Atina'da Lozan polemiği! 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Yunanistan’ın Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos ile ortak basın açıklaması yaptı. Yunanistan Cumhurbaşkanı'nın "Lozan'da güncellemeye gerek yok" sözlerine Erdoğan, "Lozan konusunda zannediyorum hala anlaşılmayan bazı incelikler var" diyerek karşılık verdi. 

Atina'da Lozan polemiği! 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Yunanistan’ın Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos ile ortak basın açıklaması yaptı. Yunanistan Cumhurbaşkanı'nın "Lozan'da güncellemeye gerek yok" sözlerine Erdoğan, "Lozan konusunda zannediyorum hala anlaşılmayan bazı incelikler var" diyerek karşılık verdi. 

07 Aralık 2017 Perşembe 13:46
Atina'da Lozan polemiği! 

İlk olarak Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos konuştu. 

Pavlopulos'un konuşmasından satır başları şöyle: 

Biz Yunanistan olarak Türkiye'yi her zaman AB'de destekleyen bir ülkeyiz. Bu ziyaretinizin AB açısından da çok büyük bir öneme sahip olduğuna inanıyoruz. AB'ye Türkiye'nin tam katılımı, hem Türkiye halkına, Türkiye'ye yararlı bir olgu olacaktır.

Biz Yunanistan ve Türkiye olarak işbirliği köprüsünü inşa etme aşamasındayız. Ve bu inşa, bu köprü daha da güçlendirilmeli. Bu köprü var olan bir köprüdür, daha da güçlendirilecektir ziyaretiniz sayesinde.

Bu hedefe ulaşabilmek için Yunanistan açısından tüm ulusal hukuk noktalarını tam yerinde bir saygı göstererek ulaşabileceğimize inanıyorum. Bu tabi Avrupa müktesebatını da içeren yazılı sözleşmelerle belirlenen ulusal hukuka saygı bu ilişkilerin çok önemli bir hususu olduğuna inanıyorum.

Bildiğiniz gibi tarihi bir ziyaret mahiyeti taşıyan başka bir ziyaret Atatürk ve İnönü zamanında yapılmış bir anlaşmadan bahsetmek istiyorum ve bu da hepimizin bildiği gibi Lozan anlaşmasıdır.

Lozan anlaşması iki ulusun ulusal toprakların sınırlarını çizen bir anlaşma teşkil etmektedir. Bu ikili ilişkiler açısından hiçbir boşluk bırakmayan, tamamlanması gerekmeyen muğlak bölge sınırları taşımayan bir anlaşmadır Lozan anlaşması.

Bunun tartışılacak, reform edilecek bir sözleşme olduğuna inanmıyoruz. Ve bu anlaşma gereğince iki ülkede de yaşayan azınlıklar çok belirgin bir şekilde dile getirilmiştir. Ve azınlıklar Yunanistan açısından dini azınlık olarak tanınmıştır. Yunanistan'da Müslüman bir azınlık Lozan Anlaşması temelinde Yunanistan'da yaşamaktadır. Ve Yunanistan bu azınlığı bir hukuk devleti olarak tüm haklarını öngörüldüğü şekilde korumaktadır.

Son olarak hepimiz, bu ziyaretin altın harflerle tarihe geçmesini umut ediyoruz. Ve bunun gerçekleşeceğine inanıyoruz.
Aramızda farklılıklar, hem fikir olmadığımız hususlar olabilir. Ve bu hususlara saygıyla eğilerek bir çözüm bulabileceğimize inanıyoruz.

Size Atina'ya hoş geldiniz diyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise şöyle konuştu: 

Bugün ülkelerimiz adına çok önemli bir gün. 65 yıl aradan sonra rahmetli Celal Bayar'ın ziyareti, ondan sonra ilk defa bir resmi ziyareti gerçekleştiriyoruz. Bunun bana nasip olması sebebiyle ayrıca mutluyum.

''Lozan konusunda anlşılmayan bazı incelikler var'' 

Özellikle Lozan konusunda zannediyorum hala anlaşılmayan bazı incelikler var. 94 yıl önce yapılmış bir anlaşma ve bu anlaşma sadece Türkiye ile Yunanistan arasında yapılmış bir anlaşma değildir. Bu anlaşmanın 11 taraf ülkesi vardır. Düşünün ki Lozan anlaşmasında Japonya bile var. 

Bütün bu ülkelerle hepsini kapsayan bir anlaşma; bunu konuşuyoruz.
94 yıl içerisinde dünya adeta yeniden inşa ediliyor, yeniden kuruluyor.

