Ah be İzmir sen ne çektin

Çağlar süren tarihi boyunca derin acılar, büyük yıkımlar ve dönüşümler yaşayan, gericilerin ellerinde can çekişen ama yine de boyun eğmeyen Güzel İzmir, şimdi de bu kentin patronu olmaya heveslilerle karşı karşıya…

5 bin yıllık bir tarihi geçmişe sahip olan İzmir bu süreç boyunca birçok acı ve tatlı olaylara şahitlik etmiş. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İzmir başta olmak üzere tüm Ege Bölgesi’ni işgal eden Yunanların acımasız saldırılarına maruz kaldığı sıralarda Kurtuluş Savaşı’nın simgesi haline gelen gazeteci görüntüsüyle İzmir direnişine katılan Teşkilatı Mahsusa üyesi Hasan Tahsin’in işgalcilere karşı ilk attığı kurşunla da tarihteki yerini almıştır.

Daha sonra 9 Eylül 1922’de Türk Ordusu’nun İzmir’e girmesi ile Yunan işgali sona erer. Ancak, İzmir’de 13 Eylül sabahı Basmane semtinde başlayan yangın, 2 bin 600 metrekarelik bir alanda 20 binden fazla ev ve iş yerini yok ederek İzmirlileri derin bir üzüntüye sokar.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu sonrası İzmir küllerinden yeniden doğar. Ve kentin yaraları sarılır. Ardından Genç Cumhuriyet, İzmir’e 1923 yılında 10 fabrika, 1933 yılında ise 129 fabrikanın kurulmasını sağlar.

‘BUNLAR KÂFİRDİR, GÂVURDUR’
İşgal döneminde hükümetin başındaki Osman Ferit Paşa, İzmir’in işgaline karşı çıkılmamasını, bunun bir hükümet politikası olduğunu açıklar. Ardından adliye nazırlarının da İzmir işgaline karşı çıkan halk öncüleri için “Bunlar kâfirdir. Gâvurdur. Onların peşine düşmeyin” dediği halen hafızalardan silinmiş değil.

Ve İzmir başta olmak üzere tüm Türkiye’yi yasa boğan Menemen’de şeriat yanlıları tarafından çıkarılan ayaklanmada Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay’ın şehit edilmesi, İzmir’in ve Türkiye’nin hafızasında yerini almakta.

Tarih boyunca medeniyetler arasında çağdaşlığın kalesi olan İzmir her dönem yobazların saldırı ve iftiralarına maruz kalmışlardır. Gerici Said-i Nursi’nin İzmir için ‘günah işlenen bir şehir’ demesi örneğinde olduğu gibi.

BÜYÜK İZMİR YAĞMASI
Peki, o güzelim İzmir’in adı nasıl oldu da ‘Gâvur İzmir’ e çıktı. Tarihe kısa bir göz atalım…

AKP iktidarının öve öve bitiremediği II. Abdülhamit tarafından 1867’de yabancılara mülk ve toprak edinme izni veren kanunname çıkartıldı. Yabancılara toprak edinme izni çıktıktan sonra başta Ege bölgesi olmak üzere İzmir’de talan boyutlarına ulaşan toprak alımları başladı.

Ardından 1877 Osmanlı-Rus harbinden sonra yabancıların Ege’de toprak alımları tam bir yağmaya dönüşür. Dönümü bir veya bir buçuk sterline tarla, bağ ve bahçeler İngilizlere satılır. Ege’de muazzam büyüklükte İngiliz çiftlikleri oluşur. İşte o günlerde İzmir’imizin adı AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da söylediği gibi ‘Gâvur İzmir’e çıkar. Atatürk’ün 9 Eylül’de işgalcileri denize dökmesiyle de İzmir’in ‘gavurluk’ sıfatı biter.

‘GAVUR İZMİR’
Ancak, AKP’nin 16 yıllık iktidarı boyunca Cumhuriyet’in bütün kurum ve kalelerine saldırılarının ardı arkası kesilmez…

Son yıllarda İzmir ve İzmirli yurttaşları en çok üzen olayların başında gelen hadise ise: AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 18 Aralık 2005’de İzmir İl Teşkilatı’nın yemekli toplantısında yaptığı konuşmada İzmir’i ‘Gavur’ diye nitelendirmesinin ardından İzmir’in yeniden ‘Gavur’ ismiyle anılmasına neden olması. Ve diğer AKP’lilerin de İzmir için olmadık benzetmeler yapmaları.

