AB, dünyanın genelinde olduğu gibi, bir süredir siyasi bir dönüşümden geçmekte. Şu günlerde bir yandan Brexit, bir yandan Fransa’yı tekrar şaha kaldırmaya çalışan Macron’nun beklenmedik bir şekilde sahneye çıkışı, Almanya’da Merkel’in çok eleştirilen koalisyonu, Doğu Avrupa’daki ülkelerde başta yargıyla ve liderlerle ilgili yaşanan sıkıntılar, hukukun egemenliğinin sorgulanmaya başladığına dair yöneltilen eleştiriler ve benzeri derken, Avrupa Birliği geleceğini şekillendirecek kararları verdiği, bunların da Avrupalı toplumların üzerinde de ciddi bir baskı ve gerilim oluşturduğu günlerde.

Macron’un Pan-Avrupa çabaları sonuç verecek mi belirsiz, en azından uygulamaya geçirmiş olduğu reformların 10-15 sene gibi uzun bir vadede meyvelerini vereceği iddia ediliyor. Ancak bu durum aslında ona uzak olan seçmene ulaşma arzusu ile çelişmekte, bu sebeple de bu getirisi uzun vadeli olan, kısa vadede acı olan reformları Fransızlara etkili bir retorik ile açıklaması gerekecek. Öte yandan devlet erkanı olarak acemiliği, tuhaf denebilecek hamleleri ve şaşırtıcı derecede cahilce yaptığı kimi yorumlaruluslararası toplumda kendilerini kayıp hisseden neo-liberal denebilecek kesimler dışında hemen hemen bir çok kişiyi rahatsız etmekte.

Macron’un Merkel ile bir an önce sonuca varmak istediği Eurozone reformu, öncelikle kriz dönemlerinde kurtarma görevi gören ESM için yeni kurallar getirmek ve bankalar birliğinde yeni adımlar atılmasını sağlamak. Bununla birlikte yeni bir Avrupa Para Fonu ve mali birlik diğer önemli temel başlıklar. Kaldı ki AB’nin kuzey blokundan bu önerilerin en azından yöntemine dair çok ciddi itirazlar gelmekte. AB’nin ortak fonlarına yapılan katkılarda en büyük payı Hollanda, Danimarka, İsveç ve Avusturya sağlıyor. Buna Brexit öncesi İngiltere de dahildi. Dolayısıyla bu ülkeler kendi vergi mükelleflerinin ödediği bu katkı paylarının müsrif, sorumsuz ellere gitmesinden kaçınmaya çalışıyorlar.Bunun yanı sıra Merkel’in katkı payını büyütme fikrini destekleyen Sosyalist Parti ile anlaşmaya varmasıyla bu ‘tutumlu dörtlü’ olarak adlandırılan ülkelerde bir nevi hayalkırıklığı yaşandığı belirtiliyor.

10 sene önce gelen finansal kriz ve ardından gelen sarsıntıların (ve bu sarsıntıların halen daha devam eden etkisi) yıkıntılarının temizlenmeye çalışıldığı bir dönemde, ekonomik tartışmalar halen daha hararetli ve bir çok konuda fikir birliğine varılmamışken siyasi bir orta yol bulunması en azından kısa vadede pek muhtemel gözükmüyor.Bu durumun yarattığı risk, yani döngüsel olarak gelecek bir sonraki kriz dalgası kimileri tarafından dile getiriliyor ve eknomik hedefler için çabuk siyasi kararlar alınması gerektiği ifade ediliyor.Dolayısıylabüyük ekonomik sıkıntıların ve çözümsüzlüklerin kararlı siyasi adımlarla üstesinden gelindiğine inanan kesim için bugün tam da bir karar verme günü. 

Avrupa’daki borç krizi sonrası özellikle İtalya’da mali bir sıkılaştırma ve ekonomik reform gerekliliği ortaya çıktı. Ancak son seçimlerde de görüldüğü gibi ne toplumun geniş bir kesimi ne de politikacılar bu konuda hemfikir. Fakat devlet borçlanması ve bankaların durumu, küresel ekonomideki olası bir negatif şok karşısında AB’nin 3. Büyük ekonomisi olan İtalyan ekonomisini ve dolayısıyla avro bölgesini hassas bir duruma sokmakta. Bununla birlikte, aylardır süren hükümet kurma girişimlerinin başarısızlığı ve olası bir yeniden seçimin yanı sıra, şimdilik İtalyan parlamentosu herhangi bir kemer sıkma politikasını da onaylayacak çoğunluğa sahip de değil.
Macron’un Euro Bölgesi’nde gerçekleştirmek istediği reform çabaları karşısında Merkel’in Fransız meslektaşını tatmin edecek bir takım kararları onaylaması gerekecek. Ancak Merkel’in bahsettiği üzere şimdilik ne Alman toplumu ne de Alman parlamentosu AB içindeki diğer ülkeler için kendisini zora sokmayı düşünmemekte.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner72

banner78