Bu bir Azeri sözüdür. “Hırsız öyle bağırdı ki, doğrunun ödü koptu,” anlamındadır.

Türkiye’nin hırsızlarını anlatıyor sanki.

Hırsızların pislikleri lağım gibi etrafa saçılmış, dünyaya rezil olmuşlar; ama yine de mikrofonlarda yumruk sallayıp kükremeye devam ediyorlar. 

Çünkü bu hırsızlar bu toprakları DÂRÜL HARP, yani SAVAŞ DİYARI olarak görüyorlar.

Bunun ayyuka çıkan hırsızlıklarla ne ilgisi var, diyeceksiniz.

Biraz sabredin!

Bu hırsızlara göre…

İslami kurallarla yönetilmeyen her yer, her ülke Dârül Harp’ tır.

Türkiye de İslami kurallarla yönetilmediğine göre Dârül Harp ( Savaş Diyarı) bir ülkedir!

Böyle yerlerde Müslümanların gasp, haraç ve yağma gibi filleri günah sayılmaz, ülkenin tüm zenginlikleri ganimet olarak kabul edilir

O halde bu eylemler, Dârül Harp olduğu için Türkiye’de de günah değildir.

Hırsızların sakat mantığı işte budur!

Bu hırsızlar ki, daha düne kadar altı delik ayakkabılarla ile dolaşırken, bugün milyar dolarlık kirli servetlere boğulmuşlardır.

Şimdi daha iyi anlaşılıyor ki, bunların devlette koltuk kapmak için çırpınmalarının tek nedeni, Dârül Harp olarak kabul ettikleri zavallı ülkenin zenginliklerini talan etmektir.

Dikkat ederseniz bunlardan devlette koltuk kapıp, çoluk çocuğu ve akraba çevresi ile birlikte köşeyi dönmeyeni yok denecek kadar azdır.

Vurgun ve talanları toplumsal bir tepkinin fitilini ateşlemesin diye, halkın ağzına bir parmak bal çalmaya da azami dikkat gösterirler.

Aslında neresi olursa olsun çalıp çırpmayı yapmayı kafasına koyanlar için her yer Dârül Harp’ tır ve orayı yağmalamak helâldir.

Bir sohbetimizde Kars’ tan bir arkadaş anlattı:

 “Çocukluğumda Azeriler satmak için bizim köye öküz arabaları ile kavun karpuz getirirlerdi.

Biz çocuklar o kavun karpuzlara iştahımız ateşlenmiş bir halde, ağzımızdan sular akarak bakar dururduk.

Köyün büyükleri Azeriler için, ‘Bunlar beşinci mezheptendir, bu nedenle malları helâldir,’ diyorlardı.

Yani onlar ‘Gâvurdu’, kavun ve karpuzlarını çalmak günah değildi!

Böylece günah korkusundan kurtulan bizlere gün doğardı.

Biz küçükler saklandığımız çeperlerin arkasında gözcülük yaparken, mahallenin abileri ellerinde ekmek bıçakları ile sine sine arabalara sokulur, çuvalları boydan boya yararak, kucaklarına sıkıştırdıkları kavun ve karpuzlarla hızla oradan uzaklaşırlardı.

Abiler önde, biz arkada koşarak kendimizi telaşla bir kuytuluğa atar, kulaklarımız kirişte aç kurtlar gibi saldırıp, o kavun karpuzları bir nefeste mideye indirirdik.  

Zavallı adamlar bizim muzip bakışlarımız altında arabalarının başına döndüklerinde, çuvallarının bıçaklarla parçalandığını görüp iç geçirir, ama belki de utandıkları için ses çıkarmazlardı.

Eskiden Kars Arpaçay’da yaşayan Malakanlar da bu Dârül Harp soygunundan çok çektiler.

‘Bunlar Rus ve gâvurdur; malları helâldir,’ diyordu Müslümanlar, onları aşağılayarak.

Dürüstlük, çalışkanlık ve yaratıcılıkta dünyanın ender halklarından olan o canım Malakanların ektikleri bostanlar bu yüzden sık sık Müslümanların saldırısına uğrardı.

Malakanlar korktukları için hırsızları görmezden gelirlerdi.”

*                                    *                             *

Dârül Harp’te gasp ve yağma ganimetten sayıldığı için arkadaşımın anlattığı bu hırsızlıklar günahtan sayılmıyordu!

İşte Türkiye’de hırsızlar bunun içindir ki, pervasız ve çarık yüzlüdürler. Açıkça söylemeseler de çalmayı dinen mubah görüyorlar.

Hem çalıyor, hem de utanmazca bağırıyorlar.

Mide bulandıran çirkin sesleri tüm seslerin üstüne çıkıyor.

Yukarıdaki Azeri sözüyle söylersek, “Oxru éle bağırér ki, doğrunun bağrı çatliyır!”

İçimi acıtan şey, açlık sınırında yaşayan yoksullarımızın kendi kanlarını emen bu hırsızları hâlâ alkışlamalarıdır.

Vurgun ve talan bu düzenin doğasında var; bu düzen var oldukça şimdi bunlar çalıyor, yarın başkaları çalacak. alinakavdo@gmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.