Yine, AKP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nihat Zeybekci, “İzmir mahallenin en güzel kızı, kim istemez” şeklinde cinsiyetçi ifadeler kullanmıştı. İzmirlilerin tepkisi üzerine özrü kabahatinden büyük bir açıklama yaparak “İzmir mahallenin en güzel kızı, kim istemez ki… Sözünden şu anlam çıkmamalı: ‘Mahallenin en güzel kadını…’ demedim” ifadesini kullanması ise duyanlara pes dedirtti…


HAREM-SELAMLIK
Geçtiğimiz günlerde Zeybekci’nin İzmir’in Ödemiş ilçesinde ‘Genç Kürsü’ etkinliğinde gençlerle bir araya gelerek 2050 Türkiye’sini anlatırken gençlerin haremlik- selamlık bir şekilde oturtulmasını İzmirli bir arkadaşıma sordum. İsmi şimdilik bende kalsın, arkadaşımın bana verdiği cevap çok anlamlıydı:

“İzmir çağdaşlığın, aydınlığın simgesi bir şehir. İzmir Atatürkçü bir şehir. Ne yaparlarsa yapsınlar İzmirliler asla gerici yobazlara teslim olmaz. Onlar istediği kadar uğraşsınlar İŞKUR ve birkaç kurumda çalışan gençleri istemleri dışında oraya getirtilip haremlik- selamlık oturtsunlar. Ben biliyorum ki o gençler bahsi geçen kurumlar içerisinde çalıştıkları için mecburiyetten oraya gelmişlerdir. Şunu herkes bilmeli ki İzmir’in Cumhuriyet döneminde temelleri atılan fabrikalarını kapatabilirler, satabilirler… Yaptılar da. Bunlar sadece İzmirlileri üzer. İzmir bağımsızlığın, çağdaşlığın kalesi, herkesin İzmir’e saygıyla yaklaşması gerekir. İzmir’in önemini bilmek kendini bilmek demektir. İzmir’e karşı kimsenin saygısızlık etmeye hakkı yoktur bu Cumhurbaşkanı da olsa.”

Aslında AKP’li İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nihat Zeybekci’nin Ödemiş’te yaptığı toplantıda gençleri haremlik- selamlık bir şekilde oturtması, aslında bilinçaltının ortaya çıkışı.

Daha birkaç gün önce Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli İzmir’de katıldığı seçim toplantısında ”İzmir kocaman büyük bir şirket, büyük bir bilançosu var. Aslında biz şehre bir CEO seçiyoruz” dedi. Güzel İzmir’e hakça bölüşecek, hukukla yönetecek, halk için bir kent yaratacak başkan lazım; patron değil.

İzmirliler bu gerici rantiyeci takımın İzmir’in kültürel anlamda yozlaşmasına ve dönüşümüne izin verirler mi bilinmez.

Yusuf Fidan yazdı | “NANKÖRLER!”

Geçtiğimiz günlerde medyaya yansıyan üç gelişmeden kısaca bahsedip bunların ortak bir değerlendirmesini yapmak istiyorum. Sosyal medyada Ekrem İmamoğlu'na destek amaçlı 'Her şey çok güzel...

Nilay Atkın ŞENGÜN Yazdı | İSTİSMAR

Her yılın 20 Kasım'ı Dünya Çocuk Hakları Günü. Çocuklarımızı koruyabiliyor muyuz? Dünya’da son 10 yılda cinsel istismara uğrayan çocuk sayısı 280 bin civarında. Dünya Sağlık...

Yusuf Fidan yazdı | Köhne Demokrasimizin Son Kalesi; Seçimler

T.C. Anayasa 2. Maddesi; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik...

Ramazan Ayında Beslenme

Ramazan ayında yapılan en önemli beslenme değişiklikleri arasında oruç tutan kişilerin günlük beslenme şekli ve öğün sayısının değişmesiyle 3 ana öğün olan günlük beslenme...

Nilay Atkın Şengün yazdı: Özel Eğitimde Aile Eğitimi

Ailelerin çocuk sahibi olmak için nedenleri farklılık gösterse de; her ailenin gebelik sürecindeki hayalleri aynıdır. Ancak; anne yetersizliği olan bir çocuk dünyaya getirdiğinde ya...