Adi(l)lerin hesabı sandıkta!

En çok bağıranın, hakarette en ileriye gidenin kazandığı düşünülen Türkiye siyasetinde, 31 Mart Yerel Seçimlerine giden yol kısaldıkça siyasetin dili daha da ayaklar altına alınıyor. Muhalifler, Saray ittifakına oy vermeyecek olan en geniş kesimler ayrım gözetmeksizin hedef alınıyor, üzerlerinden algı operasyonu yapılıyor. En tepeden ‘Zillet İttifakı‘ olarak adlandırılarak hedef gösterilen Millet İttifakı’nın bilişenleri, sokakta ‘zillet’le işlerinin olmayacağını anlatmak zorunda kalıyor. Yerel seçimler ama belediyecilik yarıştırılmıyor. Eskiden ‘çılgın’ projeler açıklanırdı, şimdi bunları düşünmeye bile dermanları yok. Hayaller, sata sata kalmadı…

Yurttaş, domatesin tanesini 1,5 liraya, patatesin kilosunu 10 liraya alıyor. Daha geçtiğimiz günlerde açıklandı, Türkiye’de sermaye düzeninin insafına terk edilen enerji sektörünün 20 milyon yurttaşı mağdur ettiği. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, son iki yılda borç nedeniyle 14,3 milyon abonenin elektriğini, 5,4 milyon abonenin doğalgazını kestiklerini duyurdu. Süper güç olma yolundaki Türkiye’de bir kilo patates almak için saatlerce kuyrukta bekleyen yurttaşlar, eve gittiklerinde de doğalgazı veya elektriği açamıyor yani. Memleketteki halin en yalın, en çıplak özetidir bu.

Böyle bir ortamda, yerel veya genel bir seçim yapılınca elbette konu ‘çılgın’ projeler olamıyor, elbette belediyecilik konuşulamıyor. Çünkü bıçak kemikte.İktidarları boyunca halkı sefalete sürükleyenler şimdi seçim meydanlarında ne anlatacaklar peki? Ona da hemen bir çözüm bulunuyor, proje olmadı ‘zillet’ verelim. 31 Mart maratonu da böyle başladı. Her geçen gün şiddet arttı da arttı. Türkiye’yi hiç tanımayan birine söylemler tercüme edilse, seçimde iktidarın karşısındaki tek gücün ‘teröristler’ olduğuna saniyesinde inanır herhalde.

Seçimlere beş gün kala ‘terörist’, ‘zillet’, ‘dinsiz’ dedikleri muhalefete bir kulp daha taktılar: ‘ADİ…’

Evet, adi… Katıldığı bir mitingde mikrofonu eline alan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Bu adilere sandıkta derslerini verecek misiniz?” dedi. Pakdemirli’nin Amasya Taşova’da yaptığı bu açıklama sosyal medyanın gündemine oturdu. Bu ifadelere her kesimden tepki geldi. Örneğin CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba “Kendilerine oy vermeyenler; illet oldu, zillet oldu, terörist oldu, en son adi oldu. Başka ne kaldı” diye sordu.

‘Adi’liğin birkaç anlamı var. Türk Dil Kurumu’na göre ”Sıradan, kötü, değersiz, hiçbir özelliği olmayan” ‘adi’nin ilk anlamı. Pakdemirli’nin bu kavramı ilk anlamıyla kullandığını düşünen yoktur herhalde. Yani Pakdemirli ”Bu kötü ve sıradanlara sandıkta derslerini verecek misiniz” diye sormamıştır değil mi? Özellikle de AKP’nin son 17 yıldır yüzde kaçlarla seçildiğini düşünürsek… Yok dememiştir!

TDK’da bir tanım daha var, o da ‘alçak‘ ve ‘aşağılık‘ olarak tarif ediliyor. Pakdemirli’nin demek istediği sanırız bu. Herşey bir yana, hiçbir siyasetçi bugüne kadar siyaseten rakibine ‘alçak’ veya ‘aşağılık’ diyerek seçmenden oy istemişti. Ağbaba’nın da dediği gibi ”Siyaset hiçbir dönem bu kadar kirlenmemişti.” Dün itibariyle bu eşik de aşılmış oldu. Bunun bir adım sonrası nedir?

