Avrupa Komisyonu’nun en son yayınladığı rapora göre ekonomiye güven son 17 yılın zirvesinde. 2017 yılında AB ekonomisi broç krizinden bu yana yıl bazında en yüksek büyüme rakamlarını yakalamıştı. Euro bölgesindeki son dönemdeki toparlanmadan hem tüketiciler hem de işletmeler istifade etmiş gibi görünüyor.

Sanayi sektöründe zaten bir süredir görülen güven artışı bir çok ekonomistin beklentisinin dahi üzerinde gerçekleşti. Hizmet sektöründe de aynı şekilde beklentilerin üzerinde bir güven artışı gözlemlendi. Euro bölgesinde hizmet sektörünün yanı sıra inşaat ve finansal hizmetlerde de güçlü bir güven artışı var. Ekonomiye duyarlılık göstergesinde de bir yükseliş görülmekte ve bu yükseliş ekonomistlerin öngörülerinden daha büyük oldu. Bunun ise bir çok farklı sektördeki ilerlemelerin bir yansıması olduğu düşünülüyor.

2017’de Avrupa siyasi anlamda ciddi sınavlardan geçti. Hollanda, Fransa, Almanya ve Avusturya gibi bir çok ülkede seçimler oldu ve hükümetler değişti. Bu sebeple bir süredir Avrupa’da gelişen olumsuz siyasi gelişmelerin ekonomik performansa negatif etkilerinin olması bekleniyordu. Ancak rakamlar tam aksine en iyimser beklentilerin bile üzerinde kaldı. AB’nin sorunlu ekonomilerinden biri olarak görülen İspanya’nın bile Katalonya’daki krizden etkilenmeden büyümesini devam ettirmesi dikkat çekici. Aynı şekilde krizden sonra da güven endeksinde yükseliş, işsizlik oranında da düşüş görüldü. Diğer taraftan Merkel seçimlerden başarısız addedilebilecek bir sonuçla çıktı ve Almanya’daki seçimlerde aşırı sağcı partinin meclise girmesi büyük bir şok etkisi yarattı. Nihayetinde hükümet kurma girişimleri de başarısız oldu. Bütün bu negatif şoklara rağmen AB ekonomisinin istikrarı bozmadığı yorumu yapılabilir. Dolayısıyla siyasi gerginliklerin ekonomi üzerinde ciddi bir etki yaratmadığı düşüncesi piyasalara hakim oldu.

Nitekim fiyat beklentilerinde sanayi ve inşaat sektörlerinde güçlü bir artış görülmekte ise de Avrupa’da ücret artışlarında beklenen artış gerçekleşmemekte. Ekonomide canlılığı artırmak için Avrupa’nın işgücü piyasasında esnekliğin artırılması gerektiği tartışılıyor. İşgücünün üretimi kısıtlayan bir faktör olduğu konusunda bir algı mevcut ve işgücü piyasasında yükselen talebe rağmen ücretlerde bir ilerleme gözlenmemekte.

Aralık ayında enflasyonda gerçekleşen düşüşe rağmen AB ekonomisindeki olumlu gelişmeler ve işgücü piyasasındaki baskıdan dolayı önümüzdeki dönemde enflasyon artışı beklentisi var. Özellikle temel enflasyonun Mart’tan sonra muhakkak artacağı ancak çekirdek enflasyonun daha yavaş, istikrarlı artacağı yorumları yapılmakta. Çekirdek enflasyonun yıl sonuna doğru ECB’nin varlık alım programını rahatça sonlandırabileceği bir seviyeye çıkacağı beklentileri de var. ECB enerji fiyatlarındaki erken yükseliş dolayısıyla temel enflasyonun önümüzdeki aylarda istikrarlı olacağını öngörüyor.

ECB’nin %2’ye yakın ama altında belirlediği enflasyon hedefine ise bağlı kalacağı bu yüzden de faiz oranlarında yakın bir dönemde artış beklenmediği yorumları yapılıyor. ECB’nin ekonomik verilerde yukarı yönlü sürpriz bir gelişme olması durumunda dahi pozisyonunda erken bir değişikliğe gitmesi pek olası değil gibi görünüyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner72