2019’daki yerel seçimler yaklaşırken aday adayları siyasi partilerin kapısını aşındırmaya başladı.

Ancak mecliste temsilcileri bulunan siyasi partilerin temsilcilerinin şirket CEO’ları gibi ne kazanır ne alırım mantığıyla bakmaları temsiliyet konusunda yanlış adayları seçmelerine neden oldu. Bu durum ise ülke demokrasisi için hiç hoş olmayan sonuçları doğurdu.

Dönemin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu ve Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar gibi daha buradan birçok örnek gösterebiliriz. 

Bu durum seçmen nezdinde siyasi partilere ve onların atadığı adaylara olan güveni sarstı. Hal böyle olunca, bu gün için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde seçim kazanma şansı olan partiler arasına İYİ Parti’nin de girmesiyle bu sayı beşe çıktı. Bir tarafta iktidar cephesi, bir tarafta da bütün olarak muhalefet cephesi, her iki cephede yığınla aday adayları bulunmaktadır.

 “Belediye Başkan Aday Adayları liderlerinin iki dudakları arasında” Bu cümleyi aday adayları dile getiremiyor. Çünkü aday adaylıkları söz konusu. Her halükarda hitaplarında köşeli ve iddialı içerik bulunmamaktadır. Ne var ki bunu yüksek sesle dile getiremiyorlar. 

Gerek genel, gerek yerel seçimlerde belediye başkanı veya milletvekili seçilebilmek için bir yığın aday adayları arasında sıyrılmak herkes için gereklilik olsa da bu formalitenin parti genel başkanının, genel merkezin veya troykanın elinde veya iki dudağı arasında olması vahim bir tablodur. Başta iktidar partisi olmak üzere kimi muhalefet partileri temayül veya eğilim araştırması yapsalar da bu temayüllerin gerçekte çok da ciddiye alınmadığı bilinmektedir.

Bu durum tek egemen büyük partili dönemlerde aday belirlemedeki isabet veya isabetsizlikleri çok daha hayati hale getirmiştir. Öyle ki, koskoca büyükşehir statüsündeki bir ilin adayının atamayla göreve gelmesi gibi durum söz konusudur. Çünkü bazı büyükşehirlerimiz ve hatta illerimizin hangi aday olursa, ilgili partiden aday gösterilen kişinin seçimi kazanılması kesin gözüyle bakılması durumunda, genel başkanın iki dudağı ile re’sen veya genel merkez tarafından belirlenmekte olan aday düpedüz atamayla göreve gelmiş olmaktadır. Bu durum, demokrasi oyununun trajikomik hale dönüşmesidir.

Bugün Türk siyasetinde dominant ölçekli son 24 Haziran seçimleriyle birlikte İYİ Parti’nin de ülke barajını aşarak Türkiye Büyük Millet Meclisine katılmasıyla birlikte bu  sayısı beş'i bulmuş durumda . Seçilme şansı bakımından siyasal partilerin sayısının düşük olduğu dönemlerde, aday belirleme atama sürecine dönüşmesi için şirketleşme yolundaki siyasal partilerin kaliteli ve gerçekten tabana dayanan aday çıkarabilmeleri için ön seçim zorunludur.

Türkiye demokrasi için, aday adaylığı sürecinde ön seçimin zorunluluk haline getirilmesine bugün için mecbur değil adeta mahkumdur. Belediyelerimiz, tabanı iyi bilen, güçlü, kaliteli, prezantabl, üretken, alçak gönüllü insanlar tarafından yönetilsin. Aksi takdirde, atamayla belirlenmiş olan bir belediye başkanının Vali’den bir farkı olmayacaktır. Vali ve kaymakamların göreve gelme şartları bakımından eğitim düzeyini düşündüğümüzde, mülki idareye göre yerel idarenin temsilcisinin hafifliğini siz tahmin edin.

Yukarıda da bahsettiğim gibi seçilmiş belediye başkanlarının görevlerinden uzaklaştırılmak zorunda kalınması hem seçmenler üzerinde, hem de ülke demokrasisi üzerinde travmalar yarattığı bir gerçek.

Türkiye, seçmeni siyasi partilerden 2014 yerel seçimlerdeki aday belirleme süreçlerinde olduğu gibi yanlış adayları kendilerine dayatılmasını istemiyor.

2019’daki yerel seçimlerde kendi iradeleriyle destekledikleri adayların seçilmesi durumunda onların görevden alınmasını istemiyorlar. İşte bu yüzden Türkiye seçmeni 30 Mart 2019’da yapılacak olan yerel seçimler için kendi adaylarını aday adayları arasında ön secim yöntemiyle belirlemek istiyorlar.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.