Bir AVM’de timsah yaşar mı? İstanbul’da yaşıyor!

İki timsah, sekiz penguen ziyaretçilere sergilenmek üzere İstanbul’da bir AVM’de yaşıyor. Hayvan hakları ve yaşam savunucuları konuya tepkili!

Bir AVM’de timsah yaşar mı? İstanbul’da yaşıyor!

İki timsah, sekiz penguen ziyaretçilere sergilenmek üzere İstanbul’da bir AVM’de yaşıyor. Hayvan hakları ve yaşam savunucuları konuya tepkili!

05 Mayıs 2017 Cuma 13:22
Bir AVM’de timsah yaşar mı? İstanbul’da yaşıyor!

Erdem ŞİMŞEK / TOPLUMSAL HABER - Hayvanların ticari nitelikli parklarda ziyaretçilere sergilenmek için tutulması dünyanın her yerinde hayvan hakları temsilcilerinin, yaşam savunucularının tepkisini çekiyor. Hayvan esaretine dair onlarca kitap, yüzlerce kampanya var. Yunus parkları, hayvanat bahçeleri, sirkler... Hayvanların kazanç uğruna doğal yaşamlarından kopartıldıkları bu alanlar son yıllarda daha da çok tepki görüyor.

İstanbul’da geçtiğimiz günlerde bir AVM açılış yaptı. Özellikle sualtı hayvanat bahçesiyle ziyaretçi toplamayı amaçlayan AVM’nin bir temsilcisi, medyaya verdiği demeçte ‘özel’ hayvanları şöyle sıraladı: “Avustralya'dan gelen kral timsah dediğimiz 5 metre uzunluğundaki deniz timsahımız mevcut. Bir de 3 metre boyunda dişisi var. Erkek olan 750, dişi olan ise 300 kilo ağırlığında. Bunların dışında 8 adet Humboldt türü penguenimiz var. 4 adet su samurumuz ve 5 adet de dev su faremiz var."

‘Bu kafaya da #Hayır!’

Chp ESKİ Milletvekili Melda Onur, konuya sosyal medya hesabından ilk tepki gösteren isimlerden birisi. Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nin İstanbul’a getirilen iki timsaha yer veren paylaşımını retweet eden Melda Onur, “Bu kafaya da #hayır” diye yazmıştı.  

Milletvekilliği döneminde hayvan hakları ve yaşam hakkı mücadelelerinde önemli bir emek ortaya koyan Melda Onur, Toplumsal Haber’e yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kulandı.

“Öncelikle hayvanlar oldukları yerde, kendi yaşam alanlarında izlenmeli ve çocuklara öyle öğretilmeli. Tıpkı insanların yaşam alnını savunduğumuz gibi hayvanlarınkini de savunacağız. İnsanlar isterse şehir değiştirir. Hayvanlar da kendi doğalarında bunu yapar. Zoraki göç tehcirdir. Hayvan için de böyle. ‘Ama bunlar zaten doğal ortamından değil, başka bir hayvanat bahçesinden geliyor’ dendiğinde ise şunu derim. Kendi ülkesindeki hayvan zenginliğini vahşice yok etmiş ve hala etmekte olan, çocuklara ve öğrencilere hayvanların yaşam alanlarını korumayı, birlikte yaşamayı öğretmek yerine korkmayı öğreten bir yönetim anlayışının yaban hayvanını 1 günlük eğlence olsun diye bir AVM’ye sokma hakkını “insan olmak” ona vermez. Çocuklarımıza timsah belgesellerde, üç boyutlu animasyonlarda gösterilsin. Üçüncü köprü maliyetine, yabani hayvanı yerinde ziyaret için seyahat organize edebilirler okul çocuklarına”

‘Hayvanların esareti adeta teşvik ediliyor’

Türkiye’de hayvan haklarını izleme, takip etme, hayvanların mağduriyetine karşı hukuki adımlar atma amacıyla kurulan Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nden (HAKİM) Burak Özgüner de “Türü ne olursa olsun, sağlık açısından zorunluluk olmadığı sürece bir hayvanın hapsedilmesini asla kabul etmiyoruz” dedi. Hayvanat bahçelerinin tamamını birer esaret kampı olarak değerlendirdiklerini belirten Özgüner, konuyu şu sözlerle değerlendirdi: “Yıllardır hayvanat bahçelerinin, hayvanlı sirklerin, akvaryumlarla, yunus parklarının yasaklanması ve esarete tâbi tutulan hayvanların rehabilitasyonu ve ömürlerinin sonuna kadar yaşatılacakları merkezler için altyapı çalışmalarına başlanması için çabalarken  yaban hayvanlarının esareti saçma gerekçelerle  âdeta teşvik ediliyor. Bu tarz hapishanelerin özellikle son dönemde çoğalması akıllara farklı çıkar hesaplarını getiriyor. Yakında TBMM'de hayvan esareti tekrar tartışılacak ve hayvan hakları STK'lerinin büyük bir çoğunluğu da toplumun duyarlı kesimleri de hayvan esareti ne karşı olduklarını defalarca dile getirdi. Zamanlamayı oldukça manidar buluyorum. Söz konusu işletmenin ortaklarının da siyasî ve ticari ilişkilerini mercek altına almak lâzım. Tutsak ettikleri hayvanlar icin istedikleri iddiada bulunsunlar, haklara saygılı insanlar nezdinde hapishane olan tesislerini istedikleri kadar süslesinler, kirli taktiklerle pazarlasınlar durum hayvanlar ve onların hakları için mücadele eden bizler için değişmeyecek. Her daim bu ve benzeri hapishanelerin teşhiri ve boykotu konusunda elimizden geleni yapacağız.”

‘Kanuni düzenlemeye gidilmesi gerekir’

Özgüner “AVM’de hayvanların sağlıklı ve doğa bir yaşam sürdürmeleri mümkün mü?” şeklindeki sorumuza ise  AVM'lerin insan fizyolojisi ve psikolojisine ne denli olumsuz etkileri olduğunu artık herkes bildiğini hatırlatak şöyle cevap verdi:

“İnsanlar için durum feciyken yaban hayvanlarının durumu içler acısı olacak. Hem bu tür sapkın bir "insanî" fikri, yani hapishane modeli AVM fikrini ortaya atanları hem de böylesine feci bir ticarethaneyi ayakta tutacak potansiyel tüketicileri düşündükçe toplumumuz açısından endişeleniyorum. Özgürlük, yaşam hakkı para ile satın alınabilecek ya da kiralanabilecek değerler değil. Bir an önce bu ve benzeri projelerin durdurulması, bu çılgınlığa kanunî düzenleme yoluna gidilerek son verilmesi gerekiyor. Ne AVM'de ne de başka bir yerde asıl yaşam ortamları doğa olan, günde kilometrelerce gezen, avlanan, birbirleriyle sosyal ilişkiler kuran hayvanlar tutsak edilebilir. Bunun adı zorbalık, başka bir şey değil.”

Toplumsal Haber Merkezi

Son Güncelleme: 15.05.2017 12:11
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.