AKP seçim sonuçlarını okuyabiliyor mu?

23 Haziran İBB seçim sonuçlarının değerlendirilmesi muhalefet açısından bolca yapıldı ve yapılıyor. Ben de Yurt Gazetesindeki bu köşemde Seçmenin Kalbi Kazanıldı, Sıra Akıllarını Kazanmakta” başlıklı yazımda sonuçları değerlendirmiştim.

Peki seçimin kaybedeni olan Erdoğan ve AKP cenahı bu sonuçları rasyonel yaklaşımla değerlendirebiliyor mu? “Halkın verdiği mesajı aldık” diyorlar ama aldıklarını söyledikleri mesajda yazılanları tam okuyabiliyorlar mı, burası biraz kuşkulu sanırım.

Seçimin ertesi günü iktidar medyasının ortak yaklaşımı,”seçimler bitti, demokrasi kazandı, artık işimize bakalım” söyleminde birleşiyordu. Seçim öncesi son derece ayrıştırıcı ve yıkıcı kara propaganda yöntemlerini hunharca kullanmaktan kaçınmayan“besleme medya”nın yenilgide payı açıktı. Dolayısıyla hezimeti kurcalamanın kendi açılarından da pek faydalı olmayacağını fark edecek kadar sağduyuları hâlâ vardı!

İktidar medyası konuyu sessizce geçiştirmek eğilimine girerken AKP ne yaptı peki? Erdoğan ve kurmayları tarafından samimi bir özeleştiri yapıldığını henüz duymadık. Seçimin ardından Erdoğan başkanlığında parti kurmaylarıyla yapılan toplantıda ilk kez ciddi eleştirilerin dile getirildiğini gazeteci Abdulkadir Selvi yazdı. Bu toplantıda AKP kadın kolları başkanı Lütfiye Selva Çam’ın “kadınlara ve gençlere sesimizi ulaştıramadık” dediği de basına yansıdı.

Bu “yeterince anlatamama ve sesi ulaştıramama” yakınmasını Erdoğan’ın da bir kaç kez dile getirdiğini anımsıyoruz. Reis 31 Mart seçim sonuçlarının hemen ardından yaptığı açıklamada “Bu seçimde arzu ettiğimiz neticeleri alamadığımız yerlerdeki sonucun tek sebebini milletimize kendimizi yeterince anlatamamış, gönüllere yeterince girememiş olmamız gerektiğini görüyorum” demişti.

Ülkedeki yazılı ve görsel medya kanallarının yüzde doksan beşine sahip iktidar medyası 7/24 Reis’in tüm konuşmalarını baştan sona canlı yayınlıyor, tüm gazeteler aynı manşetlerle çıkıyor. Ama nasıl oluyorsa hala “millete kendilerini yeterince anlatamamış!” oluyorlar. Sorun ulaşamamak ve anlatamamak değil de anlatacak inandırıcı bir hikâyenizin kalmaması ve sürekli bağırmalarınızdan halkın bıkkınlığı olmasın?

Şunu göremiyorlarsa artık görmeliler; asıl sebep halkla daha önce kurdukları masum ilişkinin (al-ver ilişkisine döndüğü için) artık bozulması ve verdikleri vaatlerin toptan çökmüş olması. Seçmenle ilişkileri artık “havuç-sopa” türünde çıkar ve tehdit ilişkisine döndü. Kabaca benzetecek olursak; “Oyunu ver, bugüne kadar aldığın menfaatler devam etsin, ben gidersem daha beter duruma düşersin” denilerek sürdürülen iktidar-seçmen ilişkisinin sonu elbette gelecekti, geliyor. Bu ilişki tarzının çok uzun ömürlü olamayacağını göremiyor olmaları da son derece hazin.

YSK’nın hukuk tarihine kara bir leke olarak geçen seçim tekrarlama kararının kendi tabanlarında adalet duygusunu sarsacağını öngöremediler. Bu durum bile tek başına, toplumun nabzını tutmaktan iyice uzaklaşmış olduklarının kanıtıdır.

Değişimin öncüsü olma iddiası ile iktidara gelen partinin, değişen ülke ile birlikte seçmen kitlelerinin değişen beklentilerini okuyamaz duruma geldiğini görüyoruz. Halk barışa, huzura, işe ve aşa muhtaç; sizin “dava” diye sunduğunuz ve sadece “iktidarda kalma” dışında gayesi olmayan, ülkeyi karanlığa sürükleyen temelsiz hırslara değil.

Kirazlı konusunda neden alttan alınıyor?

Kazdağları-Kirazlı çevre katliamı konusunu “Neden Bu Kadar Vicdansızlar?” başlıklı yazımda ele almıştım. Konunun bu sefer bir başka ve önemli yönünü ele almaya çalışacağım: devletin...

Montessori yöntemiyle eğitim-2

Montesorrı yöntemine geçen hafta bir giriş yapmıştık. Bu hafta Montesorrı yöntemine göre bir sınıf nasıl düzenlenir?, Sınıf içi uygulamalar nelerdir? Bunlardan bahsedeceğiz. Çocuk okulda olduğu...

Neden bu kadar vicdansızlar?

Son zamanlarda her gün devlet eliyle yürütülen yeni bir doğa katliamı haberini duyuyoruz. * Dünyanın sayılı güzelliklerinden Burdur’un Salda Gölü'ne 'millet bahçesi tesisleri' yapma kararı, *...

Ahlak toplumun temelidir

Çocuk eğitimi, ailede başlar, okul ve çevresiyle birlikte hayat boyu devam eder. Çocuğa ahlaki davranışların kazandırılması eğitimin önemli bir parçasıdır. Ahlak, bizim dini değerlerimizin...

Sol ve sokak

Türkiye'de 1950 li yıllarda çok ciddi bir sol örgütlenme vardı. 1960 lı yıllarda sol örgütlenme sokağa indi. DİSK bugün dahi yapamadığı kadar büyük katılımlarla...