Yep yeni bir yıla başlıyoruz. Yeni yılın İslam dininde olup, olmaması. Hıristiyan bayramı olması vs. tartışmalarına takılmadan, bu konunun insanların kendi görüşleri olduğunu düşünerek saygı duymanın, duyarlı davranmanın önemine dikkat çekerek, yeni yılın benim için hepimize yeni umutlar vaat ediyor olması açısından bakacağım. Aşk, para, sağlık, başarı, barış, huzur beklentileri ile başlıyoruz kocaman yeni bir yıla. Arkamızda bıraktığımız 2017 ya beklide hiç bakmadan hatırlamak istemediğimiz birçok olayla bırakıyoruz arkamızda. 

Her yeni yıl, yeni başlangıçların müjdecisi gibidir. Bu sene gelin farklı bir başlangıç yapalım. Hayatımıza bir milatmış gibi bakalım ve bir dip dalgası başlatalım. Yeni bir yıla en çokta kendimize yakışan bir şeylerle başlayalım. Eskiteceğimiz 2018 yılını,  hakkıyla yaşayıp kocaman bir yılı gülümseyerek teslim edelim. Bu günün hayat şartlarında nasıl başarılı olacağız der gibi olduğunuzu düşünüyorum. 

Öncelikle kirli sepetimizi boşaltalım evimizde gereksiz olanları ayıralım geri dönüşüm yapabileceklerimizi dönüştürelim, kullanmadıklarımızı dağıtalım ihtiyacı olanlara, dolap çekmece ne varsa düzene girelim. 

Sonra kendimize dönelim dış görünüşümüze bir rötuş atalım. Bizi daha güzel göstermesi için bedenimize olanak sağlayalım. Sonra ruhumuza el atalım, bizi kötü hissettiren ne varsa yolun üstündeki taşlar misali kenara koyalım ve zamanın onları çözmesi için son bir şans verelim. Telefon rehberimizi elimize alalım görüşmek istemediklerimizi silelim rehberdeki görüşmek isteyip te vakit bulamadıklarımıza telefon açalım, yanlarına gitmemiş olsak bile, bir telefonla ulaşalım bizim için değerli olduklarını, onlara hissettirelim. Ve bunu rutin bir aralıkla tekrarlayalım.  Bir hobi edinelim, bunda güçlük çekiyorsak bir sosyal farkındalık gurubunda ya da dernekte, vakıfta, sendikada görev alalım olmadı bir kursa yazılalım. Kötü bir alışkanlığımıza karar verelim ve onu terk edelim en azından terk etme mücadelesi verelim. Bir hayvan ya da çiçek edinelim ve onların sorumluluklarını görev edinelim. Kısacası kendimize nefes alacak, insan yanımızı besleyecek yeni başlangıçlara adım atalım. 

Bir tapınak duvarındaki yazıtta şöyle diyor” Yılların geçmesine öfkelenme; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme. Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgâra göre ayarla. Çünkü dünya karşılaştığı fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkânsızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol.” Zamana karşı savaş içinde olmak yerine zamanla barışıp hayata hak ettiği değeri vermek gerekiyor yani yaşıyorsak yoğunluğuna yaşamak gerekiyor. Birilerinin gelip bizim hayatımızı olumlu yöne çevirmesini beklemek yerine biz kendi hayatımızın kontrolünü ele alıp, önce kendimiz, sonra ailemiz, sonrada çevremiz için bir şeylerin başlangıç miladını atalım.  Ve bunları yapmanın para ile ilgili olmadığını hatırlayalım sadece kendimize değer vermekle aslında kendimizi sevmekle alakası olduğunu hatırlayalım. Bakın koskocaman bir 2017 sanki bir bardak su gibi akıp geçti. En azından hayatımızın geri kalan kısmını hak ettiğimiz şekilde yaşamak için adım atabiliriz. Bahanelerin arkasına sığınmadan bu hayatın bize ait olduğunu anımsayalım. 

Sevdiklerimize kulak verelim, onlara birlikte zaman geçirelim ruhumuzu beslemenin en kolay yoludur. Ölümü hatırlayalım hayatın bize emanet olduğunun en önemli göstergesidir. Mezar taşlarını anımsayalım, bize yaşamın sevdiğimiz insanların önemini hatırlatır. Bir gün kendimize ait olacak bir mezar taşı olacağını bilerek, arkamızdan anımsanacak küçük tebessümler hediye edelim insanlarımıza. Doğum tarihi ve ölüm tarihi yazar mezar taşlarında ve bu iki tarihi bir (-) tire ayırır yani koskocaman bir yaşanmışlığı anlatır küçücük bir tire işareti. Yaşamım, hayat hikâyem deriz ya işte küçücük bir tireye sığdırılı verilir koskoca hayat hikâyemiz. “Bu dünyayı düzeltmek için biricik çare yaşayanların hepsini öldürmek, ölüleri de diriltmektir.” Der bir Çin atasözü gerçektende öyledir. Oysa sevdiğimiz insanların kıymetini yaşarken bilsek ve onlara hak ettikleri sevgiyi yaşarken teslim etsek daha anlamlı olmaz mı? 

Anne Frank şöyle diyor. “Ölüler yaşayanlardan daha çok çiçek alır, çünkü pişmanlık minnetten daha güçlüdür.” Ve tam bundan dolayı sevdiklerimiz henüz ulaşabileceğimiz kadar bize yakınlarken onlara hak ettikleri ilgi ve zamanı ayıralım. Kısacası dostlar bu yıl bir milat olsun dünyayı düzeltmenin en mükemmel tek ve biricik yolu, kendimize çeki düzen vermekten geçiyor. Pişmanlıklarımızın olmadığı, huzurun mutluluğun başarının, aşkın ve sevginin dolu olduğu bir yıl yaşamanız dileği ile…
Yeni yılınız kutlu olsun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner46

banner50