İran'da 28 Aralık Perşembe günü Meşhed'de başlayan daha sonra ülkenin diğer kentlerine yayılan eylemler meydana gelmiştir. Eylemler halk kaynaklı olarak, doğal bir şekilde başlayıp, ekonomi, adalet ve yolsuzluk sorunlarına karşı halkın sokağa çıktığı, itirazlarını yaptıkları protesto ile başlamıştır. Ülkede bir kaç milyon insanın iflas eden finans şirketlerine sermayelerini kaptırmaları, yoksul halkın zamlar karşısında tahammüllünün kalmaması, üniversite mezunu olup iş bulamayan gençlerin sayısının her geçen gün artması, Kirmanşah’ta yaşanan deprem sonrası çok zor durumda bulunan halka hükümet yetkililerinin yeteri derecede yardımda bulunmaması hatta halk tarafından toplanan yardımların depremzedelere ulaştırılmaması, emekli maaşlarının ödenmemesi, birçok fabrikanın kapanması ve artan enflasyona rağmen kapılarına kilit vurmayan fabrikaların çalışanlarının maaşlarını ödeyememesi bunun karşısında hükümet yetkililerinin kendileri ve yakınlarının yolsuzluk yapmaları milyarlarca dolar kaçırmaları, yüksek maaş almaları halkın doğal bir şekilde sokağa çıkmasının delili olarak gösterilmektedir. Bu denli sorunları protesto etmek, dünyanın neresinde olursa olsun o ülkenin yurttaşlarnın en doğal hakkıdır.

Ancak, görüyoruz ki, protestolar; ekonomi, adalet ve yolsuzluk sorunlarını bahane eden, hükümet muhaliflerinin kontrolünde, siyasi iç çekişmeye meydan yaratmaktadır. Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri’nin olaylardan bir gün sonra; “Bu olayları başlatanların sonunu getiremeyeceğini ve kendilerinin de zararına olacağı, bu ateşi yakanların ateşin dumanında kendi gözlerinin de yanacağı” açıklamasından bulunması gösterilmektedir. Yine Ruhani; olayların başlangıcında İran Radyo ve Televizyon Kurumu’nun göstericilere destek verdiğini söylemesi, olayların sadece ekonomik kaynaklı olmadığını dile getirmesi de olayların kaynağının muhalifler olduğu ortadadır.

Son yıllarda bölgede yaşanan gelişmeler karşısında İran bölgedeki nüfuzu, ABD ve yandaşlarının planlarının aksine artmıştır. ABD, İsrail ve müttefikleri bölgedeki tüm savaşlarda yenilgiye uğramış ve güç kaybetmiştir. Bunun intikamını almak ve asıl düşman olan İran’ı zayıflatmanın dışarıdan müdahale ile olamayacağını gören dış güçlerin İran’ı içeride karıştırarak zayıflatmak istenmektedir. Olaylarda Kanada’da yaşayan ve İngiltere’de okuyan bir kızın başörtüsünü çıkarıp bir sopanın ucunda sallaması, yine İran’ın dış politikasını hedef alan sloganların atılması delil olarak gösterebiliriz. Yine CIA’in İran’daki operasyonlarının başına Müslüman Mike ya da Karanlık Prens lakaplı D’Andrea’yı getirmesi ve olaylar başlarbaşlamaz ABD Başkanı Trump başta olmak üzere İsrail, Arabistan, İngiltere gibi ülke yetkililerinin İran’daki olayları destekledikleri açıklamalarını yapmaları ve halka destek verdiklerini halkın sokaklara davet etmeleri olayların aynı zamanda dış kaynaklı olduğunu çok açık bir şekilde görmekteyiz. İran'ın iç meselelerine müdahale etmediklerini belirten İsrail Ulaştırma ve İstihbarat Bakanı Yisrael Katz, İranlı göstericilerin özgürlük ve demokrasi mücadelesini kazanmasını umduğunu söylemesi, bir İsrail radyosuna demeç veren Katz, "İran'ın iç meselelerine karışmıyoruz ancak İran halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini kazanmasını gönülden temenni ediyorum" demesi, Bakanın, İran halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini kazanması halinde İsrail ve bölge geneline yönelik tüm tehditlerin ortadan kalkacağını savunması, İsrail'in üçüncü ülkelerin iç meselelerine müdahale etmeme ilkesine bağlı olduğunu ve bu nedenle ABD Başkanı Donald Trump'ın aksine İran'daki gösterilerin devamını açıkça talep etmeyeceğini kaydeden Katz, "Başkan Trump'ın nükleer anlaşmaya karşı takındığı sert tutum, anlaşmayı gözden geçirmesi ve Tahran'ı yaptırımlarla tehdit etmesi, hiç şüphe yok ki, iç durumu da etkiliyor" demesi...

Yapılan açıklamalara ve atılan sloganlara bakınca, olayların iç kaynaklı olduğunu daha sonra da dış kuvvetler tarafından desteklendiği bariz ortadadır. İran İslam Cumhuriyetinin, emperyalizme ve siyonizme karşı bölgede vermiş olduğu mücadele herkezce bilinmektedir. O yüzden bu ülkenin Vatansever Devrimcileri olarak, emperyalizme ve siyonizme karşı mücadele veren İran İslam Cumhuriyetinin sonuna kadar yanındayız. İran devletinin burada üzerine düşen bir an önce yolsuzluk ile adı geçen kim varsa gereğini yapmalı, toplumun birliğini ve dirliğini yeniden toparlamasıdır.

İran'ın bütünlüğü Türkiye'nin bütünlüğüdür.

Yaşasın İlerici İran, Kahrolsun Gerici Emperyalizm!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner46

banner50