11 Ağustos 2017 Cuma 09:21
Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Hasan Kütük, "Tokmak onların elinde davul bizim elimizde"

Toplumsal Haber / Çiydem Dağdeviren

2005 yılından itibaren profesyonel olarak sendikacılığın kuruculuk ve yöneticilik alanında yer alan Hasan Kütük, sermaye ve iktidara karşı emeğin dayanışmasının önemini vurgulayarak, yapılacak olan toplu sözleşmelerin kamu çalışanları için hayati öneme sahip olduğunu ve belirleyici noktada emeğin olması gerektiğini söyledi.

Yandaş sendikanın toplu iş sözleşmesinde belirleyici olduğunu, bunun demokratik olmadığını ve taleplerin istenen şekilde kabul edilmeyeceğini bildiğini söyleyen Kütük, daha önce de karşılaştığımız şekilde iktidarın sermayenin tarafında olmasından kaynaklı taleplerimizin kabulunun zor olduğunu ve çok saygın ‘grev hakkımızın’ OHAL nedeniyle engellendiğini görüyoruz dedi. 

Kütük, “Günümüzde kamusal alanda sendikal örgütlenmenin zor olduğunu, yapılan uygulamalarla birlikte sendikacılığın muhalif yapısının önüne geçilmektedir. Sendikal örgütlenme muhalif yapısını örgütlenmeden almaktadır ancak günümüzde iktidarla birlikte güçlenen sendikacılığın yaygınlaştığı görülmektedir. Bu tarz örgütlenmelerin dünya üzerinde örneğinin olmadığını, ilk örneği neredeyse Türkiye’de gelişmektedir.
İktidara yakın sendikalar tek başına karar verici konuma geldiler. Bunun nedeni üye sayılarının fazla olması. Gücünü emekten değil, iktidar ve sermayeden alanlar emekçilerin safını savunmada özgür olamazlar.

"Tiyatroda oyuncular ve sonuçlar belli"

Pazartesi yapılacak olan toplu sözleşmeyi imzalamak zorundalar çünkü başka seçenekleri yok. İnsani koşullarda bir yaşam talebi ile hareket ederek sözleşmeyi kabul ettirmeleri gerekir. Toplu iş sözleşmesinden beklentimiz tabiki çalışma ortamlarının huzurlu ve kullanışlı bir ortama sahip olmasıdır. Fiziki koşulların kullanışlı ve verimli olması, çalışma özverisini ve yapılan işe inancı yaratır. Çalışanların ihtiyaçları ve önerilerinin dikkate alınarak sözleşme imzalanmalıdır.

Ancak perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Sözleşme sonucunda kamu emekçilerinin tüm taleplerinin kabul edilmeyeceğini biliyoruz 2 yıl önce de bu tiyatroyu izledik. Oyunlar ve sonuçlar belli. 2 ay önce Türk-iş ile kamu emekçileri için toplu sözleşme imzalandı. .%3,5 +%3,5 gibi bir artış oldu. Bu da çok net somut bir gösterge olarak istenilen düzeyde beklentileri karşılayacak sonuçlar doğurmayacağını gösteriyor.

Bütün arkadaşlarımız devletin temsilcisi olarak görevlerini yapmaktadırlar. Ancak tokmak onların elinde davul bizim… Devletin şu anki yaşam standartlarını yükseltmede çalışma ortamları ve karar süreçleri bağlamında çok da dikkate alındığını söyleyemeyiz. 

“Ohal’i biz sizin için yaptık”

Sayın Cumhurbaşkanı yabancı yatırımcılarla yaptığı bir işveren toplantısında ‘OHAL’i biz iş dünyamız daha iyi çalışsın diye yapıyoruz demiş. İktidara ilk geldiğimiz süreçte fabrikalar grev tehdidi altındaydı, OHAL’den dolayı hemen müdahale ediyoruz, çünkü iş dünyamızı sarsamayız Bir sorununuz var mı?” diye soruyor. Siyasal iktidar hakem görevini üstlenerek uzlaşma yapmalıdır. Burada sermayenin tarafı olmuş bir iktidar ile karşı karşıyayız. Aramızda çalışma barışı açısından emek sermaye ilişkisi önemlidir, çünkü birbirine bağımlılardır. Emekçinin dayanışmasının önüne geçilmiştir. İktidar burada hakem rolü olmak yerine taraf olmaktadır.