Türkiye ile Yunanistan arasında bir çok şeyler değişti, değişiyor. Mesela Lozan'da buradaki Türklerle ilgili 'Müslüman azınlık' ifadesinin geçtiğinden bahsediyorsunuz. Doğrudur ama aynı zamanda AİHM'de Türk ifadesi orada geçmektedir. Bu kararlarıyla da orada vardır.

Mesela bir başka özelliğe geleceğim. Oradaki insanların yaşam koşullarının ne durumda olduğunu değerlendirme noktasına buraya da iyice bir göz atmak lazım. Batı Trakya'da yaşayan Müslümanlar inandıklarını Lozan'a göre yaşayabiliyorlar mı? Batı Trakya'da yaşayan Müslümanlar bugün en yazık ki kendi seçtikleri baş müftü değil, atanan bir baş müftüyle yönetilme gayretleri var.

Türkiye’de mesela patrik atanan bir patrik değildir. Patrik, sensinod meclisinin seçmiş olduğu bir patriktir.

Lozan’a göre de malum belli bir sayıda sensinod Meclisi oluşur. Ve bunların da Türk vatandaşı olması lazım. Sensinod meclisindeki bu sayı azaldığı için, ben mesela patriğe demişimdir ki “Siz bize isimler verin, biz bunları Türk vatandaşlığına alalım ve Meclis’te bu sayıyı dolduralım.

Patriği kim seçiyor? Seçecekse bu 17 kişiyi seçecek. Yunanistan’da gerek başbakanlığım, gerek cumhurbaşkanlığım döneminde hala biz Batı Trakya’da baş müftüsünü oradaki imamlar, din adamları seçememiştir. Bu nasıl oluyor da Lozan anlaşmasının uygulamada olduğunu söylüyoruz? Demek ki Lozan uygulamada değil.

Bunu bugüne kadar tanıştığım dost olduğum, bir çok arkadaşımızla görüşmüşümdür. Sayın Karamanlis’te Papandreu ile görüşmüşüzdür, Sayın Çipras ile görüşmüşüzdür, görüşüyoruz. Ama netice alamadık. İşin ekonomik boyutuna baktığınız zaman bugün AB veyahut da Yunanistan’ın açıklanan milli gelirine baktığınız zaman 18 bin dolar civarındadır.

Batı Trakya ortalama kişi başına milli geliri 2 bin 200 dolar civarındadır. Yatırım noktasında atılması gereken adımlar noktasında gerekli destekler onlara verilmemektedir, ayrımcılık söz konusudur.

Türkiye’de benim Rum vatandaşlarıma yönelik böyle bir uygulama göremezsiniz. İbadethaneleri noktasında en ufak bir ayrımcılık göremezsiniz. Ama Batı Trakya’da bırakın bunları “Türk” kelimesinin yazılmasını dahi hazmetmek mümkün değil. Bir okulun kapısında dernekte “Türk” yazıyorsa hazmedemiyorlar.

''Biz engel olsaydık NATO'ya giremezdiniz'' 

Bence bunların bir defa aşmamız lazım. Benim ‘güncellenmesi gerekir’ dediğim konu işte bunlardır. Ve tabi bir çok askeri konularda sıkıntılar yaşanıyor. NATO’dan siz çıktınız tekrar NATO’ya girişinizi biz sağladık. Eğer biz engel olsaydık siz NATO’ya giremezdiniz. Çünkü bir ülkenin muhalefeti NATO’ya girmenizi engelleyebilirdi. Ama biz öyle bakmadık. Biz komşu diye baktık. Ve bugün de öyle bakıyoruz.

Aynı şekilde yine Kıbrısla ilgili yaklaşımınız tabi o görüşmelerin içerisinde siz olmadınız, ben o görüşmelerin bizzat içindeydim. Yunanistan garantör ülke olduğu gibi Türkiye de garantör ülke. Bizzat o final görüşmelerinin içerisinde oldum. Ve Kofi Annan ile beraber o süreci birlikte yürüttük.

Ve oradaki görüşmeler neticesinde aslında işin çözüme kavuşması gerekirken ne yazık ki orada alınan kararlar uygulamaya girmedi. Kıbrıs’taki Türkler yapılacak olan referandumda yüzde 60’ın üzerinde evet oyu verdiler, ama güneyde Rumlar tam tersine hayır oyu verdiler.

