2017 yılı da epey bir süredir olduğu gibi Çin’in dünyanın gerçekten en büyük ekonomisi olup olmadığı tartışmalarıyla geçti. Tahtından ettiği Amerikan ekonomisi ile mukayese edilirken ekonominin büyüklüğüne dair hesaplamalarda iki ülke arası fiyat farklarından dolayı PPP veya Big Mac Endeksi gibi çeşitli endeksler kullanılmakta. Lakin Çin’in GSYH’ndaki değişimin yaşam standartları ve verimlilik kapasitesindeki değişimler konusunda pek bir fikir vermediğine dair bir görüş de var. Kişi başı gelir Çin’de hala oldukça düşük ve bu da daha da gelişmesi için alana sahip olduğunu göstermekte. Bu yüzden henüz Amerikan ekonomisinden daha büyük olmadığı farz edilse dahi, Çin’in büyüme oranı ABD’ninkinden çok daha yüksek olduğu göz önüne alındığında, Çin’deki yavaşlamaya rağmen yine de aradaki farkın ileride Çin lehine açılabileceği düşünülmekte.

Çin’in küresel ekonomik, finansal sisteme açılımı konusunda 2017 yılında Çin’den bir çok açıklama geldi. Ancak kimisi de Çin’in geçmiş dönemlere göre ekonomik anlamda korumacı ve milliyetçi politikalarını artırdığını düşünmekte. Ülkedeki şeffaflık konusunda eksikliği, bir çok bilinmeyeni ve belirsizliği de dikkate alındığında finansal şirketlerini daha çok yabancı sahipliğe açması meselesine şüpheyle yaklaşanlar da var.

Xi Jinping yönetimi en son Komünist Parti Kongresi’nde borçlanmayı kontrol altına almayı planladığını, bunu yaparken de ülkenin uzun vadeli ekonomik hedefleri taviz verebileceğini ve büyüme oranlarının düşmesine müsaade edilebileceğini açıkladı. Fiyatların düşeceği, bunun da borcun GSYH’ya oranını yükselteceği yönünde öngörüler mevcut. Şimdilik borçlanma oranı bir nebze yatışmış olsa da döviz kuru ve siyasi gelişmeler dolayısıyla 2018’de yeniden kötüleşeceği beklenmekte.

Güçlü dolar ve Fed’in sıkı para politikası Çin üzerinde baskı uygulamakta. 2017’nin sonuna doğru Komünist Parti deniz-aşırı yatırımlar konusunda yeni düzenlemeler getirdi ve böylece bankalardan döviz işlemleri konusunda bilançolarını dengelemelerini istedi.

Çin’de çevre kirliliği oldukça büyük bir sorun ve Komünist Partisi bir süredir bununla mücadele ediyor. Borçlanmanın yanı sıra emlak piyasası da çin yönetiminin üzerinde dikkatle durduğu bir diğer konu. Şimdilik yönetim ekonomik büyümeyi bile feda edebilecek önlemler almaya kararlı görünüyor. Bu çerçevede yeni düzenlemeler getirildi, bir çok fabrika ve işletme kapatıldı ve yeni düzenlemelere uymayanlara yaptırım uygulama girişimleri oldu. Denetimlerin sert bir şekilde yapıldığı belirtilmesine rağmen denetimciler bu üretim bölgelerinde yönetmeliklere uymayan fabrikaların faaliyetlerine son verip ayrıldıktan sonra bu fabrikaların tekrar açılıp faaliyete başladığı da iddia edilmekte. Ancak yine de bu düzenlemelerin büyüme üzerinde baskı yaratması muhtemel. Emlak piyasası konusunda da hükümet oldukça temkinli, bir balon oluşmaması için yoğun çaba sarfetmekte. Bu gelişmelerin büyüme üzerinde hafif bir düşüşe sebep olacağı beklentisi yaratmakta.

Bütün bu gelişmeler üretim maliyetlerini arttırmakta. Bu artışın arz tarafına 2017 boyunca negatif etkileri oldu. Birçok emtia fiyatları artış gösterdi. Özellikle altyapı yatırımlarında revizyon da dikkate alındığında kimi metal ürünleri fiyatlarında ciddi artışlar görüldü. Kapasite fazlalığında da bir baskı oluştu.

2017 de iyi bir performans gösteren Çin için 2018 beklentileri biraz daha düşük düzeyde. Artık tüm dünyada etkisi yoğun bir şekilde hissedilen Çin’in hem ekonomik hem de siyasi politikalarının değişimi herkes için büyük önem taşımakta. O nedenle Çin’deki değişimleri yakından takip etmek küresel ekonomiyi anlamak açısından oldukça faydalı olacak gibi görünüyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner46

banner50