Seçimlerde paçayı kurtarmak için yalanlar sıralanıyor. İttifakın bileşenleri, muhalefete hakaret etme ve yafta vurmada birbirleriyle yarışıyor adeta. CHP ve İYİ Parti için ”teröristlerle işbirliği yapıyorlar” diyor MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli. Bahçeli ve diğerlerine elbette inananlar ya da siyasi çıkarı inanıyormuş gibi yapmasını zorunlu kılan kişiler vardır. Bu cepheyi anladık da neden bir kişi bile durup şu kısmı sorgulamıyor… Bahçeli katıldığı bir televizyon programında kendi adaylarıyla Millet İttifakı’nın adaylarının sokakta karşılaştığında tabii ki birbirlerine selam vereceklerini, çünkü siyasetin bunu gerektirdiğini söylüyor. ‘Hani terörle işbirliğiydi’, ‘Bu ne perhiz Bahçeli‘ diyen neden çıkmıyor?

Haziran Direnişi’nde ‘baş olmak isteyen ayaklar‘ tarifinde de yurttaşı, özgürlük ve eşitlik isteyen milyonları ‘aşağılık’ görme hali vardı. Bugün bu taleplerin hemen yanına, oldukça da yakıcılığıyla ‘ekmek’ talebi eklendi. Ekmek isteyene çılgın çılgın projelerden bahsedip, hayaller satamazsınız. Evde elektriği, doğalgazı fatura borcunu ödeyemediği için kesilen yurttaşa ”Tam uzaya çıkacaktık da bu CHP zihniyeti izin vermedi” diyemezsiniz. Kırk yıl çalışıp didindikten sonra bir de yaşa takılan emekçiye ”benim belediyelerimde rahat rahat yaşa” diyemezsiniz. Ülkede tarımı bitirip, toprağı yerli ve yabancı tekellerin talanına açıp halkı bir kilo ucuz patates alabilmeleri için kuyruklara dikerseniz, o tencerenin zar zor kaynadığı evin kapısı size duvar olur. Evden çıkıp sosyalleşmeye ayıracak beş lirası olmayan bir genç neylesin senin milyonluk Ankapark’ını?

O yüzden bugün tartışılması gereken adilik değil adillik meselesidir. Siyaset dilinin şiddeti engel olamayacak, adi(l)lerin sandıkta soracaklarına.

İnsan neden hayvana işkence yapar

İnsanın şiddete olan eğilimi, küçük yaşlarda oluşmaya başlar. Eğer birey kendisini geliştiremez, duygularını kontrol altına alamazsa yeryüzündeki en korkunç varlığa dönüşebilir. Bir insan öldürmenin...

Erdoğan’ın İmamoğlu ile alıp veremediği

Yıl 1908… II. Abdülhamit istibdadı yıkıldı. II. Meşrutiyet ilan edildi… Türkiye 1908- 1918 arasında 10 yıl meşrutiyetle yönetildi. Atatürk 1923’te halk yönetimi olan cumhuriyeti kurdu. Cumhuriyet’in 79’uncu yılı 2002’de parlamentodaki üstünlüğü...

‘Konuşan kafasına tokmağı yer’ süreci

Gece saat 3 sularında, kapıya dayanıyor polisler. Çaldıkları kapı, ülkenin yetiştirdiği önemli iktisatçılardan birinin kapısı. Gözaltına alıyorlar, neymiş bir video paylaşmış falan fistan... Mustafa Sönmez'den...

Eğitimin dili sevgi olmalı

Yıllar önce okuduğum ve hiç unutmadığım, beni çok etkileyen bir okul müdürünün eğitim öğretim yılı başında öğretmenlere göndermiş olduğu bir mektuptan bahsederek başlamak istiyorum. “Bir...

Mazbataya da çökeriz, kıdem tazminatına da

Benzin ve otogazda düzenleme... Elektrik ve doğalgaza fiyat ayarı... Üçüncü sınıf skeçlere bile konu oluyor artık kullanılan bu dil. Türkiye bunlara alıştı alışmasına ama...