24 Haziran’da da böyle bir irade olsaydı…

31 Mart yerel seçimlerinden birkaç gün önce Yurt sayfalarında ‘adam inatçı’ diye başlık atmıştım. Hemen CHP’li arkadaşların bazılarından olumlu, bazılarından da olumsuz tepkilerle de karşılaşmıştım. Neyse ki Ekrem İmamoğlu beni yanıltmadı.

Seçim akşamı gördüm ki az bile söylemişim.

31 Mart akşamı daha sandıkların yüzde biri bile açıklanmamıştı. Devletin yüz yıllık Anadolu Ajansı’nın sonuçları manipüle ederek vermesine karşı hazırlıklı olan İmamoğlu CHP’li sandık kurulu üyeleri ve partili müşahitleri aracılığıyla koordinasyon merkezine ulaşan ıslak imzalı tutanakları birleştirmesi sonucu AA’nın verileriyle orantılı gitmediğini görünce AA yetkililerini ve YSK üyelerini kendi üslubuyla kibarca göreve davet etti. Çünkü sandık kurulu üyeleri ve partili müşahitlerden gelen ıslak imzalı tutanaklar birleştirildiğinde İmamoğlu önde gidiyordu. AA’nın açıkladığı verilerde ise İmamoğlu ile Yıldırım arasında yaklaşık olarak üç puan fark vardı.

İmamoğlu koordinasyon merkezinde ikinci kez açıklama yaparak AA ve YSK’yı tekrar göreve davet etti. Bu uyarıların ardından sandıklardan gelen ıslak imzalı tutanakların YSK’nın sistemine girdikçe ilerleyen saatlerde Yıldırım ile İmamoğlu arasındaki fark büyük oranda kapanmaya başlamıştı ki… AA veri akışını tekrar durdurdu.

İmamoğlu tekrar tekrar AA ve YSK inatla ve ısrarla uyardı. “Ben İmamoğlu, ne hak yerim, ne hakkımı yediririm. Tebrik etmesini de bilirim, tebrik edilmesini de beklerim” diyordu.

Bu uyarıların ardından AA tekrar veri akışına başladı ve Yıldırım ile İmamoğlu arasında yüzde birin altında oranlar kaldı. AA verileri girdikçe İmamoğlu ve Yıldırım arasındaki farkın gittiğini gören AA tekrar veri akışını durdurdu.

Seçimden birkaç gün önceki yazımda da ‘ironi’ yaparak belirttiğim gibi Karadenizli yurttaşlarımız kızmasın. Buradaki benzetme sadece hani şu Temel fıkralarında inatçı Karadenizli yurttaşlarımız olur ya; bir inat etti mi Allah muhafaza kimse inadından çeviremez. İşte İmamoğlu’nun Karadenizli oluşundan dolayı bu sözü sarf ettim. Umarım Karadenizli yurttaşlarımız hoşgörüyle karşılar.

İmamoğlu haklı olarak inatla, ısrarla üslubunu ve devlet adamlığı anlayışını bozmadan defalarca AA ve YSK üyelerini göreve çağırdı. Çağırırken de aradaki farkın elindeki verilere göre yaklaşık olarak 27 bin olduğunu hatırlattı.

Bu arada Binali işte. Sandıktan mal kaçırır gibi… İstanbul’da yurttaşların kullandığı oy sandıkların henüz yüzde 90’ı açıklanmadan kendisini İstanbul Belediye Başkanı olarak ilan etmesi…

Ertesi sabah YSK Başkanı Sadi Güven YSK ününde bekleyen gazetecilerin sorularını yanıtlarken AA’ya tepki gösterip İmamoğlu’nu doğrulayan açıklaması “Kardeşim AA benim müşterim değil. Bu bilgileri nereden alıyorlar. Ben bilmiyorum. Henüz sandıkların yarısı açıklanmadı. Kim çıkarıyor bunları” diyerek kendisine soru soran gazetecilere tepki gösterdi. Ardından YSK sitesinde CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun önde olduğu duyurusu yapıldı.

31 Mart yerel seçimlerinin birkaç gün öncesinde de söylediğim gibi ‘Adam inatçı’ ve işin peşini bırakmıyor. Çünkü partililerine ve İstanbullulara söz vermiş “Ben İstanbul’u tarihi kültürüyle birlikte kardeşçe, dostça yaşanılabilir bir kent yapacağım” diye. İmamoğlu kendisine oy veren yurttaşların, daha önceki seçimlerde yaşadıkları kötü deneyimlerden sonra sandıklarındaki oyların yine çalınacağı kaygılarını da gidermiş ve söz vermişti “Oylarınız bana emanet. Ben hiçbir oyun iç edilmesine müsaade etmeyeceğim” ifadeleriyle. 31 Mart gecesi ile ertesi gün ısrarla ve inatla partilileri ve gönüldaşlarıyla birlikte İstanbul genelinde bütün sandıklara sahip çıktı. Akşamdan evine gidip yatmadı. Basın kuruluşlarına mesaj atarak Binali kazandı demedi. Tam tersi 48 saat hiç uyumadı. Keşke 24 Haziran gecesi de birileri aynı iradeyi göstere bilseydi.

Ve ilk işi olarak Atasına, Anıtkabir’i ziyarete gitti. Anıtkabir özel defterine, “Bugün huzurunuzda Kuvayı Milliye ruhunun yüzüncü yılında aynı heyecanla İstanbul’a hizmet edeceğime söz veriyorum” diye not düştü.

İşte İstanbullular, bu adam verdiği sözleri uygulama konusunda çok inatçı!

İnsan neden hayvana işkence yapar

İnsanın şiddete olan eğilimi, küçük yaşlarda oluşmaya başlar. Eğer birey kendisini geliştiremez, duygularını kontrol altına alamazsa yeryüzündeki en korkunç varlığa dönüşebilir. Bir insan öldürmenin...

Erdoğan’ın İmamoğlu ile alıp veremediği

Yıl 1908… II. Abdülhamit istibdadı yıkıldı. II. Meşrutiyet ilan edildi… Türkiye 1908- 1918 arasında 10 yıl meşrutiyetle yönetildi. Atatürk 1923’te halk yönetimi olan cumhuriyeti kurdu. Cumhuriyet’in 79’uncu yılı 2002’de parlamentodaki üstünlüğü...

‘Konuşan kafasına tokmağı yer’ süreci

Gece saat 3 sularında, kapıya dayanıyor polisler. Çaldıkları kapı, ülkenin yetiştirdiği önemli iktisatçılardan birinin kapısı. Gözaltına alıyorlar, neymiş bir video paylaşmış falan fistan... Mustafa Sönmez'den...

Eğitimin dili sevgi olmalı

Yıllar önce okuduğum ve hiç unutmadığım, beni çok etkileyen bir okul müdürünün eğitim öğretim yılı başında öğretmenlere göndermiş olduğu bir mektuptan bahsederek başlamak istiyorum. “Bir...

Mazbataya da çökeriz, kıdem tazminatına da

Benzin ve otogazda düzenleme... Elektrik ve doğalgaza fiyat ayarı... Üçüncü sınıf skeçlere bile konu oluyor artık kullanılan bu dil. Türkiye bunlara alıştı alışmasına ama...