Ve AB’nin verdiği sözler de yerine gelmedi. Mali noktada vereceği desteklerin hiçbirini uygulamaya sokmadılar. Bugün bile hala bunlar yerine gelmiş değil. Ve bizler bu noktadaki sadakatimizi aynen sürdürüyoruz. Tabi bizim hedefimiz şu, Kıbrıs’ta kalıcı adil bir çözüm bulalım. Aynı şeyi Ege’de bulalım. Ve bunlar Lozan’da şöyle olmuş böyle olmuş tamam eyvallah. Ama o zaman biz olması gerekenleri bir an önce yapalım.

Kolay değil 94 yılda bir çok şey değişti. Ve eğer bunlar gözden geçirilirse birçok şeyin olması gerektiğini inanıyorum ki taraflar da kabul edecektir.

Ve yine bizim özellikle arzu ettiğimiz şeylerin başında Batı Trakya’daki soydaşlarımızın oradaki haklarının korunması meselesidir. Bakın 65 yıl aradan sonra biz bugün buraya çok farklı bir heyecanla geldik. Tabi Batı Trakya’ya bir ziyaret yapmayı arzu ettim.

Ama birileri de maalesef bu ziyareti provoke ediyor. Dağıtılan broşürlerden tutunuz, binaların kapılarına çizilen işaretlere varıncaya kadar. Her toplumun içerisinde artılar eksiler vardır, o ayrı bir konu. Ama bunların 65 yıl aradan sonra böyle bir cesareti ortaya koyarak, buraya eğer bir cumhurbaşkanı geliyorsa bunun çok kontrol altında tutulması gerekir diye düşünüyorum.

Ve tabi bunları ayrıca aramızda belki çok daha detay görüşme şansımız da imkanımız da olabilir. Ve bu ziyaretimizin ben istiyorum ki çok çok farklı, çok daha zengin, çok daha barışa yönelik şekilde yürümesi tarafların özel gayretleriyle önem arz ediyor.

Aramızdaki siyasi, askeri, kültürel ilişkileri süratle güçlendirmemiz lazım. Turizmdeki gelişmelere baktığımız zaman, ülkemizden buraya, sizden bize gelenler hatırı sayılır oranda yükseliyor. Öyleye bunu zenginleştirmemiz lazım. Aramızdaki özellikle yüksek düzeyli stratejik konseyi güçlendirerek devam etmemiz lazım.

Benim Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olarak arzum şudur. Biz bardağın boş tarafıyla uğraşmayalım. Bardağın dolu tarafına bakalım ve münasebetlerimizi güçlendirelim. Bu ziyaretimizin de inanıyorum ki 65 yılı bir kenara koyup artık ileriye bakacak olması temennisindeyim.

Erdoğan'ın konuşmasının ardından söze giren Pavlopulos şunları söyledi: 

"Sayın Cumhurbaşkanı Kıbrıs konusunda, cumhurbaşkanı kıyası yaptınız. Ancak Yunanistan'da anayasa gereği cumhurbaşkanı sizin yetkilerinze sahip değildir. O yüzden katılamadım görüşmelere. Bu karşılaştırma için şeref duydum tabiki. İlişkilerimizin samimiyet ilkesi üzerinde ilerleyeceğine inanıyorum. Dışişleri Bakanımızın da söyleyeceği gibi ben hukuk profesörüydüm. Bir anlaşmanın, hukuk ilkesinin güncellenmesi mümkün değildir. Var olan sözleşmeye yeni bir metin ekleyebiliriz fakat anlaşmayı güncellemek veya reform etme gibi bir kavramı kullanmıyoruz. Bu konuda da sizin samimiyetinize inanarak, bunun altını çizmeyi arzu ediyorum. Aynı zamanda bu ziyaretin tarihi öneminin altını çizmeden edemeyeceğim."

Pavlopulos'un sözlerine Erdoğan'dan bir yanıt daha geldi: 

Bunu cevapsız bırakmak da kendime saygısızlık olur. Ben tabi hukuk profesörü değilim ama siyaset hukukunu iyi bilirim. Siyaset hukukunda da, anlaşmaların güncellenmesi diye bir şart vardır ve bunu da biz yaparız. Yeterki ülkeler bu konuda mutabık kalsınlar, bunun dünyada çok örneği var. Sizler bu konuyu açtığını için bu konuya girdik. Açmamış olsaydınız, sayın Çipras'ın kabulünde bu konulara girerdik. Biz de çok sıkıntılar yaşadık, o yüzden sistem değişikliğine gidiyoruz. 2019'da Cumhurbaşkanlığı sistemine geçeceğiz.


 

Son Güncelleme: 07.12.2017 14:03
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.