bu sefer de Reis, tutturdu ben başkan olacağım diye.

Ve Binali bir daha mağdur…

Adam ne yapsın alışkanlık haline gelmiş bir kere, sevdikleri onu hep mağdur ediyor.

Sonrası mı? Sormayın,

Adam bu sefer de TBMM Başkanı oluyor…

İçinden derin bir “of” çekiyor “sonunda oturacak sağlam bir koltuk buldum” diye.

Orada da çok oturamıyor, hevesi kursağında kalıyor…

Reis “Binali seni İstanbul’a başkan yapacağım” diyor.

Binali işte…

Yine “oturacak bir koltuk buldum” diye çocuklar gibi seviniyor.

Ne yapsın adam, alışkanlıklardan kolay kolay vazgeçilmiyor. (Koltuğa oturma alışkanlığı) herhangi bir yanlış anlaşılmaya meyil vermeyelim buradan.

Seviniyor sevinmesine de,

İştesi var…

Ne mi?

Onu da anlatayım da aklımda kalmasın:

Hani şu Trabzonlu inatçı bir adam var ya, işte o…

Adı Ekrem,

Soyadı İmamoğlu,

Adam da orantısız bir zeka var.

Adam bir de ne konuştuğunu bilmiyor herhalde, öyle şeyler söylüyor ki “HERKES KONUŞSUN” diyor tövbe, tövbe…

Neyse ben daha fazla ukalalık yapmadan hikâyeyi sonlandırayım. Hee unutmadan bir şey daha söyleyeyim de ondan sonra noktalayayım.

Demiştik ya adam inatçı ve orantısız zekaya sahip; işte o adam 31 Mart seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldu.

Sonrası malum…

Reis bu işe çok kızdı tabii ki.

Neyse ki YSK yetişti imdada…

Sonuç olarak YSK İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini sevgili Aziz Nesin’in kitaplarına konu olacak bir şekilde 23 Haziran’da tekrarının yapılacağını açıklıyor. Ayrıca buradan Aziz Nesin’i sevgi ve rahmetle anmadan geçemeyeceğim.

Binali işte… Çıkıyor İstanbul sokaklarına ben mağdurum da mağdurum… diye dolaşmaya.

Tabiî ki bu mağduriyete kimse inanmıyor,

“Sen ne eylediysen kendi elinle eyledin Binali” diyerek,

“HERŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK” diye teselli ediyorlar.

Kirazlı konusunda neden alttan alınıyor?

Kazdağları-Kirazlı çevre katliamı konusunu “Neden Bu Kadar Vicdansızlar?” başlıklı yazımda ele almıştım. Konunun bu sefer bir başka ve önemli yönünü ele almaya çalışacağım: devletin...

Montessori yöntemiyle eğitim-2

Montesorrı yöntemine geçen hafta bir giriş yapmıştık. Bu hafta Montesorrı yöntemine göre bir sınıf nasıl düzenlenir?, Sınıf içi uygulamalar nelerdir? Bunlardan bahsedeceğiz. Çocuk okulda olduğu...

Neden bu kadar vicdansızlar?

Son zamanlarda her gün devlet eliyle yürütülen yeni bir doğa katliamı haberini duyuyoruz. * Dünyanın sayılı güzelliklerinden Burdur’un Salda Gölü'ne 'millet bahçesi tesisleri' yapma kararı, *...

Ahlak toplumun temelidir

Çocuk eğitimi, ailede başlar, okul ve çevresiyle birlikte hayat boyu devam eder. Çocuğa ahlaki davranışların kazandırılması eğitimin önemli bir parçasıdır. Ahlak, bizim dini değerlerimizin...

Sol ve sokak

Türkiye'de 1950 li yıllarda çok ciddi bir sol örgütlenme vardı. 1960 lı yıllarda sol örgütlenme sokağa indi. DİSK bugün dahi yapamadığı kadar büyük katılımlarla...