2012 yılında geçirilen uyum yasası ile birlikte en fazla üye sayısına sahip ilk üç konfederasyon toplu iş sözleşmesine girer maddesi eklendi. Şuanda 15 kişi toplu iş sözleşmesine giriyor bu kişilerden 14’ü iktidara yakın, 1’i kamu-sen üyesi.

“Herkesin tiyatroda rolü belli”

İktidarın belirlemiş olduğu konfederasyonun yetkilileri zaten. Böyle yasal bir statüye kavuşturmuşlar. Kendilerinin dışında birilerinin orda olmasını engelleyerek tekel oluşturmuşlar. Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar. Herkesin tiyatroda rolü belli zaten.

Yapılacak olan sözleşmenin, kamu emekçilerinin ihtiyaçlarına cevap vereceğini düşünmüyorum. Bir arada durma özverisi gösterebilseydik uzlaşı talebimizi sunabilirdik. Dikkate alınmadığı zaman emeğin gücünden gelen eylem hakkımızı kullanabilirdik. Burada güçlü bir kitle var, olumlu sonuç çıkabiliri taşıyordum. Ancak burada sonuç bellidir. Sonuçlar istediğimiz gibi olmazsa demokratik hakkımızı ortaya koyacağımız bir irade taşınır ve kararlılık sağlayabileceğini düşünebiliyoruz. 

“Yasal olmayan uygulamalar ile üye kazandırıyorlar”

Devlet önceden her ay ‘sendikal kazanım’ adı altında işçilere ödeme yapıyordu. Ancak bu ödemenin yapılmaması gerekiyor. Bu nedenle Kemal Kılıçdaroğlu Anayasa Mahkemesine başvurarak bu uygulamayı iptal ettirdi. Bu nedenle üye kaybı yaşayan sendika yine hükümetle görüşerek farklı bir çözüm, hukuku arkadan dolandırma ile ona denk gelecek rakamı üç ayda bir maaşa artış olarak aldılar. Bu sistem hala devam ediyor ve şuanda götürdükleri öneride en yetkili sendikanın üyelerine bu ödemenin iki katını talep ediyorlar. En yetkili sendika kendileri…

Sorunlarımız ve kaygılarımız ortak, beraber yan yana olmazsak ve ortak bir duruş sergilemezsek onları geri götürecek uygulamalar gerçekleşmez. Hiç kimseyle çekince içerisinde olmadan bu sürecin ilerlemesi için adımlar atılmasını istiyoruz.” 

Yandaş sendika olan Memur-Sen’in Büyük Türkiye söylemiyle bazı taleplerini burada görebilirsiniz, 

MADDE 1: Kümülatif olarak maaşlara en düşüğü yıllık %16,60 iki yıllık %38,52 oranında zam yapılmasını içeren üç alternatifli teklifle masada olacağız.

MADDE 7: Toplu sözleşme ikramiyesinin 77 TL’den 102 TL’ye yükseltilmesini ve yetkili sendikaların üyelerine bir kat arttırımlı 204 TL ödenmesini teklif ediyoruz. (Bu madde ile birlikte diğer sendika üyeleri çalışan memurlar dışarıda bırakılarak demokratik olmayan taleplerle gidilmiştir.) 

NOT:Bunun adı toplu sözleşme ikramiyesi değil, üyelerin aidatını işverenin ödemesidir.

MADDE 14: Kamu yemekhanelerinde ve kamuya yemek hizmeti alımlarında helal gıda sertifikası şartı uygulansın. Kamu görevlilerinin yemek ücretinde artış yapılsın.

MADDE 16: Kamu görevlilerine Ramazan ve Kurban bayramlarında dini bayram ikramiyesi olarak 1915 TL ödensin.

MADDE 18: Kılık kıyafete ilişkin sınırlamaların sona erdirilmesini istiyoruz.

MADDE 25: Kamu görevlilerine görev süreleri boyunca bir defa kullanılmak üzere hac izni verilmesini istiyoruz. 

Son Güncelleme: 11.08.2017 15:22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.