Cumartesi Anneleri 668. hafta oturumu: ‘Güçlükonak Katliamı’nın failleri yargılansın’

Cumartesi Anneleri 668. hafta oturumunda, 15 Ocak 1996 yılında gerçekleşen Güçlokonak katliamı dosyası ele alındı.

Cumartesi Anneleri 668. hafta oturumu: ‘Güçlükonak Katliamı’nın failleri yargılansın’

Cumartesi Anneleri 668. hafta oturumunda, 15 Ocak 1996 yılında gerçekleşen Güçlokonak katliamı dosyası ele alındı.

13 Ocak 2018 Cumartesi 15:42
Cumartesi Anneleri 668. hafta oturumu: ‘Güçlükonak Katliamı’nın failleri yargılansın’

Emre ORMAN 

Galasataray Meydanı'nda "Failler belli kayıplar nerede?" yazılı pankartla bir araya gelen kayıp yakınları, gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarını taşıdı. Güçlükonak katilamının görselinin ve Ahmet Kaya’nın fotoğrafının da bırakıldığı pankartın üzerine, ‘barış’ı temsilen beyaz tülbent ile karanfiller bırakıldı.

''BİZZAT DEVLETİN KENDİSİ YAPTI''

İlk olarak Güçlükonak katliamının araştırmasında yer alan Şenal Yurdatapan bir konuşma yaparak tanıklıklarını dile getirdi. Güçlükonak katliamını devletin "Bakın görüyor musunuz, PKK'nın yaptığını, tek taraflı ateşkes ilan edilmişti. Ateşkesi bozdu" şeklinde lanse ettiğini söyleyen Yurdatapan, PKK'nın ise bu açıklamayı yalanladığını hatırlattı. 

Yurdatapan, sözlerine şöyle devam etti: "Derin devlet falan değil devletin bizzat kendisi yapmış. Devletin kendisinin alenen yaptığı bir suçtu. Devlet ne yaparsa yapsın gerçekleri örtbas edemezler, hesap mutlaka sorulur."

''YAKSANIZ DA ÖLDÜRSENİZ DE BARIŞ DİYECEĞİZ''

Ahmet Kaya'nın kızı Halil Kaya'nın torunu Emine Kaya ise Kürtçe bir konuşma yaptı. "Evet insanlar öldürülür ama yakılıp çuvallara konulmaz" diyen Kaya, kanının son damlasına kadar kayıpları arayacaklarını belirtti. Kaya, "Bizi yaktın, öldürdün de ne anladın? Bunu yaptın, PKK'nin üstüne attın. PKK yapmadı, ateşkes yaptı. Sen bu insanları yaktın. Yaşadığımız sürece kayıpları arayacağız. Barış istiyoruz. Bizi yaksanız da öldürseniz de biz 'barış' diyeceğiz. Vicdanı olan insanlardan kulak vermesini istiyoruz. Kalbimiz kül oldu, 22 yıldır aynı acıyı yaşıyoruz" dedi.

''DEDEMİ ASKERİ GÜÇLER ÖLDÜRDÜ''

Ahmet Kaya'nın torunu Rojin Kaya da bir konuşma yaptı. Dedesini askeri güçlerin öldürdüğünü dile getiren Kaya, şunları kaydetti: "Dedeme hasret kaldık. Dedem ölmeseydi, canım dedemi görürdük. Babam hasret kaldı. Babam seni çok özledi canım dedem. Keşke ölmeseydin canım dedem, halamla gurur duyardın. Biz dedeme sonuna kadar sahip çıkacağız, sonuna kadar devletten hesap soracağız."

