Zorunlu olarak arabulucuya yönlendirilen işçi, burada işverenin; “bak mahkemeye gidersen yıllarca uğraşırsın, gel kısa sürede parana kavuş” vb. gibi baskı, tehdit ve yönlendirmeleriyle, hakkından daha azına razı olmaya “ikna” edilecek.

Görüşme içeriğinin tamamı tutanak altına alınamayan ve bir yargılama faaliyeti olmayan arabuluculuk sürecinde, her nasılsa ortaya çıkmış olan anlaşma tutanağından sonra, burada yazılı konularla ilgili olarak artık dava açılması söz konusu olmayacak.

Oysa Anayasa’nın “Hak Arama Özgürlüğü”nü düzenleyen 36’ncı maddesine göre; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”.

Yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin Adil Yargılanma Hakkı’nın düzenleyen 6’ncı maddesine ilişkin verilen kararlarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi; “Dava yoksa adil, aleni ve gecikmesiz bir yargılamadan söz edilemeyeceği”ni, (bkz. Golder/İngiltere, 21.2.1975, A 18, s. 12, paragraf 37/b);

“Mahkeme önünde hak arama yolunun fiilen yahut hukuken geçici de olsa kapatılmasının veya kullanımını olanaksız kılan koşullara bağlayarak sınırlanmasının adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geleceği”ni (bkz. Airey/İrlanda, 9.10.1979, A 32, s. 12) hüküm altına almıştır.

Ayrıca arabuluculuk müessesesinin en önemli unsuru; iradiliktir. Yani tarafların isteyerek anlaşma masasına oturması önem taşımaktadır. Arabuluculuk müessesesi kolaylaştırıcı olmalıdır, değerlendirici değil. Oysa çözüm önerisi sunan arabulucu; tarafları uzlaştırmaktan çok bir taraf lehine ihsas-ı reyde bulunmuş, dolayısıyla tarafsızlığını yitirmiş olacak.

Öte yandan işçinin ücretinin ve çalışma süresinin çoğunlukla tartışmalı olduğu, işverenlerin hukuka aykırı olan gerçek fesih iradesini perdelemek için başka yol ve yöntemlere başvurduğu sayısız örneklerin görüldüğü ülkemizde, tamamen yargılama faaliyeti ile sonuçlandırılabilecek uyuşmazlıkların arabulucu ile adaletli bir şekilde sonuçlandırılması hiçbir şekilde mümkün değildir. Ziraarabuluculuk yargılama faaliyeti olmadığı gibi, arabulucu da yargıç değildir. Bu nedenle uyuşmazlıktaki hakkı tespit etmesi mümkün değildir.

Arabuluculuk görüşmelerine işçiyi ancak Noter’de düzenlenmiş vekâletname ile avukatları temsil edebilecekken, işverenleri ise yazılı belge ile yetkilendirilen herhangi bir çalışanı temsil edilebilmesi de Anayasanın “Kanun Önünde Eşitlik” ilkesine aykırıdır.

Zira yukarıda da belirtildiği gibi, arabuluculuk süreci yargılama faaliyeti olmasa da anlaşma ile sonuçlanan görüşmelerde, üzerinde anlaşılan konularda dava açılamayacağından adil yargılanma hakkı da etkilenecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Levent Çelik 2018-01-13 00:25:27

Işçinin hakkını gasp etmenin aracı olan arabulucuk kavramını güzel açıklamışsınız.Teşekkürler.

Avatar
Gürbüz usta 2018-01-13 01:06:37

Aynen öyle.... işçi sınıfının tüm kazanılmış hakları gasp ediliyor.adınıda adalet koyuyorlar ! nasıl bir adalet?iyiki varsınız.. yani bizleri uyandıran, ayık tutan sizler varsınız !gerisi uyandırmak,uyanmak bize kalsın...ama hep beraber olmazsa ,olmazki ! O zaman mücadele ye

Avatar
Taşeron Çalışanı 2018-01-13 13:38:09

İşciyi patronun avukatı ve devlet organı kıskacı içinde tutmak istiyorlar

banner46

banner50