‘'DEVLET KENDİ HUKUKUNU ÇİĞNEDİ''

668.haftanın basın metnini Gülseren Yoleri okudu. 22 yıldır inkar ve cezasızlıkla üzeri örtülmek istenen Güçlükonak katliamı unutulmasın diye bir araya geldiklerini dile getiren Yoleri, nasıl gerçekleştiğini ve sorumluları bilinmesine rağmen katliamın 22 yıldır cezasız bırakıldığını dile getirdi. Yoleri, Güçlükonak katliamının 22.yılında tekrarladı: "Köylüler Abdullah İlhan, Ahmet Kaya, Halit Kaya, Ali Nas, Neytullah İlhan ve Ramazan Oruç ile korucular Hamit Yılmaz, Abdülhalim Yılmaz, Mehmet Öner, Lokman Özdemir ve minibüsün sürücü Ramazan Nas’ın gözaltına alınarak katledilmeleri ve adeta kül olmuş bedenlerinin, ailelerine teslim edilmeden, güvenlik güçlerince toplu halde gömülmeleri insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Herkes için bir mezar, insanlık onurunun gereğidir. Gerçek ortadayken Devlet bu katliamda da kendi hukukuna aykırı hareket etti. Adli makamlar da bu hukuksuzluğun ve adaletsizliğin üzerini kapattı. Ama biz hakikat adına, adalet adına Güçlükonak katliamının unutulmasına izin vermeyeceğiz."

NE OLMUŞTU?

15 Ocak 1996 tarihinde Şırnak iline bağlı Güçlükonak’ta Koçyurdu Köyü’nün minibüsüne bir saldırı düzenlendi. 7 köylü ve 4 korucunun bulunduğu minibüs önce kurşunlandı sonra da yakıldı. Olay, Taşkonak Taburu ve Koçyurdu Karakolu arasındaki asker ve korucuları denetimindeki dar bir toprak yolda gerçekleşti. Genelkurmay Başkanlığı o güne kadar yapmadığı bir uygulamayı ilk kez gerçekleştirdi. 16 Ocak 1996 günü Ankara’dan yerli ve yabancı gazetecileri helikopterle Güçlükonak’a getirdi. Olay yerine götürülen gazetecilere Genelkurmay adına Albay Oğuz Kalelioğlu açıklama yaptı. Albay, katliamı PKK’nin gerçekleştirdiğini belirterek örgütün bir ay önce ilan ettiği ateşkesi bozduğunu açıkladı. 

Olay yerinde yalnızca 20 dakika kalmalarına izin verilen gazetecilerden bazıları resmi açıklamaları çelişkili ve kuşku verici buldu. Bu gazetecilerden biri kuşkularını İHD ve ‘Barış İçin Bir Araya Çalışma Grubu’ ile paylaştı. Bunun üzerine Barış İçin Bir Araya Çalışma Grubu, yazarlar, sanatçılar, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve bilim insanlarından oluşan bir heyetle olay yerine gitti. 

Heyetin olay yerinde elde ettiği tanıklıklar, bilgi ve bulgular resmi açıklamalar ile tümüyle çelişiyordu. Korucuların olaya müdahale etmesi, köylülerin olay yerine gitmesi askerler tarafından engellenmişti. Arazinin fiziki yapısı katliamı gerçekleştirenlerin olay yerinden rahatça ayrılmasına imkan sağlamıyordu. Bedenleri tamamen yanmış olan köylülerin kimlikleri sapasağlam askerlerin elindeydi. Ayrıca minibüste yaşamını yitirenler resmi açıklamanın aksine normal bir yolculuk yapmıyorlardı. 10- ‪15 Ocak‬ tarihleri arasında gözaltına alınan ve Taşkonak Jandarma Taburun’da tutulan kişilerdi. 

Heyet ulaştığı bütün bilgi, bulgu ve belgeler ışığında kamuoyuna “Bu katliamı PKK değil, devlet güçleri yapmıştır.” şeklinde bir açıklama yaptı ve raporlarıyla birlikte Diyarbakır DGM, Olağanüstü Hâl Bölge Valiliği ve Genelkurmay'a başvurdu. Ancak tüm girişimler sonuçsuz kaldı. AİHM’e taşınan davada ise Türkiye etkin soruşturma yapmadığı için mahkûm edildi. Katliamdan 13 yıl sonra, 2009 yılında dönemin bakanlarından Adnan Ekmen, “Olayı araştırınca arkasından devlet çıktı. JİTEM’in işiydi, söyleyemedik.” şeklinde bir açıklama yaparak kaliamın devlet güçleri tarafından gerçekleştirildiğini itiraf etti.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner46

banner50